Vakıflar Haftası (Mayıs ayının 2. haftası)

Yazdır

Vakfın Tanımı


İnsanın yaradılışında var olan yardımlaşma duygu ve düşüncesi insanlığın tarihi ile yaşıttır. Her toplum yardımlaşma hususunda kendi yaşadığı zamanın sosyal yapısına göre bazı faaliyetlerde bulunmuştur. Yardımlaşmanın teşkilatlandırılmış en ideal şeklini ise vakıf olarak görmekteyiz.

Arapça bir kelime olan VAKIF sözlükte yer aldığı şekliyle durma, durdurma, hareketten alıkoyma, hapsetme ve dinlendirme manalarına gelir. Çoğulu Evkaf’dır

Terim olarak bir malı veya mülkü satılmamak kaydı ile ve bazı özel şartlar çerçevesinde bir hayır işine tahsis etmek olduğu bilinen vakıf bugünkü anlamda şöyle tanımlanabilir.

Vakıf; kişinin taşınır veya taşınmaz mallarının hiçbir dış tesir altında kalmaksızın sırf kendi rıza ve isteği ile şahsi mülkiyetinden çıkarıp hayır ve hasenat gayesi ile yine kendisi tarafından belirtilen şart ve hizmetlerin yerine getirilmesi için ebedi olarak tahsis etmesidir. Bu durumda vakıf kuran kişi ile vakıf (Vakfeden) kişi arasında vakfın hangi şartlara göre yürütüleceğini belirten yazılı belgelere de VAKFİYE denilmektedir.

Vakfiyeler, mahkemelerde Hakimler ve şahitler huzurunda tanzim edilen belgeler olmalarından dolayı tarihi kıymeti haiz güvenilir belgelerdir. Sadece vakıf hizmetlerinin nasıl yapılması gerektiğini değil, aynı zamanda; hukuki, tarihi, coğrafi, toplumsal, iktisadi, dini vb. yönlerden kültürümüzü yansıtan bilgiler açısından da çok önemli bir hazinedir.
 


Vakıf haftası hakkında genel bilgi:


Bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere “ Vakıf” denir. Bağışlanan mülklerin, eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin geleceğe taşınması ve yaşatılması vakıfların görevi arasındadır.
İnsanlar arasında sosyal dayanışmanın sağlanması, yardımlaşmak, birbirine destek olmak, acı ve mutlu günleri paylaşmak, sevgi ve saygı tohumlarını atabilmek için fertler arasındaki ilişkilerin iyi olması gerekir.
Vakfın tarihçesi çok eskilere dayanır. Dinimiz yardımlaşmayı ve ihtiyacı olanlara destek olmayı dini temeli saymıştır. Vakıflar Osmanlılar zamanında daha da yaygınlaşmıştır. Cumhuriyetin kuruluşundan sonra da etkinliğini aynı ölçüde sürdürmüştür. 5 Haziran 1935’te çıkan bir kanunla “Vakıflar Genel Müdürlüğü” kuruldu. Ülkemizdeki vakıfların hepsinin yönetimi, bu teşkilata verildi.
Vakıflar eğitime, öğretime, belediyelere, sağlık işlerine, yoksullara hizmet ederler. Vakıf tarafından yardım alan kişilerin adları, kurum tarafından açıklanmaz.
Ülkemizin sosyal, ekonomik, kültürel ve yurt savunmasında vakıfların yardımlar büyüktür. Bu kadar güzel bir hizmetin sürekliliğini sağlamak hepimizin görevidir. Vakıflara yardım ederek gelirlerini çoğaltmak ve çalışmalarını desteklememiz gerekir.
Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz:

1. Dini hizmetler
2. Sağlık hizmetleri
3. Eğitim ve öğretim hizmetleri
4. Aş evi hizmetleri
5. Sosyal hizmetler
6. Sanat ve kültür hizmetleri.
7. Para yardımı
8. Milli savunma hizmetleri
9. İktisadi hizmetler.
10. Ulaştırma hizmeti
11. Spor hizmetleri
İnsanlardaki yardım duygusunu geliştirmek, dayanışmanın önemini anlatmak ve insanların gönül zenginliğine ulaşmasına yardımcı olmak amacı ile 1985 yılından beri 3 – 9 Aralık tarihleri arasında “Vakıf Haftası” kutlanmaktadır.  




Vakıf nedir? nasıl çalışır?


Bir hizmetin gelecekte de hizmet olarak devamını sağlamak amacıyla kendi istekleri ile resmi yollarla bağışlanan mülk ve paralara vakıf denir. Türk toplumunda vakıfların çok eski bir geçmişi vardır. Eskiden bağışlanan hanlar, hamamlar, yapılan köprüler, çeşmeler, okullar ve camiler buna örnek olarak verilebilir. Bağışlanan bu eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin gelecekte yaşatılması da vakıfların görevleri arasındadır.
Bu eserlerin korunması ve verilen hizmetin devamını sağlamak için Vakıflar Genel Müdürlüğü kurulmuştur. Bütün bu eserler, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından onarılır, kiraya verilir, gelirleri toplanır. Toplanan bu gelirler eserlerin korunması, kimsesizlere yardım ve çalışanların maaş alacakları olarak harcanır. Türkiye’de Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün malı olan bir çok dükkan ve iş yeri bulunmaktadır.
Vakıflar Genel Müdürlüğüne bağlı vakıf eserleri sayısı 7500 civarındadır. Vakıflar Genel Müdürlüğü bu gelirler dışında devlet tarafından da desteklenmektedir. Bunun için her yıl bütçeden belirli bir miktarda ödenek ayrılmaktadır.
Vakıflara bağlı öğrenci yurtlarında öğrencilerin barınma, yiyecek ve giyecek ihtiyaçları karşılık beklemeden sağlanır. Düşkümler ve yoksullar için aş evleri açıp onların daha sağlıklı yaşamalarına katkıda bulunulur. Sağlık hizmetleri veren vakıflar da aynı hizmetleri insanlara sunarlar. Vakıflar Genel Müdürlüğü ve vakıfların hizmetlerini anlatmak amacıyla her yıl 3 – 9 Aralık tarihleri arasında Vakıflar Haftası kutlanır. Hafta boyunca vakıfların çalışmaları hakkında bilgi verilir. Radyo ve televizyonlarda, okullarda konu ile ilgili konuşmalar yapılır. Okullarda vakıf eserlerini tanıtıcı duvar gazeteleri düzenlenir. Gidilebilecek vakıflar ve vakıf eserlerine geziler düzenlenir.
Tarihin izlerinin yaşandığı bu eserlere sahip çıkalım. Yaşamaları için yardım edelim. Vakıf eserlerini korumak için yardımcı olalım. Hayırlı iş yapmanın en emin yolu vakıflara yapılan bağışlardır.
Mehmetçik Vakfı, Milli Eğitim Vakfı, Kalp Vakfı gibi vakıflar kendi alanları ile ilgili hizmet vermektedirler




Vakıf ve Önemi


Tarihe baktığımız zaman atalarımızın sayısız hayır müesseseleri kurmuş olduklarını görürüz. Camiler, medreseler, darüşşafakalar, yetimhaneler, güçsüzleri koruma yurtları, kervansaraylar, tersaneler, yollar, köprüler, hanlar, hamamlar, aş evleri gibi vakıf ve hayır kurumları hep Allah inancı ve ibadet amacıyla yapmışlardır. Atalarımız bu hayırlı işleri yapmakla kalmamış, onları ayakta tutacak, devamlarını sağlayacak, harap olup yıkılmalarını önleyecek tedbirleri de almışlardır. Bu suretle muazzam bir evkaf müessesesi doğmuştur. Vakıflar, Hz. Muhammet (SAV) ve ashabı kiram’ın fiilleriyle vücut bulmuş, hayır kurumları olarak başlamış atalarımızın bu manevi mirasa sahip çıkmalarıyla da günümüze kadar uzanmış gelmiştir.

Yukarda saydığımız hayır kurumları oldukça yaygın olup, insanlar bu hayır kurumlarından bedava yararlanırlardı. Köylerde köy odaları, evlerde hariciye adı verilen misafir odaları bulunurdu. Atalarımız, dedelerimiz bir yolcu, bir fakir veya bir yabancı bulup sofrasına oturtmak için can atardı. Ne yazık ki bu gün üst katta oturan alt kattakini tanımayacak şekilde kalabalıklar içinde yalnız yaşamaktayız.
 



Vakıflar haftası mayıs ayının 2.haftası kutlanmaktadır
Daha önce 3-9 aralık tarihlerinde kutlanan vakıfar haftası (hala birçok kaynakta 3-9 aralık olarak geçmektedir) mayıs ayının 2.haftasında kutlanmaktadır.

İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü’nün gönderdiği 26/12/2005 tarih ve 8771 sayılı yazıda Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün 12/12/2005 tarih ve B.02.1.VGM.0.15.00-051/3529-20362 sayılı yazısı ilgi alınarak; daha önce Aralık ayının ilk haftası olan “Vakıflar Haftası”nın 2001 yılından itibaren Mayıs ayının ikinci haftası olarak değiştirilmesine rağmen, değişikliğin bazı kurum ve kuruluşlarına duyurulmamış olması sebebi ile, bu kurum ve kuruluşlar tarafından “Vakıf Haftası” kutlama etkinliklerinin hala Aralık ayının ilk haftası içerisinde yürütüldüğüne dair Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü gerekli açıklamaları yapmış ve bu bilginin de ilgili kurum ve kuruluşlara, kişilere iletilmesini bildirmiştir.





Vakıflarımızdan bazıları:


YENİ VAKIFLARIMIZ


Türkiye Eğitim Vakfı

Türkiye Körler Vakfı

Geri Kalmış Çocuklara Yardım Vakfı

Türkiye Sağlık ve Tedavi Vakfı

İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı

Hava Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı

Kültür ve Turizm Vakfı

Türkiye Trafik Kazaları Yardım Vakfı

Türkiye Kanserle Savaş Vakfı

Türk Kültür Vakfı

Kara Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı

Deniz Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı

Dr. Ali Mümtaz Gülsoy Okutma Vakfı

Türk Spor Vakfı

Kültürel Eserler Vakfı

Milli Eğitim Bakanlığı Vakfı



 
Vakıflarla ilgili güzel sözler



* Vakıf; yorgunu dinlendiren misafirhane, yetimi barındıran yurt, yoksulu güldüren yuvadır.

* Vakıf; cahili öğreten okul, açı doyuran aşevi, hastayı tedavi eden hastanedir.

* Vakıf; mutluluğa götüren kapsamlı ve görkemli bir yoldur.

* Vakıf kurumu; insanın insana, hatta insanın tüm canlılara sunabileceği hizmetin tümüdür.

* Vakıflar; en güzel bir sosyal hizmet tesisidir.

* Vakfa saygı, tarihe saygıdır.

* Vakıf; iman, sevgi ve manevi olgunluğun mahsulüdür.

* Vakıf; sevgi sembolü, insanlık dolu bir fazilet yoludur.

* Vakfa hizmet; halka hizmet, halka hizmet ise; hakka hizmettir.

* Vakıf; diriye şefkat, ölüye rahmet vesilesidir.

* İyiliklerin en güzeli ve en mükemmeli, sadakayı cariye olan vakıftır.

* Vakıflar; varlıklarını vatan ve milletine armağan edenlerin eserleridir.

* Vakfa hizmet kültür ve sanata hizmettir.

* Vakıflar; geçmişe saygı, geleceğe teminattır.

 

 

Tarihte Vakıflar:


Türkiye Büyük Millet Meclisi toplandıktan sonra 2 Mayıs 1920 yılında "Büyük Millet Meclisi İcra Vekillerinin Suret-i İntihabına Dair Kanun" çıkartılarak 11 kişilik İcra Vekilleri Heyetine Şer'iyye ve Evkaf Vekaleti de alınarak vakıf işleri bu Vekâlet tarafından yürütülmüştür. Şer'iyye ve Evkaf Vekaleti'nin 3 Mart 1924 gün ve 429 sayılı Yasa ile kaldırılmasıyla görevleri Başbakanlığa bağlı Vakıflar Genel Müdürlüğüne devredilmiştir.

Vakıflar İdaresinde asıl değişiklikler, 5 Haziran 1935 tarihinde yürürlüğe giren "2762 sayılı Vakıflar Kanunu" ile yapılmıştır. Bu Kanunun 1. maddesine göre vakıflar; yönetim biçimine göre, Mazbut, Mülhak, Cemaat ve Esnafa Mahsus Vakıflar olmak üzere üç kategoride toplanmıştır.

1- Mazbut Vakıflar: Söz konusu 2762 Sayılı Kanunun 1. Maddesinde Genel Müdürlük tarafından idare edileceği gösterilen, bu Kanunun neşrine kadar mazbutiyet altına alınmış olan ve on seneden beri mütevelliliği kimseye tevcih edilmemiş bulunan vakıflar ile Kanunen veya fiilen hayrî hizmeti kalmaması üzerine, idaresi doğrudan Vakıflar Genel Müdürlüğüne bağlanan vakıflardır. Ayrı ayrı tüzel kişiliğe sahip olmakla beraber bu vakıflar, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından temsil ve idare edilir. Bütün iş ve işlemleri Genel Müdürlükçe yürütülür.

2- Mülhak Vakıflar: Soydan gelenlere şart edilmiş, mütevellilerince idare ve temsil edilen tüzel kişiliğe haiz vakıflardır. Vakıf senedinde yazılı şartlara göre vakfın evladından olan mütevellilerce idare edilir ve Vakıflar Genel Müdürlüğünce de denetlenir.

3- Cemaat ve Esnafa Mahsus Vakıflar: Cemaat ve esnafa mahsus vakıflar, bunlar tarafından seçilen kişi veya kurullarca yönetilir. İlgili Makamlarla Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından teftiş edilir ve denetlenir.

Türk Medenî Kanununa Tâbi Yeni Vakıflar: Cumhuriyetin kurulmasından sonra, şahısların isteği üzerine, bağımsız mahkemeler tarafından kurulup, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından kuruluş senedine uygunluk yönünden denetlenen vakıflardır.

Vakıflar Genel Müdürlüğünün, 21.5.1970 tarihli 1262 sayılı Kanunla sınaî, ticarî, ziraî yatırımlara girmesi sağlanmış; 8.6.1984 tarihli 227 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile de bazı birimlerin ismi değişerek, devlet standardı içindeki yerine oturmuştur.

Vakıflar Genel Müdürlüğüne bir görev olarak tevdi edilen vakıf eski eserlerimizi korumak, kollamak, gelecek nesillere ulaştırma görevi, bu eserlerin bütün insanlığın kültürel mirası olduğu düşünüldüğü zaman, başta mülkî amirler, belediyeler olmak üzere bütün vatandaşlarımız tarafından top yekûn korunması gereken eserlerdir. Tarihimizin ve kültürümüzün bir parçası olan vakıf eserlerin korunması, bir kurum ve kuruluşa emanet edilemeyecek derecede ortak sorumluluk gerektirmektedir. Fert fert bu sorumluluğu paylaştığımız taktirde, tarihi vakıf eserlerimiz sonsuza kadar yaşayacaktır.

Kaynak : Vakıflar Genel Müdürlüğü 

 

 

Atatürk ve Vakıflar-1


1 Mart 1922'de T.B.M.M.’ni Açış Nutkundan

“Vakıflarla ilgili konulara gelince; bilinmektedir ki vakıflar memleketimizin mühim bir servetini teşkil eder. Bu servetten millet ve memleketin gerektiği şekilde istifade edebilmesi için Şer’iyye Vekâletiyle beraber bütün Bakanlar Kurulunun ve hatta Yüce Meclisin bu hususu ehemmiyetle tetkik ile bu büyük müessesenin haraplıktan korunmasını ve memlekete faydalı bir hale konulmasını temenni eylerim.

Efendiler;

Vakıfların varoluş esprisi göz önüne alınınca; bunun dinî müesseseler ile beraber hizmet ve sosyal dayanışmayı hedeflediği ortaya çıkar.

Vakıfların imarethaneler, bîmarhâneler, hastahaneler, kütüphaneler, kervansaraylar, hamamlar, çeşmeler, mektepler, medreseler, ve diğer irfan müesseselerini kapsamış olması, vakıflara ait konuların çözümünde uyulması zorunlu olan esasları göstermektedir.”

K. ATATÜRK

 


Atatürk ve Vakıflar-2
1 Mart 1339 (1923) T.B.M.M.’nin 4.Toplantı Yılını Açarken

Efendiler,

Geçen sene zarfında Evkaf Vekâleti; dînî ve hayrî yapıların tamir ve inşaatında oldukça mühim bir faaliyet göstermiştir. Yapılan tamirler, yurdun çeşitli yerlerinde olmak üzere toplam;
126 cami ve mescit ile 31 medrese ve mektep,
22 su yolu ve çeşme, 175 akar ve 26 hamama ulaşmıştır.

339 senesinde İstanbul’a ait olup, şimdiye kadar teşkilâtsızlık yüzünden ihmal edilen bentlerin tamiratı ciddiyetle göz önüne alınarak; bu hususta bir kanun tasarısı hazırlanıp, Türkiye Büyük Millet Meclisine sevk edilmiştir ve adı geçen Kanunun Yüce Meclis tarafından kabulü halinde İstanbul’da susuzluk tehlikesine maruz kalan halk ve dinî yapıların su ihtiyacı mümkün olduğu kadar azaltılacaktır.

Toplamı önemli bir miktara ulaşan vakıflar giderlerinin hiçbir denetime tutulmadan harcanması uygun olmadığı gibi, devamlı olarak halk tarafından yapılan şikâyetlerin bir an önce tetkiki mümkün olmadığından,
yeniden Teftiş Kurulu oluşturulması
bütçeye konmuştur.

Aylık yirmibeş, elli kuruş gibi küçük bir ücretle hizmetlerini yürütmekte olan din görevlilerinden 487 kişinin maaşlarına şimdiye kadar 13006 lira zam yapılmış ve bu sene içinde bir o kadar lira zam kararlaştırılmıştır.

Efendiler !

Geçen sene arz etmiştim. Bu sene de tekrara mecburum ki, vakıflar konusu mühimdir. Memleket ve milletin hakiki menfaati yönünden tetkik ve günün gereklerine uygun bir şekilde çözülmesi lâzımdır, çok gereklidir.”

K. ATATÜRK



Atatürk'ün bir telgrafı :
Telgraf


Başvekil İsmet Paşa Hazretlerine

Son inceleme gezilerimde çeşitli yerlerdeki müzeleri ve eski sanat ve medeniyet eserlerini de gözden geçirdim.

1.İstanbul’dan başka Bursa, İzmir, Antalya, Adana ve Konya’da bulunan müzeleri gördüm. Bunlarda şimdiye kadar bulunabilen bazı eserler muhafaza olunmakta ve kısmen de yabancı uzmanların yardımıyla tasnif edilmektedir. Ancak memleketimizin hemen her tarafında emsalsiz hazineler halinde yatmakta olan eski uygarlık eserlerinin ilerde tarafımızdan ortaya çıkarılarak ilmî bir şekilde koruma ve tasnifleri ve geçen devirlerin sürekli ihmali yüzünden çok harap bir halde olan âbidelerin korunmaları için Müze Müdürlüklerine ve kazı işlerinde kullanılmak üzere (arkeoloji) uzmanlarına şiddetle ihtiyaç vardır. Bunun için Maarifçe yurt dışına öğrenime gönderilecek öğrencilerden bir kısmının bu konuya ayrılmasının uygun olacağını düşünmekteyim.

2.Konya’da asırlarca devam etmiş ihmaller sebebiyle büyük bir tahribat içinde bulunmalarına rağmen, sekiz asır evvelki Türk medeniyetinin gerçek mimarî şaheserleri sayılacak kıymette bazı binalar vardır. Bunlardan bilhassa Karatay Medresesi, Alâeddin Câmii, Sahip Atâ Medrese Cami ve Türbesi, Sırçalı Mescit ve İnce Minareli Cami derhal ve acele olarak onarıma muhtaç bir durumdadırlar. Bu tamirin gecikmesi ve âbidelerin tamamen ortadan kalkmasına sebep olacağından, öncelikle asker tarafından kullanılanlarının boşaltılmasını ve tamamının uzman kişiler kontrolünde onarımının temin edilmesini rica ederim.

K.ATATÜRK 



Fatih Sultan Mehmet'in bir vasiyeti:

FATİH SULTAN MEHMET’İN
SAĞLIK VAKFI İLE İLGİLİ VASİYETNAMESİ


Ben ki; İstanbul Fatihi abd-i aciz Fatih Sultan Mehmet bizatihi alın terimle kazanmış olduğum akçelerimle satın aldığım İstanbul’un taşlık mevkiinde kain ve malumu’l-hudut olan 136 bap dükkanımı aşağıdaki şartlar muvacehesinde vakfı sahih eylerim.

Şöyle ki;
Bu gayri menkulatımdan elde olunacak nemalarla İstanbul’un her sokağına ikişer kişi tayin eyledim. Bunlar ki ellerindeki bir kap içerisinde kireç tozu ve kömür külü olduğu halde günün belirli saatlerinde bu sokakları gezerler. Bu sokaklara tükürenlerin, tükürükleri üzerine üzerine bu tozu dökerler ki; yevmiye yirmişer akçe alsınlar. Ayrıca 10 cerrah 10 tabip ve 3 de yara sarıcı tayin ve nasbeyledim.

Bunlar ki, ayın belli günlerinde İstanbul’a çıkarlar, bilaistisna her kapuyu vuralar. Ve o evde hasta olup olmadığını sorarlar. Var ise şifası yada mümkün ise şifayab olalar. Değilse kendilerinden hiçbir karşılık beklemeksizin darülacezeye kaldırılarak orada salah bulduralar.

Maazallah her hangi bir gıda maddesi buhranı da vaki olabilir. Böyle bir hal karşılığında bırakmış olduğum 100 silah, ehli erbaba verile. Bunlar ki; hayvanatı vahşiyenin yumurtada veya yavruda olmadığı sıralarda balkanlara çıkıp avlanalar ki, münhar hastalarımızı gıdasız bırakmayalar.

Ayrıca külliyemde bina ve inşaa eylediğim imarethanede şehit ve şühedanın harimleri ve medine’i İstanbul fukarası yemek yiyeler. Ancak yemek yemeye veya almaya bizatihi kendileri gelmeyip, yemekleri güneşin loş bir karanlığında kimse görmeden kapalı kaplar içerisinde evlerine götürüle.

 

 

 KONUYLA İLGİLİ ŞİİRLER:

 

Bir buğday tanesi
 
Sultan Süleyman kuşları çağırmıştı,
Bir tanesi zamanında gelemedi.
Sultan Süleyman öfkelendi,
Emrime karşı mı geliyorsun?
Seni cezalandırayım da gör, dedi.

Kuş, Süleyman’a dedi ki;
Sen koca bir sultansın,
Cinler, rüzgârlar emrinde senin,
Benim gibi bir kuştan ne istersin?
Dilersem yıkarım saltanatını senin.

Sultan Süleyman dedi ki;
Ey kuş, bu küçücük halinle,
Nasıl yıkacakmışsın saltanatımı?
Kuş dedi, ey sultan kendine güvenme,
Tacına, tahtına, gücüne güvenme.

Yakın şehirde bir vakıf var,
Kimsesizlere yardımı var,
Yolda kalmışa, garibe, yoksula,
Öksüze, yetime yardımı var,
Vakıf için ekilmiş bir tarlası var.

Uzatma ey kuş dedi Süleyman,
Bunun bizimle ne ilgisi var?
Ey Süleyman dedi kuş, beni dinle,
Şimdi uçup gider, vakıf malı tarladan,
Bir buğday tanesi, kapıp gelirim.

Ne olacak ki, bir buğday tanesinden?
Diye sordu sultan Süleyman.
Ey sultan, dedi kuş,
Bu buğday tanesi vakıf malıdır,
Senin malının içine atarım.

Bu buğday tanesi vakıf malıdır,
Bunda kurdun kuşun hakkı var,
Fakirin, yoksulun, kimsesizin hakkı var,
Tüyü bitmemiş yetimin hakkı var,
Bu buğday tanesi saltanatını yıkar.

Ahmet YÜCEL (10.04.2006)

 

 

Milli Eğitim Vakfı
 
Bir umut belirdi uzaklardan,
Bir güneş gibi parıldayan,
Açtı kollarını biz çocuklara,
Okumak isteyen biz yarınlara.

Milli Eğitim Vakfıydı bu güneşin adı.
Yetiştirdi bağrında sayısız fidanları,
Her bir fidan büyüdü sevgiyle ve bilgiyle,
Vatanın dört bir yanı geleceğe aydınlandı.

Bu değerli varlığın bilmeliyiz kıymetini,
Öğrencisi, öğretmeni birlikte elele,
Yüceltmeliyiz bu eğitim seferberliğini
Herkese duyuralım kalbimizdeki meşaleyi.


Cihangir ACU
MEV Avni AKYOL Lisesi Öğrencisi
 

 

 

  Vakıf
 
Harman olur buğdayım aş için
Tarlada tohumum uçan bir kuş için
Hangi derde derman olayım çare için
Damlayan sular göl olur vakıf için

Bir elin nesi var? iki el gerek
Önümüze çıkar hep bir engerek
Türlü türlü çıkan sorunlar için,
İmdada yetişen bir vakıf gerek

Ağaç dikilir imece ile orman olur
Dağ başını almış dik yamaçlar duman olur
Her bağın bir bağcısı olur da,
Vakıfsız bir dünya viran olur

Neyyir Can'ım can gelir gayri
Kuruyan damardan kan gelir gayri
Millet el ele birlik olmuşsa eğer,
Düze çıkar dağlar, vakıf olur gayri

Neyyir Arıbaş

 

 

Vakıf Haftası
 
Vakıf sözü ne demek,
Bunu herkes öğrensin;
Vakıf kuruluşların,
Ne olduğunu bilsin.

Hayır sever bir zengin,
Ya da devlet adamı,
Bir çeşme yaptırmışsa,
Suyu her an akmalı.

Şehirleri süsleyen,
Camilere iyi bak;
Yeni kuşak korursa,
Topluma yarar sağlar.

İnsanlık hazinesidir.
Vakıf ise bir hizmet,
Bizler hizmet edersek,
Gelişir medeniyet.

Adı her an anılır,
Yurda hizmet verenin,
Bir de vakıf olursa,
Ölmeden kalır ismin.

Sait KIRKGÖZLÜ

 

 Vakıfım
 
Ah o vakıflar
Görünüşü
insanlara yardım eli uzatması
Ne güzeldir.
İnsanları sever
Her işi yardımdır.
Yoksul aileleri sevindirmek ondan sorulur.

Gönderen : Leyla Taşkırış

 

 

 

Vakıflar (Gürsoy Solmaz)
 
Geçmişten bugüne ve bugün bile,
En güzel bir sosyal kurumdur vakıf…
Bir hayır, bir sevap olmuş vesile
Türk ruhuna uygun durumdur vakıf

Yapanlar dünyayı yaşamış, doymuş
Onlar ki varlıklı paşaymış, beymiş
Ebedi olmaya ne güzel şeymiş,
İslam’da ne iyi yorumdur vakıf…

Bizim tarihimiz dolu şeref, şan
Dünyada olmayan bize yakışan,
Vakıflar her yeri eylemiş vatan,
Tarihim, geçmişim varımdır vakıf…

Zengin olanların yaptığı eser,
Ölümden sonraki yaşayan değer,
Türklerin gittiği her diyar her yer,
Saz’ımdır, cura’mdır tar’ımdır vakıf…

Her fakir, her müşkül hatta her hane,
Görüp gideceği varmış bir tane,
İmaret, zaviye ve hastane,
Üç kıt’a, Balkanlar, Kırımdır vakıf…

Belde belde şehir şehir bu kurum,
İslam’ın Türklükle bulduğu yorum,
Bütün Anadolu,Bursa,Erzurum
İstanbul,Kayseri,Çorumdur vakıf…

Bugünde hizmeti olan vakıflar,
Sanmayalım yalnız dört sade duvar,
Orada hasenat, hayır dua var
Düzendir, sistemdir forumdur vakıf…

Gürsoy Solmaz, Erzurum





Vakıflar (Hakkı ÇEBİ)
 
Sayısız yaraya merhem oldunuz,
Yuvasız yavruya yuva kurdunuz,
Her hizmeti önlerine serdiniz,
İnsan abidesi yüce vakıflar.

Hastalara ilaç alıp koştunuz,
Düşkünlere siz her zaman dostsunuz.
Hem kazaya, hem kültüre koştunuz,
Hizmet abidesi yüce vakıflar.

Sarılamayan yara kalmaz sayende
Çıkar gözetmeksizin sen bu gayende,
Kimsesizi güldürdük biz sayende,
Hizmet abidesi yüce vakıflar.

Amacın hep hizmet etmek insana,
Yardımını esirgemedin bana,
Nice saygı, nice hürmet hep sana,
Hizmet abidesi yüce vakıflar.

Hakkı ÇEBİ

 

    Vakıflar (İbrahim ATEŞ)
 
Yardım, dayanışma özüdür onun
Sevgi ve kaynaşma sözüdür onun
Yurdunu yücelten elli milyonun
Gözbebeği canlı şanlı vakıflar.

Toplumun refahı için didinen
Yoksula yardımı ilke edinen
Hizmet yarışında ileri giden
Ata yadigarı şanlı vakıflar.

Dolaş gör yöreni, sathı vatanı
Yurtta vakıf kuran atanı tanı
Her yerde bir eser, bir canlı anı
Tarihi yansıtan şanlı vakıflar.

Vermeyi almaya tercih edenler
Mülkünü millete bahşeyleyenler
Dev eser bırakıp öyle gidenler
Rahmetle anarız sizi vakıflar.

İbrahim ATEŞ

Türkce Öğretmenlerinin Buluşma Noktası
Copyright © 2006 Türkçe Öğretmeniyim

2011 Vakıflar Haftası (Mayıs ayının 2. haftası) .
Powered by Joomla 1.7 Templates