Kütüphaneler Haftası (Mart ayının son pazartesi günü)

Yazdır

KÜTÜPHANE HAFTASI
 
Kitabın yararlarının anlaşılması ve sayılarının çoğalması sonucu kitaplıklar oluştu. Kitaplıkların gelişmesi ile kütüphaneler meydana geldi. Herkesin yararlanması okuması, başvurması için kurulan, içinde kitaplar bulunan binaya kütüphane denir.

Millî Eğitim Bakanlığı, Mart ayının son pazartesi günü başlayan hafta­nın Kütüphane Haftası olarak değerlendirilmesini kararlaştırmıştır. Hafta süresince kütüphanenin önemi anlatılır. Kütüphaneciliğin sorunları kamu oyuna duyurulur. Halk, kütüphanelerin gelişmesi için bilinçlendirilir. Okullarımızda kütüphanenin yararlarından söz edilir. Kütüphanelerde uyulması gerekli kurallar öğretilir.

 Kütüphaneler eski çağlardan beri insanlığın hizmetindedir. Eldeki bilgilere göre ilk kütüphane, Asurlular zamanında kurulmuştur. Osmanlı imparatorluğu döneminde de kitaba ve kütüphaneye önem verilirdi. O dönemden zamanımıza kadar gelen büyük kütüphaneler vardır.

Yurdumuzun belli başlı büyük kütüphaneleri şunlardır : İstanbul’da Süleymaniye ve Beyazıt Devlet Kütüphaneleri. Ankara'da Millî Kütüphane, Millet Meclisi Kütüphanesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kütüphaneleridir.

Bunlardan Millî Kütüphane, 15 Nisan 1946 tarihinde kuruldu. Açılış tarihinde içinde iki kitap bulunan bu kütüphanemizde bugün 620 bin kitap vardır. Kütüphanelerimizdeki kitap sayısı yaklaşık 6 milyon kadardır.
 
Kütüphanelerde, kitapların korunması, kitapların sınıflandırılması ve okuyucuya kitap verilmesi için uzman memurlar bulunur. Bu memurlara kütüphaneci denir. Kütüphanecilik özel bir eğitimi ve öğretimi gerektiren bir meslektir. Bu amaçla üniversitelerimizde kütüphanecilik bölümleri açılmıştır. Bu bölümlerde öğrenimlerini tamamlayanlar kütüphanelerde görev yaparlar.

Yaşadığımız yüzyıl bilgi, ilerleme dönemidir. Kitaplar bilime giden yoldur. Çağımızın buluşlarını kitap, dergi gazete gibi yayın organlarından izleriz. Okuduğumuz kitaplar, dergiler, gazeteler bilgilerimizi artırır. Bizi dünyadaki gelişmelerden, değişmelerden haberdar eder. Kitaplar sevgili dostlarımızdır. Kitaplıklar, kütüphaneler kitapların bir arada bulunduğu yerlerdir.
 
Bulunduğumuz yerdeki kütüphanelerden yararlanalım. Kütüphanelerin zenginleşmesi için kitap armağan edelim. Kitapların korunduğu, yerleştirildiği kitaplığı, kütüphaneyi temiz tutalım. Okuma salonlarında kimseyi rahatsız etmeyelim.

 

 

 KÜTÜPHANEDE UYULMASI GEREKEN KURALLAR

Kütüphaneye ayakkabılar paspasa silinerek girilmelidir.
Palto, pardösü, manto v. b. vestiyere bırakılmalıdır.
Kimlik, ilgili memura istemeden teslim edilmelidir.
Kütüphaneden alınacak kitabın nasıl aranacağı bilinmiyorsa ilgili memurlardan sorulmalıdır. Açıklamaları, dikkatle dinlemelidir.
İstenen kitap için fış doldurulmalıdır.
Yerimize oturup kitabın gelmesi beklenmelidir.
Okuma salonunda kimse rahatsız edilmemelidir.
Kitap sayfaları sessiz çevrilmelidir.
Kütüphane salonunda sessiz yürünmelidir.
Kitapların kapağı, sayfaları çizilmemeli, yırtılmamalıdır.
Kütüphanenin okuma salonunda hiçbir şekilde sigara içilmemeli­dir, sakız çiğnenmemelidir.

 

 

OKUMA KİTAPLARIM

Bu yazıda ünlü ozanlarımızdan Z. Osman Saba kitapları hakkında duygu ve düşüncelerini anlatıyor.

Sevgili okuma kitaplarım. O kitaplar aylara bölünmüştü. Kış aylarına düşen parçalarda kış resimleri vardı. Sonra, o resimler gittikçe değişirdi. Dallar, yavaş yavaş tomurcuklanır, ağaçlar çiçek açardı. Paltolu çocuklar, paltolarını çıkarmaya başlardı. O resimler böylelikle, bizlere de tatilin yaklaşmakta olduğunu hatırlatırdı.

Bazen kitapların son sayfasını açardım. Orada bir kelebek veya çiçekli dala konmuş bir kuş resmine dalar giderdim. Bu sayfalara ne zaman geleceğiz? Bu sayfaları okuyacağımız günlere ne zaman kavuşacağız, diye düşünür dururdum. Oysa daha okulda yılın yarısına bile ulaşmamıştık. Sınıfımızın camlarını sert yağmurlu kış rüzgarları sarsıyordu. Böyleyken ben kitaplardaki o resimlere baktıkça yaz tatilinin hayallerine kapılmaktan kendimi alamazdım.

Neler düşünürdüm neler.. Sınavların başlayacağı günleri düşlerdim. Okuma dersinden hiç korkulur mu? Güzel bir Mayıs günü, sınav odasına girecektim. Öğretmenim beni güler yüzle karşılayacaktı. Önüme çıkan parçayı okuyacaktım. Ben okurken dışardan kuşlar ötüşecek yeni yapraklanmış ağaçların sallandıkları görünecekti.
Bahar yemişlerini satan satıcıların sesleri, çağrışmaları duyulacaktı. Öğretmenlerim okuduğum parça ile ilgili sorular soracaklar, ben hemen cevapları verecektim. Sonra «yeter» diyecekler, sınav odasından uçar gibi çıkacaktım. Okuma kitaplarındaki son parçalara baktıkça bunları düşünürdüm.

Dost okuma kitaplarım. Onlarda neler yoktu? Kısa pantolonları diz kapakları örtecek şekilde biraz geçen saçları düzgünce taranmış güler yüzlü çocuk resimleri vardı. O kitaplarda temiz giyimli köylüler, babalar, analar vardı. Bu insanların güzel resimleriyle doluydu, okuma kitaplarım. Bu resimlerdeki insanlar güzel bir dünyanın insanlarıydı. Kötülük bilmezlerdi, iyilikten başka bir şey düşünmezlerdi.

«Bizim gibi olun, iyilikten başka bir şey düşünmeyin» derdi.

Bu unutamadığım eski okuma kitaplarından bugün bir tanesi bile yok. Onların şimdi hayalimdeki yapraklarım çevirirken yine de onları eskitmemek istiyorum. Onlardan ezberimde kalan parçaları yer yer okuyorum. Bu yüzden yangında yanmış kitaplar gibi sayfaların çoğu eksik.

Sevgili dost okuma kitaplarım, sizleri zamanla bu kadar özleyeceğimi hiç bilmezdim. Böyle olacağını bilseydim, birkaçınızı olsun öbür kitaplarımın yanında saklamaz olur muydum?

Ziya Osman SABA





GÜZEL SÖZLER

 Bilgin unutmuş, kitap unutmamış.
 Günümüzün gerçek üniversitesi zengin kütüphanelerdir.
 Parayı kasa, bilgileri kütüphane saklar.
 Hiçbir gemi, bizi bir kitap kadar uzaklara götüremez.
 Kitapsız yaşamak, kör, sağır, dilsiz yaşamaktır.
 İnsanlar ölür, kitaplar ölmez.
 Kitaplar hiç aldatmayan dostlarımızdır.
 Kitap aklın ilacıdır.
 Kitabı dolaba değil, kafana koy.
 Uygarlık yapısının temeli kitaptır.
 Bir okul için her şeyi yaptığınızı düşünebilirsiniz. Eğer okulunuzun kütüphanesi yoksa, hiçbir şey yapmış sayılmazsınız.
 Bilen unutur, kitaplar unutmaz.
 En eski kitaplar bile onları okumamış kişiler için yenidir.
 Hiçbir eğlence okumak gibi ucuz, hiçbir zevk de okumak kadar kalıcı olamaz.
 Beden eğitimi vücut için ne ise, okumakta beyin için odur.
 Bir insanın değeri okuduğu kitaplara eşittir.
 Kitap en iyi dosttur.
Gerçek bilgi kaynaklarımız kütüphanelerimizdir.
Her kütüphane bir cezaevi kapatır.
Kütüphaneler kültür evleridir.
Bir okul için her şeyi yaptığınızı düşünebilirsiniz. Eğer okulunuzun bir kütüphanesi yoksa hiçbir şey yapmış sayılmazsınız.


 

 
Kütüphaneler Haftası (Mart ayının son haftası)

     Kitap, dergi ve CD-DVD'lerden oluşan odalara veya binalara "kütüphane" adı verilir. Kütüphaneler halka açık ve herkesin yararlanabildiği yerler olabildiği gibi, evlerde oluşturulmuş kişiye özel yerler de olabilir. Dileyen herkes, evinin bir bölümünü kütüphane haline getirebilir. Bir kütüphanede sadece kitap ve dergiler yer alabileceği gibi, bunlarla birlikte teknoloji ürünü olan ve içinde bilgilerin yer aldığı CD ve DVD'ler de yer alabilir. Günümüzde, özellikle üniversite kütüphanelerinde yaygın olarak elektronik veri tabanları da kullanılmaktadır. Internet'in yaygınlaşması ile birlikte, bilginin daha geniş kitlelere ve hızlı bir şekilde yaygınlaşabilmesi için, kitaplar bilgisayar ortamına aktarılmış ve elektronik kütüphaneler (veri tabanları) oluşturulmuştur. Bu veri tabanlarını kullanmak genellikle abonelik şeklinde olur ve belli bir ücret ödenerek, dünyanın her yerinden Internet aracılığı ile kütüphaneye girilerek kaynaklar kullanılabilir.

     Mart ayının son Pazartesi günü ile başlayan hafta "Kütüphaneler Haftası" olarak kutlanır. Bu haftada kitap okumanın ve kütüphanelerin öneminden bahsedilir, kütüphanelerin sorunları ve çözüm yolları tartışılır, halka kütüphane bilinci aşılanmaya çalışılır. Okullarda, öğrencilere kütüphanelere geziler düzenlenerek, kütüphanede arama ve araştırma yapma yöntemleri gösterilir, kütüphanede nasıl davranılması gerektiği anlatılır.
 
     Kütüphaneler eski çağlardan beri insanlığın hizmetindedir. Eldeki bilgilere göre ilk kütüphane, Asurlular zamanında kurulmuştur. Osmanlı imparatorluğu döneminde de kitaba ve kütüphaneye büyük önem verilirdi. O dönemden zamanımıza kadar gelen büyük kütüphaneler vardır. Yurdumuzun belli başlı büyük kütüphaneleri şunlardır : İstanbul’da Süleymaniye ve Beyazıt Devlet Kütüphaneleri. Ankara'da Millî Kütüphane, Millet Meclisi Kütüphanesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kütüphanesi'dir. Bunlardan Millî Kütüphane, 15 Nisan 1946 tarihinde kurulmuştur. Açılış tarihinde içinde iki kitap bulunan bu kütüphanemizde bugün 620 bin kitap vardır. Ülkemiz kütüphanelerindeki kitap sayısı yaklaşık 6 milyon kadardır.

     Kütüphanelerde, kitapların korunması, kitapların sınıflandırılması ve okuyucuya kitap verilmesi hizmetleri için uzman memurlar bulunur. Bu memurlara "kütüphaneci" denir. Kütüphanecilik özel bir eğitimi ve öğretimi gerektiren bir meslektir. Bu amaçla üniversitelerimizde kütüphanecilik bölümleri açılmıştır. Bu bölümlerde öğrenimlerini tamamlayanlar kütüphanelerde görev yaparlar.

 

 

KÜTÜPHANELER HAFTASI ŞİİRLERİ:


 Kitap

İnsana yararı çok,
Kitaptan iyi şey yok,
Öykü, masal ve şiir,
Yazılmış bizler için.

Atasözü, bilmece,
Okurum gündüz gece,
Küçük olsa da yaşım,
Bilgi ile dolar başım.

Kitabımı yıpratmam,
Kirletmem, yere atmam,
Onları koruyorum,
Çünkü çok seviyorum.

Ali Osman ATAK



Eski bir kütüphane
 
İp gibi dizilmiş sıra ile,
Renk, renk ayrılmış ama nafile,
Tozlanmış, yıllarca bakılmamış sayfalarıyla,
Eski bir kütüphane.

Kitaplar ağlar olmuş senlerce,
Tabiki içindeki hecelerde,
El sürülmemiş gündüz ve gecelerce,
Eski bir kütüphane.

Kütüphaneden aldığım bir kitap,
Tozunu sildim, elmas gibi ışıldayan sayfalar,
Bir kaç cümle okuduğum yapraklar,
Önsözünde bir cümle,
''Kitap ruhun gıdasıdır'' diye
Kitap okuyun sizlerde,
Sevdiğinize en güzel hediye.

Vedat Okkar

 

KÜTÜPHANE

Bir yapıya konmayan taşları ben taş saymam

Kitaba eğilmeyen başları ben baş saymam

Okumadan yazmadan geçen ömrü yaş saymam.

        Çok okuyan çok bilir yarını parlak olur

        Okuyanın yarını alnı gibi ak olur.

Kitaplar geleceğin ışıklı bir yoludur

Kitaplar yükselişin kanadıdır koludur

Evrenden habersizdir kitapsız kalan insan.

        Çok okuyan çok bilir yarını parlak olur    

        Okuyanın yarını alnı gibi ak olur.

Çölde kalan yolcular bulutlara tas tutar

Bilimle beslenmeyen inanışlar pas tutar

Yavrusu okumayan uluslar yas tutar.

        Çok okuyan çok bilir yarını parlak olur

        Okuyanın yarını alnı gibi ak olur.

Hasan TURAN


Kitap Uludur
 
Kitap
Anamca ulu
Ekmekce lokma lokma
Suca yudum yudum
Kenarında yitirdim dünyayı
Ortasında buldum

Odundum eğirdi beni
İnsana çevirdi beni
Geceyi onunla yıktım
Kara girdim koynuna
Ak çıktım

Ali YÜCE

 

 

Kütüphane (Yaşar Akbaş)
 
Bize ışık yol gösteren
Mutlu günler müjdeleyen
Cehaleti itekleyen
Kütüphane, kütüphane

Kıymetini bilebilsek
Sevgisini içebilsek
Öğüdünü tutabilsek
Kütüphane, kütüphane

Bize anne kadar yakın
Ayrılmayın ondan sakın
Cimri değildir inanın
Kütüphane, kütüphane

Oturana gidin demez
Misafire küfür etmez
Kim demiş ki buyur etmez
Kütüphane, kütüphane

Veysel in toprağı gibi
Niye deştin demez beni
Esirgemez insanlardan
Yardımını, desteğini

Evlat sana tavsiyem
Son armağanım, hediyem
En kıymetli hazinem
Kütüphane, kütüphane

Yaşar Akbaş

 

 

  Kitap Sevgisi (Sema BULUT)
 
En iyi arkadaşım,
Benim bilgi yoldaşım.
Var sana ihtiyacım,
Benim canım kitabım.

Gerekirsin sen bize,
Ekmek kadar, su kadar.
İlerleyemez asla,
Okumayan uluslar.

Sen her şeyi öğrenir,
Her şeyi incelersin.
Çeşitli konularda,
Akılları süslersin.

Sema BULUT

 

 

 KİTAP
 
Okumayı, yazmayı,

Gördüm, öğrendim senden,

Büyükleri saymayı,

Yine öğrendim senden.

 

Bende bilgi, görgü var,

Sende bütün gerçekler,

Sayfalarını açar,

Okurum birer birer.

 

Doğruluk ve güzellik,

Senin yolun insana,

Bize sensin üstelik,

Öğretmen, ana, baba.

 

Seni temiz tutarım,

Kirletmem hiçbir zaman,

Esirgerim, okşarım,

Usanmam okumaktan.
İ.Hakkı TALAS

 

 

KÜTÜPHANEM

Aradığım her kitap,

Kütüphanemde vardır.

Okuma sevmeyenin,

Ufku karanlık ve dardır.

 

Kitaplar can dostumdur,

Onu sevmek şahane.

Vaktim yoktur diyerek,

Okumamak bahane.

 

Dünyalara değişmem,

Bir küçük kitaplığı.

Okumak doyuruyor,

Ruhumdaki açlığı.

 

Güzelim boş vakitler,

Geçmesin kahvelerde.

Kütüphaneler açık,

Sizi bekler her yerde.

Nazile DEMİR

 

 

 KİTAP SEVGİSİ

 Benim ufak bir odam var,

Dinleniyor orda başım.

İçindeki şu kitaplar,

En sevgili arkadaşım.

 

Beni, bana veren odur,

Gerçek yolum ondan başlar;

Bin bir çiçek veren odur,

Onunla dost, büyük başlar.

 

Kitap ruhun kaynağıdır,

Bu kaynaktan iç arkadaş;

Kitap ilmin uğrağıdır,

Ektiğini biç arkadaş.

 

Uzun sözün kısası bu,

Öğütlerim değil kuru,

Boş değirmen, kitapsız ev,

Kitabı sev, kitabı sev!...

 
Rıfat Necdet EVRİMER



KÜTÜPHANE

Bir yapıya konmayan taşları ben taş saymam

Kitaba eğilmeyen başları ben baş saymam

Okumadan yazmadan geçen ömrü yaş saymam.

 

Çok okuyan çok bilir yarını parlak olur

Okuyanın yarını alnı gibi ak olur.

 

Kitaplar geleceğin ışıklı bir yoludur

Kitaplar yükselişin kanadıdır koludur

Evrenden habersizdir kitapsız kalan insan.

 

Çok okuyan çok bilir yarını parlak olur     

Okuyanın yarını alnı gibi ak olur.

 

Çölde kalan yolcular bulutlara tas tutar

Bilimle beslenmeyen inanışlar pas tutar

Yavrusu okumayan uluslar yas tutar.

 

Çok okuyan çok bilir yarını parlak olur  

Okuyanın yarını alnı gibi ak olur.

Hasan TURAN
 




 
Atatürk ve Kitap :

Atatürk'ün hizmetinde bulunanlardan Cemal Granada, Atatürk'le Vasıf Çınar arasında geçen bir konuşmayı anlatırken; O'ndaki okuma alışkanlığının çocuk yaşlarında kazanıldığını da belirler:
Boş zamanlarında Atatürk'ün elinden tarihle ilgili kitapların düşmediğini hatırlarım. Bir gün yine Atatürk, tarihle ilgili kalın bir kitap okuyordu. Öylesine dalmıştı ki, çevresini görecek hali yoktu. Bir sürü yurt meselesi dururken Devlet Başkanının kendini tarihe vermesi, Vasıf Çınar'ın biraz canını sıkmış olmalı ki, Atatürk'e şöyle dediğini duydum:
• Paşam!.. Tarihle uğraşıp kafanı yorma... 19 Mayıs'ta kitap okuyarak mı Samsun'a çıktın?
Atatürk, Vasıf Çınar'ın bu çok samimi yakınmasına gülümseyerek şöyle karşılık verdi:
• Ben çocukken fakirdim. İki kuruş elime geçince bunun bir kuruşunu kitaba verirdim. Eğer böyle olmasaydım, bu yaptıklarımın hiç birisini yapamazdım
 

Başlıca Kütüphane Türleri :

 1) Milli Kütüphaneler:
Bu kütüphaneler, yerli yayınların tümünü, yurt dışında ülke üzerine yazılmış yayınların elden geldiğince toplandığı kütüphanelerdir.
a) Ankara Milli Kütüphanesi 1948 yılında kurulmuştur. 1934 yılında çıkarılmış olan "Derleme Kanunu" ile toplanmış bütün dokümanlar. Milli Kütüphane'ye devredilmiştir. Bugün yüz binlerce ciltlik kitaplar, ayrıca el yazması kitaplar, haritalar, atlaslar, notalar, tablolar, afişler, filmler, bu kütüphanede toplanmıştır.
b) izmir Milli Kütüphanesi; 1912 yılında kurulmuş, yeni binasında hizmet veriyor.
c) Beyazıt Devlet Kütüphanesi; 1882 de dönemin Milli Eğitim Bakanlığı eliyle kurulan bir kütüphanedir. Çok değerli kitaplara sahiptir.
d) Türkiye Büyük Millet Meclisi Kütüphanesi; daha çok Büyük Millet Meclisi üyelerinin yararlandığı bir kütüphanedir. Osmanlı dönemindeki basılı dokümanlar bu kütüphaneye aktarılmıştır.

2) Üniversite Kütüphaneleri:
Ülkemizde en eski üniversite kütüphanelerinden birisi, 1934'te yasal statüye kavuşturulmuş olan istanbul Üniversitesi Merkez Kütüphanesi'dir. Bundan başka eski ve zengin kitaplığa sahip Boğaziçi Üniversitesi Kütüphanesi gelmektedir. Bu gün sayısı yetmişe varan üniversitelerimizin hepsinde kütüphane vardır. Bi çokları zengin kitaplıklarıyla öğrencilerine hizmet veriyorlar

3) Halk Kütüphaneleri:
Bu kütüphanelerin çoğunluğu Kültür Bakanlığı emri altında çalışmaktadır. Her meslekten okuyucuya hizmet verirler, yurt düzeyinde sayıları yüzün üzerindedir. Her kütüphanede olduğu gibi bu kütüphaneler de, halkımızın okuması, bilgilenmesi için uğraşıyorlar.

4) Okul Kütüphaneleri:
Okullarda çalışan öğretmenlerin ve okuyan öğrencilerin her türlü gereksinimine açık olan kütüphanelerdir. Bu kütüphaneleri görevli öğretmenin sorumluluğunda öğrenciler yönetirler.

5) Özel Konulu Kütüphaneler:
Bu kütüphaneler, özel konuları içeren kitap ve dökümanların biriktirildiği kütüphanelerdir. Bu kütüphanelerden belirli meslek sahipleri ve endüstri kuruluşları yararlanırlar.
Bunların dışında evlerde oluşturulan kitaplıklar gelir ki, onlardan ancak sahibi ile ev halkı yararlanır. Bu tür kitaplıklar genelde ya halk kütüphanelerine ya da üniversite kütüphanelerine bağışlanırlar
 




Kitap Hastahanesi :

Osmanlı .döneminde, kitap meraklısı bir adam arkadaşına yakınıyormuş:
"Kütüphanemdeki birçok kitabı, kitap kurtları sardı. Kitaplarımın kenarlarını kemiriyorlar, yazık oldu kitaplarıma. Ne yapsam fayda etmiyor."
Gerçekten de günümüze ulaşabilen el yazmalarından birçoğu oldukça yıpranmış, eskimiş durumda. Kitap meraklılarının deyimi ile yorgunlar. Çoğunun cildi ve yaprakları, tozun ve nemin etkisiyle ortaya çıkan kitap kurtları tarafından kemirilmiş.

Değerli, eski kitapları iyileştirmek ve yok olmalarını önlemek için bir kitap hastahanesi var. 1962 yılından bu yana Süleymaniye Kütüphanesi'nde yıpranmış, hasta kitaplar onarılıyor, hayata döndürülüyor. Kenarları yıpranmış sayfalar tek tek temizleniyor ve yüzde yüz selülozdan üretilmiş Japon kağıdı ile yenileniyor, sağlamlaştırılıyor.Eski kitaplar genellikle üç dertten dolayı hastahaneye getiriliyorlar:

"Mantarlaşma" "cetvel kırığı" ve "mürekkep yanığı."

Cetvel kırığı, sayfa kenarlarındaki süslemelerde kullanılan altın ayarının düşük olması nedeniyle oluşuyor. Altının içindeki bakır, oksitlenerek kağıdı yakıyor.
Mürekkep yanığında da mürekkebin içindeki demir oksitleniyor ve kağıtta küçük yanıklar, delikler oluşturuyor.

Mantarlaşma, kitabın içine yerleşen bakterilerin oluşturduğu bir hastalıktır. Sayfalar saf alkolle silinip temizleniyor. Hastalıklı yani mantarlaşmış yerler bıçakla kesiliyor ve Japon kağıdı ile onarılıyor.

Japon kağıdının dışındaki tüm kağıtlar çok dayanıksız. Özellikle son yıllarda üretilen kağıtların ömürlerinin, yüz seneden fazla olmadığı söyleniyor. Bu sebeple kitaplarımızı daha özenle korumalıyız. Yapabileceğimiz şeyler var: Rafları düzgün ve temiz tutmalıyız; kitapları ışıklı ve rutubetsiz bir ortamda korumalı, sık sık tozlarını almalıyız, kitaplarımızı çok sık ve üst üste yerleştirmemeliyiz. Yılda bir kez elden geçirmeli, toz veya nemden dolayı küflenmeye başlayan kitapları temizlemeliyiz. Küflü bir kitabı küflerinden arındırdıktan sonra güneşte kurulmalıyız.

Haydi kütüphaneye, iş başına!





Kitaplık ve Kitap :

Her yıl, Mart ayında Kütüphane Haftası kutlanmaktadır. Nasıl ki ağıl denilince koyunlar, garaj denilince arabalar, eczane denilince ilaçlar akla geliyorsa; kitaplık denilince de kitaplar akla gelmektedir. Kitapların önemi, kitaplara verilen değerle ölçülür.

Evrendeki tüm canlılar gibi insanların da besine, suya ve havaya gereksinmesi vardır. Ancak bunlar fiziksel yaşamın gereksinmeleridir. Oysa insanları, hayvanlardan ayırt eden en önemli öğe, düşüncedir. İnsanlar düşünürler, düşündüklerini yorumlar, değerlendirir ve eyleme geçirirler. Düşünsel savaşım sonucu elde edilen bilgileri, deney, beceri ve sanatlarını gelecek kuşaklara aktarmak isterler. Bu çabanın sonucu olarak yazıyı icat etmişler, geliştirerek matbaayı ve kağıdı bulmuşlar. Dağınık ve kayıp olabilecek bu bilgileri, deneyleri, beceri ve sanatlarını kitap haline getirerek insanlığın hizmetine sunmuşlar. İnsanlık tarihini, uygarlığını, toplumsal yaşamını, savaşımını, sanatlarını bu yapıtlardan öğreniyoruz. Böylece insan yaşamının gereksinmesi olan ekmek, su ve havaya, kitaplardaki düşünce eklenerek sloganlaşmıştır.
İnsan toplumu, düşünceden uzak insanlar için "Gelişmemiş bir hayvan. Et kafalının biri. Ot gibi adam." gibi aşağılayıcı deyimler kullanmışlardır. Görülüyor ki insanları hayvanlardan ayırt eden tek öğe, düşüncedir. İnsan toplumunun var oluşundan günümüze değin, düşüncenin özgür olmasını isteyenlerle istemeyenler arasındaki çelişki sürekli artmakta. Toplum üzerindeki egemenliklerini sürdürerek çıkar sağlamaya çalışanlar, sürekli baskıdan yana olmuşlardır. Ve "Toplumumuz bu özgürlükleri, düşünceleri kaldıracak düzeyde değildir. Bu kitaplar zihinleri bozuyor, gençlerimizi huzursuz ediyor..." diyerek kitapları suçlu göstermeye, toplumsal huzursuzluğun gerçek nedenlerini gözardı etmeye çalışırlar.

Bir bilgin: "İnsan düşündüğü gibi yaşamaz. Yaşadığı gibi düşünür. Düşünceye etki yapan, ona kaynaklık eden, hiç kuşkusuz içinde bulunduğu, yaşadığı koşullardır. Fakat düşüncenin de karşılıklı olarak bu koşullara etki yapıp onu oluşturduğu bir gerçektir. O halde biz, 'Mademki bu kitabı okuyor, okuyanın niyeti bu kitaptaki düşünceleri uygulamaktır.' diyemeyiz. Bu, ilkel bir yargı olur. Bir düşünce kafaya yansıdığı gibi uygulanamaz. Bu nedenle düşünce ve düşüncenin ürün olan kitaplar yasaklanamaz, yakılamaz, toplatılamaz. Ama onlar gereğince eleştirilir. İşe yaramazlığı kanıtlanır ve böylece de fonksiyonu biten her nesne gibi onun da ölümü kendiliğinden olur..." demektedir.

Kitaplar, toplumların düşünsel güneşidir. İnsanın zekasını ve bilgisini geliştirir, deneylerini artırır, hatalarını düzeltir. Bilinçli insan, bilimsel araştırmaya, incelemeye, üretmeye, yönetmeye, olayları sağlıklı sonuca bağlamaya yöneltir. Bilinçli insanların oluşturduğu toplumlarda, demokrasi, hukuk, ahlak ve sosyal adalet ilkeleri gerçek kurallarıyla işler. Karşılıklı saygı ve güven pekişerek artar.

Bu nedenle kitap, uygarlığın simgesi, demokrasinin somut kanıtı, karanlığın amansız düşmanıdır. Kitaplar bu amaçla değerlendirildiğinde, kitaplığın önemi artar. Aksi halde kitaplıklar, kitaptan mezarlığına ve düşüncenin tutsakevine dönüşür.Ancak kitapları severek, okuyarak, okutarak çağdaş insan olabiliriz...
 



Kütüphaneler Haftası :

Kitapların olmadığı bir dünya düşünülemez. Eğitimin, bilimin, sanatın temeli kitaba dayanır. İnsanlar için bu kadar değerli olan kitaplar kütüphanelerde korunur ve araştırmacıların, öğrencilerin, tüm insanların hizmetine sunulur.Kuşkusuz çoğu kişinin kendi evinde kitaplığı vardır ama buradan sadece kendisi ve yakınları, tanıdıkları yararlanabilir. Oysa kütüphanelerden çok geniş kitlelerin yararlanma olanağı vardır. Üstelik böyle bir özel kitaplığa sahip olan kimsenin de kütüphanelere gereksinimi vardır. Çünkü özel bir kitaplık asla kütüphanelerin zenginliğine erişemez.

Günümüzde uygarlık çok gelişmiştir. Radyo, televizyon, bilgisayar, internet gibi iletişim ve bilgilenme araçları çok gelişmiştir. Ne kadar gelişse, yaygınlaşsa da bunların hiçbirisi kitabın yerini tutamaz. Zaten dünyanın en gelişmiş ülkelerinde kitaba, kütüphaneye olan ilginin azalmaması, hatta artması bunun kanıtıdır.

Bu gerçeğin bilincindeki Türk Kütüphaneciler Derneği'nin girişimleriyle 1964'ten bu yana Mart ayının son pazartesi başlayan haftası "Kütüphaneler Haftası "olarak değerlendirilmektedir. Hafta boyunca okullarda, görsel ve yazılı basında kütüphanelerin önemi anlatılır. Bu konuya halkın dikkati çekilir. Kütüphaneler hakkında bilgi verilir.Haftanın amacı öğrencilerde okuma alışkanlığını ve
zevkini geliştirmek, kitap sevgisini artırmak, öğrencilerin kitaplardan daha çok yararlanmalarını sağlamaktır.
 



Kütüphaneler Haftası örnek konuşma metni :

Sevgili Arkadaşlar!
Mart ayının son pazartesi günü ile başlayan haftayı Kütüphaneler Haftası olarak kutluyoruz. Hafta süresince, kitapların önemi, kütüphanelerin geliştirilmesi ve kütüphaneciliğin sorunları dile getirilir, kütüphanelerde uyulması gereken kurallar anlatılır.
İçindeki kitaplardan herkesin yararlandığı binalara kütüphane, kitapların korunması, sınıflandırılması ve okuyucuya kitap verilmesi gibi görevleri yapan memurlara da kütüphaneci denir. Eski çağlardan beri insanlığın hizmetinde olan kütüphaneler, her toplum için önemli olmuştur.
Hemen hemen her il ve ilçemizde kütüphane bulunur. Ülkemizdeki en büyük kütüphaneleri şöyle sıralayabiliriz: İstanbul’da Süleymaniye ve Beyazıt Kütüphaneleri, Ankara’da Milli Kütüphane ve Ortadoğu Teknik Üniversitesi Kütüphanesidir.
Ne yazık ki ülkemizde kütüphanelere gereken önem verilmemektedir. Günümüzün en yalnız, en buruk ve en üzgün mekanlarıdır kütüphaneler. Kitabın pahalı olduğunu söyleyen insanların, kitabın bedava olduğu kütüphanelere gitmediğini görüyoruz. Kitap okumayan bir toplum oluşumuzun cezasını, elbette ki her alanda çekmekteyiz.
Sevgili Arkadaşlar! Her türlü kitabı bulabileceğimiz kütüphaneler, biz okuyucularını beklemektedir. Okul ve sınıf kütüphaneleri kurmak için bu haftayı vesile kılıp, hemen kolları sıvamalıyız. Bizlere ödünç kitap veren kütüphaneleri sık sık ziyaret etmeli ve her şeyden önemlisi, haftada en az birkaç kitap okumalıyız.
Kütüphaneye girerken ayaklarımızı paspasa silmeli, paltolarımızı vestiyere bırakmalıyız. Görevli memur istemeden kimliğimizi vermeliyiz. Nasıl kitap arayacağımızı bilmiyorsak görevli memurdan yardım istemeliyiz. Okuma salonunda konuşmamalı, sayfaları sessiz çevirmeli ve sessiz yürümeliyiz. Okuduğumuz ve ödünç aldığımız kitaplardan başka insanların da yararlanacağını unutmadan, onları iyi korumalıyız.
Hepinize kitaplı ve kütüphaneli bir yaşam diliyorum.
 





Kütüphaneler haftası örnek kutlama programı :

Sayın belediye başkanımız,sayın müdürlerimiz,sayın öğretmenlerimiz ve sevgili öğrencilerimiz kütüphaneler haftası nedeniyle hazırladığımız programımıza, hoş geldiniz.Çağımız uzay çağıdır.Kitaplar ise, geçmişten bu güne değin bize bilgi taşıyan ,duygu ve düşünceleri gelecek kuşaklara aktaran en etkili araçtır. Kitapsız bir yaşam ,kör sağır ve dilsiz yaşamaktır.Şimdi, kalemi kılıçtan üstün olan, tüm merhum yazarlarımız,başöğretmen yüce önder Atatürk’ümüz ve tüm şehitlerimiz huzurunda, hepinizi bir dakikalık saygı duruşuna, ardından da istiklal marşına davet ediyoruz.


1.Kitaplar olmasaydı çağlar boyunca nice güçlüklerle edinilmiş bilgiler unutulur, gider ve insanlık bugünkü noktaya ulaşamazdı.

Programımızı ,................................ İlköğretim Okulu’nun halk oyunu gösterisi ile açıyoruz.


2.Kitaplar bilgimizi arttırmada ,dilimizi zenginleştirmede duygu ve düşüncelerimizi geliştirmede, zamanımızı en iyi şekilde değerlendirmede bizim en yakın arkadaşımızdır.


3.Gelişmiş insanların oluşturduğu bir toplumda ancak kitap okuma alışkanlığının yaygınlaşması, basılan ve okunan kitap sayısının artması ile gerçekleşebilir.

.......................İlköğretim Okulu’nun hazırlamış olduğu ‘Kütüphaneler Haftası’ adlı piyesi izliyoruz.

4.Hiçbir gemi, bizi bir kitap kadar uzaklara götüremez.

Şimdi de ülkemizdeki kütüphanelerin işlevini tanıtan bir slayt gösterisini izliyoruz.


5.Kitaplar bilgi göklerinin yıldızlandır; onlar olmasaydı geleceğimiz daha karanlık olurdu.

......................... İlköğretim Okulu öğrencilerinden ............ ……………… günün anlam ve önemini belirten konuşmasını sunacak.

6.Bilgisizlik bir hastalık, ilacı da kitaptır. Kitap aklın ilacıdır.

....................... İlköğretim Okulu’nun öğrencilerinden ………………..……………………adlı şiiri seslendirecek.


7.Uygarlık yapısının temeli kitaptır. Bir insanın değeri okuduğu kitaplara eşittir.

....................... İlköğretim Okulu’nun öğrencilerinden ............. …………… ‘Kütüphaneler Haftası’ hakkında bilgi verecek.

8.Bir okul için her şeyi yaptığınızı düşünebilirsiniz. Eğer okulunuzun kütüphanesi yoksa, hiçbir şey yapmış sayılmazsınız.

...........................İlköğretim Okulu’nun öğrencilerinden ……………………………………………………..adlı şiiri seslrndirecek.



9.En eski kitaplar bile onları okumamış kişiler için yenidir.

..............................İlköğretim Okulu’nun öğrencilerinden ....................’ nın kitap sevgisini dinleyeceğiz.



10.Kitaplar doğru sözlerle, örnek yaşantılarla doludur. Okudukça kendimizi onlara göre ayar etmek isteriz.

........................... İlköğretim Okulu’nun öğrencilerinden ………………………………………adlı şiiri seslendirecek.



11.Bir kitabın değeri, onu ne kadar çok insan okursa o kadar artar.

.......................... İlköğretim Okulu’nunöğrencilerinden ............. ……………………..Atatürk’ün bir anısını seslendirecek.


12.Hiçbir eğlence okumak gibi ucuz, hiçbir zevk de okumak kadar kalıcı olamaz.

................... İlköğretim Okulu’nun öğrencilerinden ………………………………………..adlı şiiri seslendirecek.



13.Bizler de çok okumalı okuduğumuz kitapları arkadaşlarımıza vermeli daha çok okumaya katkıda bulunmalıyız.

........................İlköğretim Okulu’nun öğrencilerinden .............. ………………………….Ziya Osman Saba’nın ‘Okuma Kitaplarım’ adlı yazısını seslendirecek.


14.Kitapları seviyor musunuz?O halde bütün hayatınızda mutlu olacaksınız.(jules clarette)

............................ İlköğretim Okulu’nun hazırlamış olduğu ‘Kitaplar Arasında’ adlı piyesi izliyoruz.



15.Kitapsız büyüyen çocuk susuz yetişen bir ağaca benzer.(çin atasözü)

.......................... İlköğretim Okulu’nun Halk Oyunları gösterisi ile programımızı sona erdiriyoruz.


En eski kitaplar bile onları okumamış kişiler için yenidir. Kitaplar en iyi dostlarımızdır. Dostlarımızı yalnız bırakmayalım,hayatımız boyunca kendimizi mutlu ve güvende hissedelim.
Kitap dolu bir yaşam dileğiyle ,bilgi dolu kalın….

..........................



Kütüphaneler, Tarihçesi ve Gelişimi :

Okur ve araştırmacılar tarafından kullanılmak üzere oluşturulmuş kitap koleksiyonu barındıran mekan ya da yapıdır. Bugün kütüphanelerde kitapların yanı sıra süreli yayın, film, diya, ses kaydı, teyp bandı vb. gibi düşünce ve sanat ürünlerine de yer verilmektedir. Kütüphanelerin kökeni, kayıt tutma uygulamasına dayanır. Daha İ.Ö. 3. bin yilda, Babil kenti Nippur'da kil tabletlerdeki kayıtların bir tapınakta saklandığı bilinmektedir. İ.Ö. 7. Yüzyılda Asurlardan yaklaşık 20 bin tablet kalmıştır. İlk kütüphaneler, Eski Yunan'da İ.Ö. 4. Yüzyılda tapınaklarda ve felsefe okullarında oluşturulan kitap depolarıydı. Aristoteles'in kütüphanesi, İskenderiye Kütüphanesi, Pergamon (Bergama) Kütüphanesi, Roma'daki Bibliotheca Ulpia "l.Constantinus'un İstanbul'da 4. Yüzyılda kurduğu İmparatorluk Kütüphanesi, ilk çağların en önemli kütüphaneleriydi.

Rönesansla birlikte başlayan bazı toplumsal değişmeler, kütüphanelerin büyüklük ve işlevini önemli ölçüde etkiledi. Bu arada din savaşları, siyaset, hatta düşünce alanındaki devrimler kütüphanelerin gelişmesini engelledi.17. ve 18. yüzyıllarda gelişen büyük özel koleksiyonlar Fransa'daki Ulusal Kitaplık ve İngiltere'deki British Museum Kütüphaneleri gibi çağdaş ulusal kütüphanelerin temelini oluşturdu. 1800'de Washington, D.C.'de Kongre Kitaplığı açıldı. 1602'de Oxford'da, 1683'te de Harvvard'da üniversite kütüphaneleri kuruldu.18. Yüzyılın sonlarında ise üyelerine kitap ödünç veren ve başvuru hizmetleri sağlayan kütüphaneler yaygınlaştı. 20. Yüzyılda çeşitli bilim dalları, mühendislik, tıp, işletme, hukuk gibi alanlardaki gelişmelerin yakından izlenebilmesi amacıyla, özellikle süreli yayınların derlendiği çok sayıda uzmanlık kütüphaneleri kuruldu. Çoğunlukla sanayi ya da meslek kuruluşlarının mali desteği ile çalışan bu kütüphaneler, kitap ve dergi koleksiyonlarının yanı sıra, okurlara başvuru kaynakları ile kaynakçalara ulaşma olanağı sağlayarak bilgi verme hizmetini de yerine getirdiler.
 



Kütüphaneyi Etkili Kullanma :

* Kütüphane Araştırmaları

Kütüphane araştırmaları çoğu zaman gözümüzde büyür. Aşağıdaki adımlar araştırmanıza başlamanızda yardımcı olmanın yanısıra başarılı bir araştırma yapmanın ipuçlarını da sunar.

Araştırma İşlemindeki Adımlar

1: Hazırlanma ve Konunuzu Seçme

Ödevinizi iyice anladığınızdan emin olmak için gözden geçirin ve anlamadığınız yerleri açıklaması için öğretmeninize sorun.
İlginizi çeken ve ödevinizin gereksinimlerini karşılayan birçok genel konunun listesini çıkarın.
Konunuzu geliştirmeye yeterli malzeme olup olmadığını öğrenmek için kütüphanede araştırma yapın.
Konunuzu bir soru olarak ifade edin ve daha sonra sorunuzdaki ana temaları ya da anahtar sözcükleri yazın (Anahtar sözcüklerinizin eşanlamlılarını listelemeyi unutmayın).
2: Kaynakları Seçme

Konunun Daha İyi Anlaşılması İçin Gereken Bilgiler

Sizin konuya ısınmanızı ve konuyla ilgili özel terminolojiyi kavramanızı sağlaması açısından konuyla ilgili temel bilgileri bulma çok önemlidir.
Bu bilgileri bulabileceğiniz en iyi yerler ansiklopediler, sözlükler ve ders kitaplarıdır.
Konunuzu Daraltma

Kimi zaman konunuzda çok fazla malzeme olabilir. Konunuzu daraltmanıza yardımcı olabilecek bazı öneriler şunlardır:

Bu konu hakkında bildiklerin neler? Zaman olarak işlemek istediğin belli bir dönem var mı? Odaklanmak istediğin belli bir coğrafi bölge ya da ülke var mı? Bu konunun senin ilgini çeken özel bir yanı var mı?
Çevrimiçi (online) veri tabanlarında araştırma yaparken arama alanınızı daraltmak için 'AND' ve 'NOT' sözcüklerini kullanabilirsiniz. (Örneğin Apple and Macintosh)
Konunuzu Genişletme

Kimi zaman da konunuz yeterli bilgi ya da malzeme içermez. Konunuzu genişletmenize yardımcı olabilecek bazı öneriler şunlardır:

Diğer ülkeleri ya da bölgeleri düşünün. Konunuz hakkında daha geniş kapsamlı düşünün. Anahtar kişiler kimler olabilir? Konunuzdaki başka görüş açıları neler olabilir?
Çevrimiçi (online) veri tabanlarında araştırma yaparken arama alanınızı genişletmek için 'OR' sözcüğünü kullanabilirsiniz. (Örneğin makale or referans)

3: Malzemeleri Bulma

Araştırmanızda kullanabileceğiniz malzemeler kütüphanelerde çeşitli şekillerde bulunabilir: Kitaplar, magazinler, gazeteler, videolar ve/veya Internet vb.

Kitaplar ve Videolar: Kitapları ya da videoları bulma varsa Kütüphanenin elektronik kataloğundan ya da yoksa kartlar yardımıyla yapılabilir.

Periyodik Makaleler: Periyodik makaleler dergilerden, gazetelerden, teknik kitaplardan ya da basın bültenlerinden olabilir. Periyodik makalelere yukarıda belirtildiği gibi kütüphanenin elektronik kataloğundan ya da kart kataloğundan erişebilirsiniz.

Internet Kaynakları: Web üzerindeki malzemelere erişmek için arama motorlarını ya da konulara göre ayrılmış web rehberlerini/portallarını kullanabilirsiniz.İyi bir başlangıç olarak Web tarayıcınızdaki Arama düğmesini kullanın.Bulduğunuz tüm Internet kaynaklarını dikkatli bir şekilde değerlendirmeniz gerekir.

4: Kaynakları Değerlendirme

Bilgilerinizi ölçüp biçme ya da değerlendirme tüm kaynaklarınız için çok önemlidir (sadece Internet kaynaklarınız için değil!). Göz önünde tutmanız gereken bazı şeyler şunlardır:

İçerik Miktarı - Yeterli bilgiye sahip misiniz? Farklı bakış açılarını yakalayabildiniz mi?
Çeşitlilik - Farklı kaynakları kullanın (kitaplar, dergiler, Internet vb.)
Yayın Tarihi - Konuya bağlı olarak değişir (örneğin güncel konularda, sağlık konularında ve hukuki konularda yeni ve güncel bilgilere ihtiyacınız var)
Güvenilirlik - Yayının amacı nedir? Bilgi taraflı mı? Ne tür varsayımlarda bulunulmuş?

5: Ödevi Yazma ve Bibliyografyayı (Kaynakça Bilgisini) Derleme

Kütüphanede ödevinizi yazmanıza ve bibliyograyayı derlemenize yardımcı olacak birçok kitap bulabilirsiniz. Ödevinizde alıntıları ne şekilde belirtmeniz gerektiği konusunda da öğretmeninize danışın.

 



Okuma Kitaplarım (Z.Osman SABA)
OKUMA KİTAPLARIM

*Bu yazıda ünlü ozanlarımızdan Z. Osman Saba kitapları hakkında duygu ve düşüncelerini anlatıyor.

Sevgili okuma kitaplarım. O kitaplar aylara bölünmüştü. Kış aylarına düşen parçalarda kış resimleri vardı. Sonra, o resimler gittikçe değişirdi. Dallar, yavaş yavaş tomurcuklanır, ağaçlar çiçek açardı. Paltolu çocuklar, paltolarını çıkarmaya başlardı. O resimler böylelikle, bizlere de tatilin yaklaşmakta olduğunu hatırlatırdı.
Bazen kitapların son sayfasını açardım. Orada bir kelebek veya çiçekli dala konmuş bir kuş resmine dalar giderdim. Bu sayfalara ne zaman gelece­ğiz? Bu sayfaları okuyacağımız günlere ne zaman kavuşacağız, diye düşünür dururdum. Oysa daha okulda yılın yarısına bile ulaşmamıştık. Sınıfımızın camlarını sert yağmurlu kış rüzgarları sarsıyordu. Böyleyken ben kitaplardaki o resimlere baktıkça yaz tatilinin hayallerine kapılmaktan kendimi alamazdım.
Neler düşünürdüm neler ... Sınavların başlayacağı günleri düşlerdim. Okuma dersinden hiç korkulur mu? Güzel bir Mayıs günü, sınav odasına girecektim. Öğretmenim beni güler yüzle karşılayacaktı. Önüme çıkan parça­yı okuyacaktım. Ben okurken dışardan kuşlar ötüşecek yeni yapraklanmış ağaçların sallandıkları görünecekti.
Bahar yemişlerini satan satıcıların sesleri, çağrışmaları duyulacaktı. Öğretmenlerim okuduğum parça ile ilgili sorular soracaklar, ben hemen cevapları verecektim. Sonra «yeter» diyecekler, sınav odasından uçar gibi çıkacaktım. Okuma kitaplarındaki son parçalara baktıkça bunları düşünür­düm.
Dost okuma kitaplarım. Onlarda neler yoktu? Kısa pantolonları diz kapakları örtecek şekilde biraz geçen saçları düzgünce taranmış güler yüzlü çocuk resimleri vardı. O kitaplarda temiz giyimli köylüler, babalar, analar vardı. Bu insanların güzel resimleriyle doluydu, okuma kitaplarım. Bu resimlerdeki insanlar güzel bir dünyanın insanlarıydı. Kötülük bilmezlerdi, iyilik­ten başka bir şey düşünmezlerdi.
«Bizim gibi olun, iyilikten başka bir şey düşünmeyin» derdi.
Bu unutamadığım eski okuma kitaplarından bugün bir tanesi bile yok. Onların şimdi hayalimdeki yapraklarım çevirirken yine de onları eskitmemek istiyorum. Onlardan ezberimde kalan parçaları yer yer okuyorum. Bu yüzden yangında yanmış kitaplar gibi sayfaların çoğu eksik.
Sevgili dost okuma kitaplarım, sizleri zamanla bu kadar özleyeceğimi hiç bilmezdim. Böyle olacağını bilseydim, birkaçınızı olsun öbür kitaplarımın yanında saklamaz olur muydum?

Ziya Osman SABA  




Türklerde Kütüphane :

Türklerde ilk kez Orta Asya'da Uygurların bir kütüphane oluşturduğu bilinmektedir. Karahoça ve Turfan kazılarında da 30 bin kadar yazma ortaya çıkarılmıştır. Türklerin İslam dinini kabul ettikten sonra kurdukları ilk devlet olan Gaznelilerde Gazneli Mahmut'un büyük saray kütüphanesi ünlüydü.
Büyük Selçuklular döneminde başkent Merv'de cami içinde yer alan Aziziye ve Kemaliye kütüphaneleri, Medrese-i Amidiye içindeki Medrese ve Hatuniye kütüphaneleri gibi 10 tane kütüphane kuruldu.

Nizamülmülk'ün Bağdat ve Nişapur'da açtığı Nizamiye medreselerinin kütüphanelerindeki değerli yazma koleksiyonlar günümüze kadar korundu. Anadolu Selçuklularında kütüphaneler daha çok Konya'da toplanmıştı. Altun Abanın İplikçi Medresesi'nde kurduğu iki kütüphanenin işleyiş düzenini 1201 tarihli vakfiyesinde anlatmıştı. Birçok İslam bilgininin yararlandığı Sadreddin Konevi Kütüphanesi' nden de 61 tane yazma günümüze ulaştı.

Osmanlılarda genellikle bir medrese bünyesinde yer alan kütüphanelerin ilki Osman Bey döneminde İznik'te, ikincisi Lala Şahin Paşa tarafından Bursa'da kuruldu. İstanbul'un alınışından sonra kentteki ilk medrese Ayasofya yakınlarında açıldı. Bu medresenin kütüphanesi de 1464'te kuruldu. Bunu Zeyrek Camisi'ndeki, Eyüp Sultan ve Fatih külliyelerindeki medrese ve kütüphaneler izledi. Eyüpsultan Camisi'ndeki kütüphane halka açık ilk vakıf kütüphanesiydi. İstanbul'dan başka Amasya'da, Edirne'de, Bursa'da, Taşköprü'de, Yozgat'ta, Manisa'da ve Trabzon'da medrese kütüphaneleri kuruldu.

Osmanlılarda ikinci bir kütüphane türü cami kütüphaneleriydi. Yazma kitaplar caminin bir köşesindeki birkaç dolapta ya da ayrı bir odada korunurdu. Daha çok hadis, akaid, fıkıh konularındaki yapıtlardan ve Kuran'lardan oluşan bu koleksiyonlar herkesin yararlanmasına açık bulundurulurdu.

Osmanlı döneminde tekke kütüphaneleri de yaygındı. Bunlarda daha çok tasavvufa ilişkin dinsel yapıtlar bulunurdu.

1. Mehmed (Çelebi) döneminde başlayan saray kütüphanesi kurma geleneği 2. Mehmed'in (Fatih) hükümdarlığında da sürdü. Ünlü bilgin Molla Lütfi, 2. Mehmed'in özel kütüphanecisi oimuştu. Sarayın kütüphanesi 3. Ahmed ve 2. Abdülhamid dönemlerinde çok zenginleşti.

Osmanlılarda ulemanın ileri gelenleri de pek çok vakıf kütüphanesi kurmuştu. Bunların en küçük ayrıntıları bile düşünülerek hazırlanmış iç yönetmelikleri vardır. Vakıf kütüphanelerinin ilki 1661'de Köprülü Fazıl Ahmet Paşa'nın kurduğu Köprülü Kütüphanesi'ydi.

1869'da çıkarılan Maarif-i Umumiye Nizamnamesi'yle kütüphanelerin denetimi Maarif Nezareti'ne verildi. Böylece kütüphaneler ilk kez devletin eğitim politikası içinde ele alınmış oluyordu.1882'de ilk büyük devlet kütüphanesi olan Kütüphane-i Umum-i Osmani açıldı.

1912'de İzmir ve Kayseri'de, 1917'de Eskişehir ve Konya'da, 1918'de Diyarbakır'da, 1920'de Bursa'da Milli Kütüphane adıyla yeni kütüphaneler kuruldu.
1934'te çıkarılan 2527 sayılı yasa Türkiye'de basılan her yapıttan beş nüshanın Ankara İl Halk Kütüphanesi'nde ve İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi'nde toplanması hükmünü getirdi. 1976'da çıkarılan bir yasayla TBMM Kütüphanesi de bu kütüphaneler arasına katıldı.

Adnan Ötüken'in girişimiyle 16 Ağustos 1948'de Ankara'da Milli Kütüphane açıldı.
Devletin özel olarak kurduğu kütüphane sayısı 1987'de 72'ye ulaşmıştır. Günümüzde etkinlik gösteren toplam kütüphane sayısı 812'dir. Bunlardaki toplam kitap sayısı ise yaklaşık 6,5 milyondur. Çeşitli illerdeki halk ve çocuk kütüphaneleri, Kültür Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğünün yönetimindedir.

Türkiye'deki kütüphanelerin önemli bir bölümünü oluşturan üniversite kütüphaneleri ise oldukça plansız bir örgütlenme ve gelişme göstermiştir. En önemli üniversite merkez kütüphaneleri İstanbul Teknik Üniversitesi, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, Boğaziçi Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi'ninkilerdir.

Türkiye'de hızlı gelişme gösteren başka bir kütüphane türü de banka, fabrika, şirket, yayın ve meslek kuruluşlarının özel araştırma kütüphaneleridir
 





Üniversitede 4 yıllık kütüphanecilik bölümü
Programın Amacı
:

Kütüphanecilik programının amacı, bilgi, düşünce ve sanat ürünlerini toplama onların kuşaktan kuşağa aktarılmasını sağlama, kütüphanelerin kurulmasına ve işletmesine ilişkin eğitim ve araştırma yapmaktır.

Programda Okutulan Belli Başlı Dersler

Kütüphanecilik programında eğitim süresi 4 yıldır. Programda sosyoloji, tarih ve psikoloji vb. sosyal bilim dallarında temel bilgi kazandırıcı derslerden başka, kütüphaneciliğin tarihi, okul kütüphaneleri, halk kütüphaneleri, kataloglama ve sınıflama, kütüphane mevzuatı, çocuk edebiyatı, bilgisayar vb. dersler okulutur.

Gereken Nitelikler

Kütüphanecilik programında okumak isteyenlerin, her şeyden önce, Türkçe'yi iyi okuyup yazabilen, analitik düşünme gücü yüksek, ayrıntı ile ilgilenmekten ve sistematik davranmaktan, kapalı yerlerde çalışmaktan hoşlanan kimseler olmaları gereklidir.

Mezunların Kazandıkları Unvan ve Yaptıkları İşler

Kütüphanecilik programını bitirenler "Kütüphaneci" unvanı ile görev yaparlar.
Kütüphaneci, bir kütüphanede, yayınlanmış eserler arasında satın alınacakları seçer; kitap ve dergilerin sınıflandırılması, katalogların düzenlenmesini ve devamlı olarak okuyucuya ulaştırılmasını sağlar, kütüphanelerin katalog ve danışma kısmında okuyuculara, aradıkları bilgileri bulmada yardımcı olur, onarılacak veya ciltlenecek kitapları ayırır, kütüphanedeki
eserlerden bilgiler derler ve bunları okuyuculara sunar.

Kütüphaneci kapalı yerlerde ve genellikle sessizlik içinde, kütüphanenin büyüklüğüne ve tipine göre yalnız ya da başka meslekdaşları ile birlikte çalışır. Geceleri ve tatillerde açık olan kütüphanelerde kütüphaneciler nöbet tutarlar.

Çalışma Alanları

Kütüphanecilik mezunları kamu sektörüne ve özel sektöre ait kütüphanelerde, arşivlerde ve bilgi verme merkezlerinde görev alırlar. Kültür Bakanlığına ve üniversitelere ait kütüphaneler, kamu kesiminin en geniş işveren bölümünü oluşturmaktadır. Özel sektörün bilgi verme merkezleri ve özel arşivleri ücret yönünden daha doyurucu çalışma alanlarıdır.

Bir yabancı dil bilmek bu alanda iş bulma şansını artırmaktadır.

Türkce Öğretmenlerinin Buluşma Noktası
Copyright © 2006 Türkçe Öğretmeniyim

2011 Kütüphaneler Haftası (Mart ayının son pazartesi günü) .
Powered by Joomla 1.7 Templates