Orman Haftası (21-26 Mart)

Yazdır

ORMAN HAFTASI :
 
 Orman; hayvanların barındığı, çeşitli bitkilerin bulunduğu sık ağaç topluluklarıdır. Ormanda büyük ağaçlar, ağaççıklar, mantarlar, otlar, yüzlerce, binlerce bitki bir arada bulunur. Çam, sedir, köknar, ladin, ardıç, meşe, dişbudak, kayın, gürgen belli başlı orman ağaçlarıdır.

Ağaçlar ya kendiliğinden yetişir, ya da insanların ormana diktiği fidanlardan oluşur. Ormanın küçüğüne, ağaçların seyrek olduğu yerlere koru denir.
 
Eskiden yeryüzünün büyük bir bölümü ormanlarla kaplıydı. insanların bilgisizlikleri nedeniyle yok edilen ormanların yerini bozkırlar, çoraklaşan topraklar, çöller aldı.

İnsanlar her zaman ağaca ve ağaçtan yapılan çeşitli araç ve gereçlere gereksinme duymuşlardır. Ormanlar, ağaçlar, toprağın nemli kalmasını sağlar. Toprak kaymasını (erozyonu) önler, selleri durdurur. Ormanlar yörenin iklimim etkiler, yağmur yağmasını sağlar. Çok sıcakları, şiddetli soğukları önler. Ormanlar aynı zamanda av hayvanlarının barınağıdır.

Ormanlar bir ülkenin doğal güzellik ve zenginlik kaynağıdır. Öte yandan kullandığımız araç ve gereçlerin çoğu ağaçlardan yapılır. Evimiz, önümüzdeki masa, oturduğumuz sandalye, elimizdeki kalem, defterimiz, yaktığımız odun hep ağaç ürünleridir. Ayrıca ağaçlar endüstrinin birçok kollarında, boya sanayiinde, ilaç yapımında kullanılır.

Bize bu kadar yarar sağlayan, ülke ekonomisinde önemli yeri olan ormanları korumalıyız. Ağaç dikip, yeni ormanlar yetiştirilmesine yardımcı olmalıyız.
 
Ormanlara en büyük zarar insanlardan gelir, insanlar orman işletmelerinden izin almadan, çıra yapmak, reçine çıkarmak için ağaçları yaralarlar. Tarla açmak, yerleşim yeri kurmak, hayvanlara otlak yeri açmak için ormanları yok ederler.

 Ateşin söndürülmeden bırakılması sigaranın söndürülmeden atılması, koskoca bir orman alanının yanıp kül olmasına neden olur. Yanan ormanın yerine yenisinin yetiştirilmesine bir insanın ömrü yetmez.

Zararlı böcekler, kemirici hayvanlar, özellikle keçiler, ağacın yeni süren dal ve yapraklarını yiyerek ormanlara zarar verirler. Ormanlara zarar vermek, ceza yasalarımıza göre suçtur. Orman suçları bağışlanmaz suçlardandır.
 
Ülkemizde ormanların korunması, ağaçlandırma işleri cumhuriyet yönetiminin ilanından sonra ele alındı. Tarım ve Orman Bakanlığı kuruldu. Her ilde valiler başkanlığında orman yetiştirilmesi için bir kurul vardır. Bu kurul yörede ormanların korunması ve yeni ormanlar yetiştirilmesi için kararlar alır ve uygular. Her yıl Mart ayı içinde bir haftayı Orman Haftası olarak duyurur. Haftanın bir günü Ağaç Bayramı olarak kutlanır. Uygun alanlar ağaçlandırılır. Yeni ormanların yetiştirilmesi için çalışmalar yapılır.
 
Ormanların korunması, çevremizin ağaçlandırılması hem yurdumuzun, hem de dünyamızın önemli bir sorunudur. Bu nedenle 21 Mart Dünya Orman Günü olarak her yıl kutlanmaktadır.

Bizler de çevremizdeki ağaçların dallarım kırmayanın, fidanları sarsmayalım. Ağaçları zararlı hayvanlardan koruyalım. Yeni fidanlar dikelim. Bu etkinliklerimizi yaşam boyu sürdürelim.
 



Çevremizi Ağaçlandıralım :

Ağaçlandırma denildiği zaman sadece ormanlık alanlardaki ağaçlandırma çalışmaları düşünülmemelidir. Her yerde ve her çeşit ağaç dikimi ve yetiştirilmesi bunun içine girer. Çocuk, genç, öğrenci, kadın, erkek, yaşlı hepimiz birlikte, el ele vererek çalışıp çevremizi ağaçlandırmalıyız. Evimizin, okulumuzun bahçesine;köyümüzün, kasabamızın yollarına, koruluklarına; ırmak, göl kenarlarına, kısacası yetişebileceği her yere ağaç dikmeliyiz.Ağaç dikmek ve yetiştirmek bir vatan borcu olduğu kadar dinimizce de kutsal bir görevdir. Hz.Muhammet bu konuda şöyle diyor: "Bir kimse bir ağaç dikerse, Allah o kimseye o ağacın meyvesi kadar sevap yazar."Ağaç dikme işinde, bulunduğumuz yerdeki uzman ve yetkili kişilerle işbirliği yapılmalıdır. Ağaçlandırmaya devletimiz büyük önem vermektedir.Ağaç dikmek isteyenlere her türlü yardımı yapmaktadır.
İsteyenlere tek tek ya da grup olarak ağaçlar, malzemeler sağlamaktadır. Bundan yararlanarak koruluklar, fidanlıklar oluşturulabilir. Çevredeki insanlar birlikte hareket ettikleri takdirde bu iş daha kolay yürütülür.Ormanlık bölgelerde, orman işlerinde ve ağaçlandırma çalışmalarında yurttaşlarımıza yardımcı olan, onlara yol gösteren çeşitli kurumlar vardır.Bunlar:
1. Fidanlık Müdürlükleri,
2. Ağaçlandırma Grup Müdürlüğü,
3. Toprak Muhafaza Grubu,
4. Köy Kalkındırma Grubu.
Bütün orman işleri ve ağaçlandırma çalışmalarımızda bu kuruluşların yardımım isteyebilir, ihtiyaç duyduğumuz konularda buralardaki yetkililere danışabiliriz
 



Fidan Dikimi Hakkında Bilgi :

 Fidan dikim zamanını, ağaç türlerinin biyolojik özellikleri ve iklim şartları tayin eder. Genellikle büyümenin durduğu andan, sürmenin başladığı zamana kadar geçen süre içersinde ,don olmayan zamanda dikim yapılabilir.Kaplı fidanlar sulamak kaydıyla toprak tavda olduğu zaman her mevsim dikilebilir.

Ülkemizde genellikle ilkbahar,sonbahar ve bazı müsait bölgelerde kış ayları dikim için uygundur.

Ayrıca ,yapraklı tür fidanların yapraklarını dökmüş olmaları ve dikim yapılacak toprağın tavında olması,yani çok kuru veya çamur olmaması gerekir. Toprağın çok ıslak,donlu veya karla örtülü olması halinde dikim yapılmamalıdır.

Fidan ambalajında;naylon torba ve ambalajın bağlanmasında tel kullanılmışsa bunlar mutlaka sökülüp atılmalıdır.

- Fidan çukuru, fidan köklerinin gerektirdiği derinlik ve genişlikte olmalıdır.Fidanı,fidanlıkta yetiştirildiği kök boğazı hizasındaki derinlikte dikmeli,çok sığ veya derin olmamalıdır.

- Fidanın dikiminden önce(yapraklı fidanlar,kavak) gerek kök ve gerekse gövde dalları usulüne uygun budanmış olmalıdır.

- Dikimde fidan gövdesinin dik durması sağlanmalıdır.

- Dikim yapılacak toprakta yeteri kadar organik madde yoksa, fidanın beslenebilmesi için toprağa ¼ ü kadar yanmış ahır gübresi ilave edilmelidir.

- Dikimde fidan çukurundaki toprak yeteri kadar çiğnenerek sıkıştırılmalıdır.

- Boylu fidanların rüzgar etkisi ile devrilmemesi için kazık vs. ile tespiti yapılmalıdır.

- İmkanlar varsa dikilen fidanlar, dikimi müteakip bolca sulanmalı yani can suyu verilmelidir.

- Dikilen fidanların normal gelişebilmesi için,sulanması,çapalanması,yabancı otların alınması zararlılardan korunması ve fakir topraklarda gübrelenmesi gerekir.

- Fidanda bir canlı olduğuna göre,gelişmesi için suya mutlaka ihtiyacı vardır.Yalnız üst toprağa bakarak kurudur diye sulamak çok hatalı olabilir. Fidanın köklerinin bulunduğu derinlikteki rutubet durumu önemli olduğundan,bu derinlikteki duruma göre fidan sulanmalıdır.

- Sulamalar arasındaki durumu mümkün olduğu kadar uzatmakta ve sulamanın bolca yapılmasında fayda vardır.Bu suretle fidanın iyi gelişmesine yardım edilmiş olur.

- Fidanın su kadar toprağın içindeki havaya da ihtiyaç vardır. Bunun için fazla sulamadan kaçınılmalıdır.

- Fidanlar,hayvan,böcek,mantar,ot,don,kar kırması,durgun su gibi tehlikelerden korunmalıdır.

- Fidanın daha güzel,daha kuvvetli ve gürbüz olmasını,bol çiçek ve meyva vermesini sağlamak için budama yapılmalıdır.

- Budamanın derecesi ne olursa olsun,ağacın tepe şekli korunmalıdır.İbreli türlerde yalnız kuru ve hastalıklı dallar budanmalı,başkaca bir budama yapılmamalıdır.Bitkilerin tabii yapı ve özellikleri dikkate alınmalı,tabiattaki şekil ve büyüklükte,yani tabii halde bırakıldıkları takdirde daha güzel oldukları unutulmamalıdır.

- Her kişinin, her bahçıvanın budamayı bildiği kabul edilmemeli,budama ehil kişilerce yapılmalıdır.


Kaynak: Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolu Genel Müdürlüğü





Geçmişten Günümüze Orman :

Orman, hayatımızda büyük yeri olan bir varlıktır. Okuduğunuz kitabın kağıdı, ormanlarda yetişen ağaçlardan yapıldığı gibi, kullandığımız kalemin, oturduğumuz iskemlenin, kullandığımız masanın tahtası da ormandan gelmiştir. Ayrıca, ağaçların havayı temizlemek gibi büyük bir yararı da vardır.Beşikten mezara kadar muhtaç olduğumuz ormanların değeri, ne yazık ki eskiden hiç anlaşılamamıştı; bugün bile gereğince anlaşılamamıştır.Eskiden yeryüzünün büyük bir kısmı ormanlarla kaplıydı. İlk insanlar onları kendilerine düşman saydılar. Çünkü ağaçlar insanların hayvan besleyecekleri, tahıl yetiştirecekleri yerleri kaplıyordu. Üstelik, ormanlar tehlikeli hayvanlarla da doluydu. Bundan dolayı, ilkel insanlar ormanları şeytanların, kötü ruhların yatağı sayarlardı. Bu bakımdan, ormanlar onlar için yok edilmesi gereken bir varlıktı.ilkel insanların bu inançları çağlar boyunca sürüp gitti. Hiç kimse ormanları korumayı düşünmüyor, yakacak olarak kullanmak, kayık, gemi, çeşitli eşya yapmak
için alabildiğine kesmekten kaçınmıyordu. Toprağa ihtiyaç olunca ilk akla gelen şey, ormanı yakarak yer kazanmaktı. "Günün birinde ormana ihtiyacımız olur." düşüncesi kimsenin aklına gelmiyordu. Bu yanlış düşünceler milyarlarca ağacın yok edilmesine yol açtı. Bugün bütün devletler ormanların faydalarını anlamış olmakla birlikte doğanın bi eşsiz kaynağı gene de yakılmaktan, kesilmekten kurtulamamıştır
 

 

İğde Ağacı :

* Atatürk, ağaçsız yurt topraklarından üzüntü duyardı. Aşağıda onun ağacı nasıl sevdiğini belirten bir yazı okuyacaksınız.

Atatürk tabiatı ve ağacı çok severdi. Ankara'daki Orman Çiftliğini boz topraktan ormanlık haline soktu. Ağaçların dikilişini, tutuşunu, büyüyüşünü adım adım kollardı. Akköprü tarafından çiftliğe giden yolun etrafındaki boş topraklar meyvelik olmuştu. Bir gün bu meyvelikten geçerken birdenbire şoförüne :
— Dur dedi.
Arabadan inerek orada bulunanlara :
— Burada bir iğde ağacı vardı, ne oldu? diye sordu. Kimse iğde ağacını bilmiyordu. Atatürk'ün biraz önceki neşesi kalmamıştı. Çünkü çiftliğin ilk çorak günlerinin yeşilliği sökülüp atılmıştı. Yol
boyunca hep iğde ağacını aradı.
— İğde, yaşlanmış ve çelimsiz bir ağaçtı. Fakat yaşıyordu. Baharda güzel kokular veriyordu, diye sızlandı.
Atatürk, İstanbul'daki büyük ağaçtan gördükçe :
— Bunlar da güzel ama, ben yapraklarının ve dallarının her yıl ne kadar büyüdüğünü gördüğüm ağaçlarımı seviyorum, derdi.
Vatanı yeşil ve bayındır görmek için çok çalıştı. Yalova'yı, Florya'yı o değerlendirmişti. Bursa'yı bir kaplıca şehri yapmak için uğraşıp durmuştu. Planlı Ankara onun fikri idi.
Çankaya'daki bahçesini yapan memur şu fıkrayı anlatmıştı.
Bahçeyi dolaşıyorduk. Çok ihtiyar ve geniş bir ağaç Atatürk'ün geçe­ceği yolu kapıyordu. Ağacın bir yanı havuz, bir yanı dik bir yokuştu. Atatürk ağaca yaslanarak güçlükle karşı tarafa geçti. Atıldım,
— Emrederseniz hemen keseyim, efendim, dedim.
Yüzüme baktı:
— Sen hayatında böyle bir ağaç yetiştirdin mi ki keseceksin? dedi.

Falih Rıfkı ATAY (Babamız Atatürk)  



Orman Haftası hakkında genel bilgi-1 :

Ağaç topluluklarının bulunduğu geniş alanlara orman denir.Orman bir ülkenin en önemli doğal zenginlik kaynağıdır.
Evimizde kullandığımız birçok eşya,okulumuzdaki sıra,masa,pencere,kapı ağaçtan yapılmıştır.Ayrıca hergün kullandığımız kalem,defter,kitap gibi ders araçlarımız da ağaçtan elde edilir.
Orman,toprak kayması,aşınması(erozyon),sel baskını gibi felaketleri önler.
Orman,pek çok hayvanın rvi,yuvası ve barındığı yerdir.
Orman,gittikçe atmosferi kirlenen dünyamızın oksijen kaynağıdır.
Orman piknik yaptığımız,temiz hava aldığımız,göz zevkimizi tatmin ettiğimiz alanlardır.
Dünyamızda yaşam başladığından beri canlı,cansız varlıklar bir arada,iç içe yaşayarak bir denge oluşturmuşlardır.Doğal dengenin düzenli olarak sürüp gitmesinde ormanlar çok önemli bir yer tutar.
Eskiden dünyamızın önemli bir bölümü ormanlarla kaplıydı.Dünya nüfusu arttıkça tükenmez gibi görünen ormanlar azalmaya başladı.Günümüzde tehlikeli boyutlara vardı.Özellikle sanayileşme,ormanların yok olmasına yol açtı.Bu durum karşısında sorumluluk duyan,düşünen insanlar önlem almak gereksinimini dile getirmeye başladılar.Sorun birey ülke sorunu olmaktan çıktı.Uluslar arası düzeye ulaştı ve Birleşmiş Milletler gündemine girdi.Ormanın ve ağacın önemine eğilmek için harekete geçildi.Bütün dünyada orman haftası yapılması için görüşmeler yapıldı.21 Mart’ta Güney Yarımkürede sonbahar,Kuzey Yarımkürede ilkbaharın başlangıç günü olması nedeniyle 1971’de Avrupa Tarım Birliği ve Birleşmiş Milletler Gıda Tarım Örgütü bu günü “Dünya Ormancılık Günü” olarak kabul etmişlerdir.
Ülkemizde de her yıl bugünden başlamak üzere bir hafta ORMAN HAFTASI olarak değerlendirilmektedir.
Günün ana amaçları,ormanların korunması,geliştirilmesi,çok yönlü yararlanma ilkeleri gibi konuların çeşitli etkinliklerle halka duyurulması ve halkın bu yönde bilinçlendirilmesini sağlamaktır.
Konu ülkemiz açısından çok önemlidir.Ormanlarımız gittikçe azalmaktadır.Or-
Manlar senin,benim,onun değil hepimizin ve gelecek kuşaklarındır.Bugün yurdumuz yüzölçümünün yüzde on üçe yakını ağaçlarla kaplıdır.Özellikle Karadeniz,Marmara ve Akdeniz bölgeleri orman bakımından zengindir.İç Anadolu,Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimiz ağaç bakımından fakirdir.Ormanlarımızın korunmasına ve ağaçlandırılmasına çok önem vermeliyiz.

Bunun için:
1. İzin alınmadan ağaç kesilmemelidir.
2. Kaçak kesim yapanları,ilgililere haber vermeliyiz.
3. Ormanda,orman yakınında ateş yakmamalıyız.
4. Ormana yanar kibrit,sigara atılmamalıdır.
5. Yangın görülür görülmez,en kısa zamanda ilgililere haber verilmelidir.
6. Ormana başıboş hayvan bırkılmamalıdır.
7. Her fırsatta uygun yerlere ağaç dikmeliyiz.
8. Ormanın yararları konusunda sürekli olarak çevremizi bilinçlendirmeliyiz.
9. Orman bekçiyle değil,sevgiyle korunur.
 



Orman Haftası hakkında genel bilgi-2 :

Çok eski çağlarda dünyanın büyük bir kısmı ormanlarla kaplıydı. Alabildiğine uzanan uçsuz bucaksız ormanlarda dev ağaçlar, sayısız hayvanlar, kuşlar, böcekler yaşardı. Bu yüzden dünyanın iklimi ve doğal görünümü de günümüzdekinden oldukça farklıydı.Binlerce yıldır ağaçların acımasızca kesilmesi, insafsızca yakılması sonucunda dünyanın ormanları azaldı. Birçok yerde iyice tükendi. Toprak verimsizleşti, çoraklaştı. Özellikle tarım alanı açmak için ormanların yakılmasıyla çölleşmiş topraklar, uçsuz bucaksız bozkırlar oluştu.Bunun en tipik ve üzücü örneğini yurdumuzda, İç Anadolu ve Doğu Anadolu'da alabildiğine uzanan yozlaşmış bozkırlarda görürüz. Bilim adamlarının araştırmalarına göre 10.000 yıl öncesine kadar, Anadolu'nun % 70'1 ormanlarla kaplıydı. Acımasızca yapılan tahribat sonucu bugünkü hale gelmiştir.
20. Yüzyıla kadar doğal nedenler, bilinçsiz yararlanmalar ve yangınlarla yok edilen ormanlar günümüzde hızlı nüfus artışı nedeniyle yeni tarım alanları açmak, konut için yer sağlamak, sanayi tesisleri kurmak gibi nedenlerle yok edilmektedir. Ayrıca turizm yapılanması için de önemli miktarda ormanlık alanın, özellikle yurdumuzda, yok edildiği bilinen bir gerçektir.Aşırı sanayileşmenin getirdiği kirlilik de eklenince, ormanların azalmasının yarattığı tehlike, dünyanın ve insanların geleceğini ciddi şekilde tehdit eder olmuştur.Bu tehlikeyle önce Avrupa ilgilendi. Daha sonra Birleşmiş Milletler Örgütü, konuyu uluslararası bir sorun olarak ele aldı.21 Mart günü başlayan hafta, orman sevgisini çoğaltmak, ormanlar hakkında insanları bilgilendirmek, orman konusunu işlemek için "Orman Haftası "olarak değerlendirilmektedir.
 



Orman Haftası konulu güzel sözler :

* Ağaç dikip gölgesinde halkı dinlendirmek gibi,insanın kıyamet gününde hesabına yarar bir erdem yoktur.
Hz.Muhammed

* Bir kimse bir ağaç dikerse Allah, o ağacın meyvesi kadar o kimseye sevap yazar.
Hz.Muhammed

* Ormanımda bir dalı kesenin başını keserim.
Fatih Sultan Mehmet

* Bir ulusun uygarlık düzeyi,üzerinde yaşadığı toprakları ağaçlandırmasıyla ölçülür.
Franklin Roosevelt

* Ormansız bir yurt, vatan değildir.
Atatürk

* Yeşil görmeyen gözler,renk zevkinden yoksundur.Burasını öyle bir ağaçlandırın ki,kör bir insan dahi yeşillikler arasında olduğunu anlasın.
K.Atatürk

* Çiçekler ağacın gözü, kuşlar dilidir.
Cenap Şehabettin

* Ağaç, geçmişi geleceğe bağlar. Size sabrı öğretir. Beraber yaşamanın, faydalı olmanın zevkini verir.
Marcel Prevast

* Bağa geliniz, yeşil giymiş tabiatı seyrediniz. İçiniz açılır, ruhunuz neşe bulur.
Mevlana

Ormana nasıl haykırırsan öyle karşılık verir. (Fin atasözü)
* Ağaca beşikten mezara kadar muhtacız. (Türk atasözü)
* Ağaçsız memleket duvaksız geline benzer. (Türk atasözü)
* Ağaç kökünden yıkılır. (Türk atasözü)
* Bir kuşağın diktiği ağacın gölgesinde gelecek kuşaklar serinler. (Çin atasözü)
* Yaş kesen baş keser. (Türk atasözü)
* Ağaç diken, kendinden başkasın) da sevdiğin! gösterir. (Amerikan atasözü)
* Ormansız yurt vatan değildir.
* Ormanlar milli servettir.
* Ormanı korumak, erozyonu önlemek demektir.
* Toprağını kaybetmek istemiyorsan, ormanı yok etme.
* Orman yurdun hem süsü, hem gücüdür.
* Yaş kesen baş keser.
* Bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ olur.
* Sana gölge veren ağacı kesme!
* Ormana nasıl haykırırsan,öyle karşılık verir.
* Yol rehbersiz;dağ ormansız olmaz.
* Orman,orman içinde büyür.
* Bir kuşağın diktiği ağacın gölgesinde,gelecek kuşaklar serinler.
* Orman,yağmur yularıdır.
* Ağaçsız memleket,duvaksız geline benzer.
* Ağaca beşikten mezara kadar muhtacız.
* Ağaç diken,kendinden başkasını sevdiğini de gösterir.
* Orman bekçi ile değil, sevgi ile korunur.
* Orman, tarımın sigortasıdır.
* Ağaçlı köyü sel basmaz..
* Ağaç dikmek değil, büyütmek sorundur.
* Ağacın yemişi, o ağacı yetiştirmenin sadakasıdır.
* Uygarlığın temelinde ağaç, çiçek ve yeşillik bulunmaktadır.
 



Yurdumuzda Millî Parklar :

Bilimsel incelemeler, araştırmalar yapmak, halkın dinlenmesini sağlamak, turizme cevap vermek, doğal ve kültürel değerleri korumak gibi amaçlarla doğal ve estetik bakımdan yeterli durumda bulunan kimi orman alanları "Millî Park" haline getiriliyor. Millî parklarda ekonomik yönden sadece turizm etkinliğine izin verilir. Çok küçük bir istisna dışında avlanmak da yasaktır.

1. Yozgat Çamlığı
2. Kuşcenneti (Balıkesir-Bandırma)
3. Karatepe-Aslantaş (Adana)
4. Uludağ (Bursa)
5. Soğuksu (Ankara-Kızılcahamam)
6. Dilek Yarımadası (Kuşadası)
7. Sipildağ (Manisa)
8. Köprülü Kanyonu (Antalya-Manavgat)
9. Kızıldağ (Isparta)
10. İlgaz Dağı (Çankırı-Kastamonu)
11. Termessos (Antalya)
12. Başkomutan Parkı (Afyon)
13. Adıyaman Nemrut (Adıyaman)
14. Göreme (Nevşehir)
15. Kovada (İsparta)
16. Maçka Altındere Vadisi (Trabzon)
17. Munzur Vadisi (Tunceli)
18. Boğazköy Alacahöyük (Çorum)
19. Olimpos Beydağları (Antalya)
20. Gelibolu Yarımadası (Çanakkale)

Millî Parklar Yasası'na göre, uygun olan alanlar, Bakanlar Kurulu kararıyla "Millî Park" olarak belirlenir.
Millî Parklar Kanunu kapsamına giren yerlerde doğal ve ekolojik denge bozulamaz, yaban hayatı tahrip edilemez. Toprak, su ve hava kirlenmesi gibi çevre sorunları yaratacak etkinlikler yapılamaz. Yasada yazılı yasaklara ve zorunluluklara aykırı davrananlar cezalandırılır.
 





Yaban Ormanları :

Bulunduğumuz yerlerin çevresinde çeşitli ormanlar vardır. Buralarda bodur ağaçlardan, minareler gibi uzun ağaçlara kadar çeşitli ağaçlar görürüz. Bunlar, bizim iklimlerde yetişen ağaçlardır. Bir de bizim görmediğimiz, adım atılmamış, balta girmemiş ormanlar vardır ki oralarda dağlar gibi boy atan ağaçlar bulunur. Aralarında da bizim ormanlarımızda gördüğümüz sincaplar, karacalar, tilkiler değil, çok korkunç, yırtıcı hayvanlar yaşar.Birçoklarının "yağmur ormanları" adını verdiği "tropikal ormanlar" bir yeşillik okyanusuna benzetilebilir. Bu ormanlarda akarsular, üzerlerini örten yoğun, sık ağaç dalları yüzünden görülemezler. Sanki yeşil bir tünel içinde akıp gitmektedirler.Yaban ormanlarında bulunan hayvanlar, bitkiler aklın alamayacağı kadar çok çeşitlidir. Bu bakımdan, denizlerden hiç aşağı kalmazlar.
Bir kilometre karelik bir bölgede binlerce çeşit bitkinin yaşamasına karşılık, ılıman bölgelerde en çok 20 çeşit bitkiye rastlanır.Tropikal orman içinde yürürken bir ara durup çevremize bakınacak olursak her yandan hayat fışkırdığını görürüz.Yaban ormanlarında hemen her mevsim yazdır.Yağmurların azalıp çoğalmasından başka hiçbir mevsim ayrımı yapılamaz. Güneşin kızgın sıcağı, nemin etkisiyle büyüyen bitkilerin çoğu dev boylara ulaşmıştır. Menekşelerle aynı takımdan olan birçok bitki, kiraz ağacı boyuna erişir. Güller de 5-6 metre boyunda birer ağaç olurlar. Bütün bunların arasından birdenbire 70 metreye yükselen dev ağaçlar sivriliverir.Bu yaban ormanları Afrika'da Kongo Havzasında, Guinea Körfezi kıyılarında, Madagaskar Adası'nın doğu kesimlerinde, Güney Afrika'da, Amazon Bölgesinde, Büyük Okyanus'ta Endonezya Adalarında, Hindistan'ın batısında görülür.
 






Rekortmen Ağaçlar :


En Hacimli Ağaç:

Yeryüzünde yaşayan en hacimli varlık, Sequoia Ulusal Parkında (Kaliforniya, ABD) bulunan 85 metre yüksekliğindeki kaliforniya sekoyasıdır. (Sequoiadendron giganteum) "General Sherman" adı verilen bu ağacın gövdesinin çapı (yerden 1.52 m. yükseklikte) 24.32 metredir. Odunundan 5 milyar kibrit yapmak mümkündür. Yaprakları mavimsi yeşil olan bu ağacın kızılkahverengi kabukları yer yer 61 cm. kalınlığındadır. 1968 de yapılan resmi açıklamada bu ağacın ağırlığı 2030 ton olarak belirtilmiştir.

En Geniş Gövdeli Ağaç:

Meksika'nın Onaxaca eyaletinde bulunan "Santa Maria del Tule" adlı Montezuma selvisinin yerden 1.52 cm. yükseklikte gövde çapı 34.1 - 34.4 metredir. Etna dağı(Sicilya,İtalya) üzerinde bulunan ve "Yüz At Ağacı" adıyla anılan kestane ağacının ise gövde çapının 51 metre olduğu 1972 yılında açıklanmıştır.

En Hızlı Büyüyen Ağaç:

Botanik açıdan ağaçsı ot olarak sınıflandırılan Bambu sayılmazsa, dünyanın en hızlı büyüyen ağacı 17 Haziran 1974'te Malezya-Sabah'da dikildikten sonra 13 ayda 10.74 metre büyüyen bir "Albizzia falcata" dır... 30 metreyi en kısa sürede geçme rekoru 5 3/4 yılla Papua Yeni Gine'de bulunan bir Okaliptüs ağacınındır.

En Yavaş Büyüyen Ağaç:

Ağaçların büyümeleri büyük çapta koşullara bağlı olsa da, porsuk ve şimşir gibi türler herzaman yavaş büyürler. Bu konuda en aşırı örnek Kutup ağaç sınırı yakınlarında 98 yılda ancak 28 cm. büyüyebilen ve gövde çapı yalnızca 2.5 cm ye ulaşan bir Sitka Ladinidir.  






Ormanlarla İlgili İlginç Bilgiler :

Tüm avrupa’da 12 bin tür bitki var.Türkiye’de ise 9000.

Dünyada her yıl 16 milyon hektar orman alanı yanmaktadır.(82 Nijerya kadar)

Son 30 yılda dünya orman örtüsünün beşte biri yok oldu.

Yetişmiş bir ağaç günde 17 kişinin oksijen ihtiyacını karşılıyor ve 22.5 kilogram karbondioksiti yok ediyor.

Dünyadaki kağıt tüketiminin yarısı geri kazanılsa,Her yıl 8 milyon hektar orman alanı korunabilir.

Dünyamız dakikada 21 hektar orman alanı kaybediyor.

Her yıl doğaya 7 ağaç borcumuz var!
Çünkü;
Bir yıl içinde, kullandığımız kağıt-kartonlar ve ayrıca yaşamsal ihtiyaçlarımız için 7 adet ağacı tüketiyoruz.

Bir avrupalı yılda ortalama olarak 300 kg. Kağıt ve kağıt ürünleri tüketmektedir.

Dünyada her yıl kağıt tüketiminin yarısı geri kazanılsa, Türkiye büyüklüğünde bir ormanlık alan yok olmaktan kurtarılmış olur.


Ormanın Sağladığı Yararlar :

Atalarımız, "Ormanlar yağmurun yuvalarıdır." demişler. Doğru bir söz değil mi? Ormanlık yerlere, ormansız yerlerden daha çok yağmur düşer. Bunu hepimiz biliriz. Çünkü ormanlar yağmur bulutlarını çeker, bol yağışa sebep olur. Yalnız yağışa sebep olmakla kalmaz, yağan yağmurların sel haline gelmesini de engeller. Böylece toprakların taşınmasını önler, toprakları korur.

Ormanlardan çeşitli ürünler elde ederiz:
Bugün orman ürünlerinden elde ettiğimiz pek çok şey vardır. Çevremize şöyle bir baktığımızda bunları görebiliriz: Evimizdeki masa, sandalye, döşeme ağaçtan yapılmıştır.Köprüler, iskeleler, telefon direklerinin çoğu ağaçtan yapılır. Yakacak odunumuz ormandan gelir. Ağaçlar fabrikalarda işlenerek daha pek çok şey elde edilir.Kısacası kibrit çöpünden oduna, okulun sırasından, kara tahtasından, binaların yapımına ve defter kağıdından sunî ipeğe kadar birçok şey hep ağaçtan yapılmıştır.

Ormanlar suların düzenli akmasını sağlar:
Orman toprakları, suyu emer. Böylece suların düzenli akmasını sağlar. Şiddetli yağmurların felaket haline gelmesini önler. Çünkü ağaçlar, gövdeleri ve yapraklarıyla suların hızını keser, yavaş akmasını sağlar.Ormanlar köy ve kasabalarımızı su baskınlarından korur. Sularla sürüklenen taş, toprak ve benzeri maddelerin hızını keser. Kısacası bir yerde orman varsa, orada sular düzenli akar, seller olmaz.

Ormanlar toprağın akıp gitmesini önler:
Ormanlık arazide ağaçların kökleri toprağı sıkı sıkıya tutar. Ağaçlardan dökülen yapraklar da, toprağın üzerinde kalın bir örtü meydana getirir. Sonra bu yapraklar toprakla karışır. Böylece suyu kolay geçiren bir toprak oluşur. Suyu çok geçiren topraklar az aşınır. Ağaçların yaprakları da yağmur sularının hızını keser. Bu yüzden yağmur suları hızlı olarak toprağa düşemez. Onun için de sular ve rüzgarlar toprakları kolayca alıp götüremez. Böylece erozyon önlenmiş olur.Ağaçlar, kökleriyle toprağı sıkı sıkıya tuttuğundan, ormanlık yerlerde toprak kaymaları da pek olmaz.Ormanlar deniz kıyısında da kumların içerilere taşınmasını önler. Çünkü rüzgarlar ormansız kıyılardan kumları içerilere kadar taşır. Kilometrelerce araziyi kum içinde bırakır. Ormanlık olan kıyılarda bu durum görülmez.

Ormanlar yaşayışımıza canlılık katar:
Ormanlık bölgelerin havası sağlığımız için çok iyidir. Çünkü ormanlar pis havayı temizler. Ormanlık bölgelerde sıcak ve soğuk hava durmadan yer değiştirir. Temiz hava insanı sağlıklı kılar. Hastanelerin, dinlenme evlerinin, kampların ormanlara yakın yerlerde kurulması bu yüzdendir.Ormanlık yerlerde, şiddetli soğuklara, kurutucu sıcaklara rastlanmaz. Ormanlar yumuşak, tatlı iklimin doğmasına yol açar.Ormanlar, hayvanların da barındığı bir yerdir. Onun için ormanlık bölgelerde her çeşit hayvan bulunur.

Ormanlar yurt savunmasında bize yardım eder:
Savaş zamanında ormanlar askerlerimizi, tanklarımızı, cephanemizi saklayacağımız güvenilir yerlerden biridir. Bu yüzden ormanlar savaş zamanlarında da çok işimize yarar. Ormansız bölgelerde gizlenmek, saklanmak zor olur. Ayrıca savaşta kullanılan çeşitli patlayıcı maddelerin yapımında da orman ürünlerinden yararlanılır.





Ormanı Koruyalım (Masal)
Jacqueline Rainaud
Altın Kitaplar


Çeşme alanında bir telaştır gidiyordu. Mahallede oturanlar gece gözlerini bir an bile kırpmamışlardı.

Dodo, "Gün doğana dek kim çıkardı bunca patırtıyı?" diye sordu.
Momo, "Aman başım!" diyerek inledi.
Tombiş Bakkal, "O çığlıklar, o müzik kulaklarımda hala güm güm ötüyor!" diye yakındı. Tombul teyze söze karıştı."Demek sizler de uyuyamadınız? Gerçekten de toplumun huzurunu bozmak çok çirkin bir davranış! Bu gürültünün nereden geldiğini kesinlikle bulup öğrenmek gerek!"

Tavşan Titu, bir öneride bulundu. "Kim gelecek benimle? Birkaç kişi olursak, kısa zamanda sorumluları ele geçiririz..."

Gönüllüler küçük kümeler halinde ormana dağıldılar. Suçluların izini Ponpon'la Tonton hemen buldu.

"Şşt! Şşt! Sakın gürültü yapmayın!" diye tembih ettiler.
Tombalak Tavşan, bilgiç bilgiç güldü.
"Tabi uyurlar! Böylesine bir gecenin ardından uyumayıp da ne yapacaklardı ki! Doğrusu, canım onları uyandırmayı çok istiyor!"

Çabuk gelin, şu hale bakın! Ateş sönmemiş, çöpler de her yana saçılmış! Ne pismiş bunlar!" diye Bonbon bağırdı.

Ponpon'la Tonton, hemen koşup olan biteni Büyükbabalarına anlatınca yaşlı adam çok şaşırdı.
"Ateşi söndürmemek son derece tehlikeli!" diye öfkeyle söylendi. "Yangın çıkabilir. Üstelik, çöpleri ortada bırakmak da olacak şey değil! Şişeler, konserve kutuları, plastik torbalar kendiliğinden çürüyüp yok olmaz,doğaya karışmazlar. Bu böyle sürerse güzelim ormanımız çöplüğe döner.Hemen eyleme geçmeliyiz, çabuk! Her şeyden önce size uyarı levhaları hazırlamanızı ve her yana çöp tenekeleri koymanızı öğütlerim."

Ormanda gezmeye çıkan konaklamacılar ortada yokken kamp yerinin çevresine, yaşlı Büyükbabanın istediği gibi levhalar yerleştirildi.

Ponpon ortaya bir öneri attı, "Biz onlara örnek olursak yaptıkları hatayı anlarlar. Haydi işe büyük temizlikten başlayalım. Dönüp geldiklerinde her yer öylesine temiz olsun ki, yaptıklarından utansınlar."

Tonton çöp tenekesini iyice görünür bir yere koyarken, "Umarız utanırlar," dedi.
Ne yazık ki tüm yaptıklarına rağmen yine gürültülü bir gece geçirdiler. Ertesi gün bizimkiler olay yerine geldiklerinde gördüklerinden büyük bir düş kırıklığına uğradılar.
"Yoksa bunlar okuma bilmiyor mu?" diye bağrıştılar.

Dodo dayanamadı. "bu sersemlerin ormana hiç mi hiç saygıları yok! Madem öyle, biz de elimizden geleni ardımıza koymayalım, onlara güzel bir ders verelim!" peki ama, bizimkiler şu balkabağıyla ne yapıyorlar acaba?
"Hu!..Hu!...Hu!..."
"Neler oluyor? imdat!"

Ponpon, Tonton ve arkadaşları sahneye koydukları bu oyundan çok mutlu, "nasılmış! İşte orman öcünü alıyor," diye fısıldaştılar.
Dodo çok eğleniyordu."Bu sözde canavarların sadece balkabağı olduğunu bir bilseler!..."
Bu arada kampçılar korkudan çılgına dönmüşlerdi. "Kaçalım buradan! Bu orman perili!" diye bağrışıyorlardı.

Sabahleyin kampçılardan iz bile kalmamıştı. Ormanda her şey eski düzenine girmiş gibiydi.
Ama birden...
Bizimkiler telaşlanmışlardı. "Bu gürültü de ne? Ha gezmeye çıkanlarmış!... Peşlerinden gidelim!" diye karar verdiler.

"Bakalım çabalarımız bu kez karşılığını alacak mı?..." küçük bir çocuğun çöp tenekesine çöp attığını görünce hepsi birden,"Yaşasın!" diye bağrıştılar."
"Kazandık! Bundan sonra ormana saygı gösterilecek demektir."

Bir an ormanın tehlike de olduğunu düşünen Bay Baykuş o akşam, "Oh! Orman hiç bu denli güzel olmamıştı", diye içinden geçirdi.

"Her neyse, artık rahat uyuyabilirim, herkes bizim kadar ormana saygı gösteriyor..."


 



Ormancılık nedir? :

Ormancılık, toplumun orman ürünlerine ve hizmetlerine olan gereksinimlerini sürekli ve optimal olarak karşılamak amacıyla biyolojik, teknik, ekonomik, sosyal, kültürel ve yönetsel çalışmaların tümünü kapsayan çok yönlü ve sürdürülebilir bir etkinlik olarak tanımlanmaktadır. Diğer bir deyimle ormancılık, biyolojik ve teknik özelliğinin yanında ekonomik, sosyal, kültürel ve yönetsel boyutu ön planda olan bir orman kaynakları yönetim mesleği olarak algılanmaktadır. Ormancılık; orman kaynaklarına toplumun refahı doğrultusunda bilinçli müdahale etmektir. Bunu yaparken, toplum taleplerini, ormancılık sektörünün diğer sektörlerle, bölgeyle ve makroekonomik yapıyla olan ilişkilerini, ülke ve sektör kısıtlarını dikkate almak, parasal faydaları diğer faydalarla dengelemek, ekonomik, sosyal ve biyofizik sonuçları farklı olan alternatifler üretmek ve çok ölçütlü karar verme tekniklerini kullanarak aralarından seçim yapmak çağdaş ormancılık anlayışının gerekleridir.

Ormancılığı diğer sektörlerden ayıran, kapsamının ve boyutlarının açıklanmasına yardımcı olan en önemli özellikleri şunlardır;

Ormancılık doğal şartlara açık bir arazi işletmesidir. Her şeyden önce toprağa bağlı, yenilenebilen biyolojik bir varlık söz konusu olduğu için her türlü risk faktörü önem arz etmektedir.

Ormancılık sektöründe üretim süresi (idare süresi) diğer sektörlere göre daha uzundur. Genellikle 20 yıldan az olmayan üretim süresi, bazı ağaç türleri için 200 yıla kadar çıkmaktadır Keza toprak faktörünü de en çok kullanan bir sektördür. Dolayısıyla zamanı ve mekanı yoğun olarak kullanan sektörlerin başında gelmektedir.

Ormancılıkta çok yönlü yararlanma esastır. Yani sadece maddesel ürünler değil, zamana ve mekana bağlı olarak ondan daha önemli olan ve çoğu kez değeri para ile ölçülemeyen hizmetler ve faydalar da söz konusudur. Toplumsal faydalar yaratma, iktisadilik, verimlilik, sürdürülebilirlik, çok yönlü yararlanma vb. ilkeler kârlılıktan daha önemli olduğundan sermayenin % 3 gibi düşük bir faizle çalıştığı kabul görmektedir. Bu özellik çok boyutlu karar vermeyi bir zorunluluk haline getirmekte, uzun dönemli, tutarlı ve çok boyutlu planlamanın gereğini ve önemini ortaya koymaktadır.

Ormancılıkta sadece bugünkü nesillerin ihtiyaçlarını karşılamak yeterli değildir. Gelecek nesillerin ihtiyaçlarını da bugünden gözetmek gerekir. Bu anlayış devamlılık ilkesini doğurmuştur. Sürdürülebilir kalkınmanın temelinde ekonomi ve ekolojinin birbirini dengeleyecek şekilde uyumlaştırılması yer aldığından ve de ormanlar kara ekosistemleri içinde büyük paya sahip olduğundan, sürdürülebilir kalkınmanın yolunun sürdürülebilir ormancılıktan geçtiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle ormancılıkta kısa vadeli yaklaşımlar yerine sürdürülebilirlik yaklaşımının esas alınması zorunludur.

Ormancılık kapital yoğun bir sektördür. Özellikle odun hammaddesi üretiminde bu kapitalin % 90’ını arazi ve ağaç serveti oluşturmaktadır. Tamamı öz sermaye olup, ürün ile sermaye değerlerinin sağlıklı bir şekilde tayin edilmesinde birtakım güçlükler vardır. Keza, ürün ile kapital canlı bir varlık olan ağaç servetinde özdeşleşmiştir.

Ormancılık sektörü ürettiği pek çok mal ve hizmetlerle kendisi dışındaki pek çok sektöre girdi vermektedir. Yani pek çok sektöre alt yapı oluşturmakta, hazır arz yaratarak etkin faaliyet göstermelerini sağlamakta, dolayısıyla makro amaçlara ulaşmada ve sosyo-ekonomik yapıyı geliştirmede (istihdam, katma değer yaratma vb.) önemli bir sektör görünümündedir. Bu özelliği nedeniyle ileri bağlantıları yüksek bir sektördür. Buna karşılık diğer sektörlerden pek az girdi aldığı için geri bağlantıları düşük bir sektördür.

Ormancılık sektörü girdi-çıktı ilişkileri ya da teknoloji ve ölçek yönünden esnek olan, dolayısıyla stratejik ve taktik nitelikli bir sektördür.

Ülkemizde kişi başına düşen orman alanı 0,34 ha olup, gelişmiş ülkelere göre düşük bir düzeydedir. Yaklaşık % 25’i ağaçlandırma ile verimli hale getirilmesi mümkün görülen ormanlarımızın 3,5 milyon hektarı aynı zamanda orman üstü ve orman içi mera niteliğindedir. Bozuk ve verimsiz karakteri ağır basan ormanlarımızın biyolojik çeşitlilik ve miktar olarak da ülke yüzeyine dengeli dağılım göstermemektedir.

Türkiye’de ormancılık; ulusal kalkınma planlarına göre Tarım Sektörü içinde bir alt sektör olarak yer almaktadır. Devlet İstatistik Enstitüsünün birincil ve ikincil orman ürünlerinin ve hizmetlerinin bilançolara yansıyan parasal değerlerine göre yaptığı hesaplamalar sonucunda ormancılık sektörünün GSMH’ya katkısı % 0,8 bulunmuştur. Ancak, diğer sektörlere bedelsiz veya düşük bedelle verilen girdilerden doğan sübvansiyonlar da dikkate alındığında bu pay % 2 düzeyine ulaşmaktadır. Buna bilançolara yansımayan ot, yaprak, su, bal, reçine vb odun dışı ürünler eklendiğinde gerçek katkı payı bulunmuş olacaktır.

Türkiye ekonomisini oluşturan 64 sektörün ileri bağlantısı ortalama 0,387 iken, ormancılık sektöründe bu rakam 0,786’dır. Yani ormancılıktaki birim çıktının öteki sektörleri uyarma veya geliştirme etkisi pek çok sektörden büyüktür. Ormancılık sektörünün geri bağlantısı ise, ülke ortalamasından (0,387) küçüktür (0,127). Diğer yandan, sektörün istihdam çarpanı 0,291 olup, 64 sektör içerisinde 17. sırada yer almaktadır. Yani birim çıktı başına en çok istihdam sağlayan sektörler arasındadır.

Ormancılık sektörü yılda yaklaşık 3,5 milyon ton fuel-oil e eşdeğer bir enerji katkısı sağlamaktadır.

Türkiye’de ormancılık, genel kabulün aksine emek-yoğun bir sektördür. Sadece Orman Bakanlığı yıllık ortalama 15 milyon adam-gün işlendirme olanağı sağlamaktadır. Orman köylerine ve diğer sektörlere yaptığı kaynak aktarımı da yüksektir.

Ormancılık sektörü doğal yaşamın ve biyolojik çeşitliliğin korunmasında önemli bir işleve sahiptir. Keza ülkemizde önemli olan erozyonun önlenmesi, su rejiminin düzenlenmesi, toplum sağlığı, iklimi düzenleme, çevresel, rekreasyon, turizm vb. kolektif faydaları nedeniyle önemli ve vazgeçilmez bir sektördür.

Kadastro ve mülkiyet problemleri halledilmemiş, kırsal yoksulluğu had safhada olan yaklaşık sekiz milyon orman köylüsünü içinde barındıran ve dolayısıyla sosyo-ekonomik baskılardan fazla etkilenmekte olan bir sektördür.


 

Orman ve Çevre :

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de binlerce yıldır ormanların değeri; genellikle ormanların kereste üretim kapasitesi ile ya da ormanlardan elde edilen yakacak miktarıyla ölçülmüştür.
Binlerce yıldır hakim olan bu düşünce sonucu önce ağaçlar kesilmiş veya yakılmış, daha sonra toprak çoraklaşıncaya veya tamamen verimsiz hale gelinceye kadar otlatılmış ya da ektansif tarla tarımı yapılmıştır. Bunun en acı örneğini iç Anadolu ve Doğu Anadolu'da göz alabildiğine uzanan bozkırlarda görmekteyiz. Bilimsel verilere göre bundan 10.000 yıl öncesine kadar % 70'i ormanlarla kaplı olan Anadolu, yıllarca o kadar insafsızca tahrip edilmiştir ki; bugün birçok insana "Çölleşmeye yüz tutmuş bu alanlar neden yurt tutulmuştur?" sorusunu sorduracak bozkırlar haline getirilmiştir.
20. Yüzyıla kadar, usulsüz faydalanmalar, doğal nedenler, savaşlar ve yangınlarla tahrip edilen orman alanları, günümüzde hızlı nüfus artışı sonucunda ortaya çıkan yeni tarım alanları kazanma arzusu, daha fazla yapacak ve yakacak ihtiyacı ve sanayileşme sonucu ortaya çıkan asit yağmurları gibi yeni sorunlarla karşı karşıya kalmıştır. Çeşitli kaynaklara göre bugün dünyamızda her otuz saniyede, bir hektar orman yok edilmekte olup, insanlığın geleceğini tehdit eder boyutlara ulaşmıştır.
Ormanların yapacak ve yakacak değeri; bulunduğu ekosistemin, sonuçta ülkenin ve tüm yeryüzünün ekolojik dengesinin sağlanmasındaki işlevleri ve önemi yanında oldukça az öneme sahiptir. Bu nedenlerle ormanlarla ilgili yönetim planları hazırlanırken; tüm çevre koruma, sosyal ve ekonomik konular bir arada düşünülmeli, program ve stratejiler geliştirilirken ekolojik bütünlük ve sürdürülen üretkenliğin devamı göz önünde bulundurulmalıdır.Ormanların yapacak ve yakacak dışındaki sayısız değerlerinin başlıcalarını şöyle sıralayabiliriz:
•Ormanlar, çeşitli ağaç türlerinin yanında, çok zengin orman altı bitki türleri, yaban hayvanları, mikro organizmalar, böcekler, kuşlar, balıklar ve memeliler için en önemli tabiatlardan biridir. Bu özelliklerinden dolayı doğal dengenin korunması, işlenmesi ve genetik kaynakların devamının sağlanması açısından son derece değerli ekosistemlerdir. Özellikle tropikal yağış ormanları, biyolojik üretkenlik açısından yeryüzünün en zengin parçalarıdır.
•Ormanlar, çevrenin iklimini önemli ölçüde etkiler. Yıllık sıcaklık değişmelerin! azaltarak, yörenin iklimini yumuşatır. Havanın nemini ve yağışları artırır ve düzenli yağmasını sağlar. Rüzgarların şiddetini azaltır. Bunların yanında, sera etkisi yapan gazları toplama kapasitesiyle, global ölçekte tüm yeryüzünü tehdit eden iklim değişikliğini yavaşlatıcı etki yapar. Yeşil bitkiler, özümleme ile her yıl atmosferdeki toplam karbonun % 14'ü olan,100 milyon ton karbonu alır. Yaklaşık aynı miktardaki karbon da bitki solunumu ve organik maddelerin çürümesiyle atmosfere verilir.Milyonlarca yıldır bitkiler özümleme ile atmosferdeki CO2 gazını kullanarak
dengede tutmuştur. Fakat son yıllarda organik kökenli yakıtların tüketimindeki artış, atmosferdeki CO 2 dengesini tehdit eder boyutlara ulaşmıştır. Bunun sonucu ısının 1 derece artması bile yeryüzünde büyük değişmelere neden olacak ve çok tehlikeli sonuçlar yaratacaktır. Aynı zamanda ormanlar, denizlerden sonra en fazla O2 üreten doğal kaynaktır. Bir araştırmaya göre 25 metre boyunda ve 15 metre tepe çapındaki bir kayın ağacı saatte 1,7 Kg. O2 üretmektedir. Bu miktar 72 kişinin bir saatte tükettiği O2 miktarına eşdeğerdir. Yine aynı kayın ağacı bir saatlik özümleme sırasında 2.350 Kg.CO 2 gazını kullanmakta olup, bu değerde 40 kişinin bir saatte çıkardığı CO 2 miktarına eşittir. İnsan sağlığı açısından ormanların diğer bir özelliği de, atmosferdeki gaz, duman, buhar ve toz şeklindeki maddeleri tutarak zararlı etkilerini önler ya da zarar derecelerini önemli ölçüde azaltır.
•Ormanlar dünya su çevriminde ve rejiminde düzenleyici rol oynadığı gibi, bulundukları bölgenin su kaynaklarının verimliliğini arttıran, devamlılığını, düzenliliğini ve su kalitesini sağlayan en önemli doğal regülatörlerdir. Özellikle su rejimi üzerinde olumlu etkisi Türkiye gibi dağlık arazilerde daha büyük önem taşımaktadır. Bu tür arazilerde yağışla gelen suların arazide uzun süre tutulmasını, bütün canlıların bu sudan azami derecede faydalanmasını sağlamakta, sel ve taşkınları engelleyerek büyük zararları önlemektedir.
•Ormanların bir başka özelliği de toprak oluşumunu ve verimini arttırıcı etki yapması, erozyonu engelleyerek toprak kaymasını önlemesidir. Ülkemiz topraklarının, topogratik yapısı nedeniyle % 90'ından fazlasının çeşitli derecelerde erozyona uğramakta, her yıl akarsularla, 10 cm kalınlığında ve Kıbrıs Adası büyüklüğündeki, 500 milyon ton ağırlığında toprak kitlesi denizlere taşınmaktadır.
Bu kadar şiddetli bir erozyonun olduğu bir ülkede, tarımın geleceği için tehlike çanları çalmaya başlamış demektir.
Bugün sulama ve enerji üretimi amacıyla, iç ve dış kaynaklı çok büyük paralar karşılığında kurulan barajlarımızın pek çoğu, havzada ağaçlandırma çalışmalarına önem verilmediği için şiddetli erozyon sonucu hızla dolma tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır. Nitekim Keban Barajı Fırat ve Murat nehirleri, Munzur Çayı, Peri ve Çatlı suları ile yılda toplam 31.5 milyon ton sediment taşınmaktadır. Böylece barajın faaliyete geçtiği 1974 yılından bu yana, baraj tabanında 550 milyon tonun üzerinde sediment toplandığı tahmin edilmektedir. Maalesef, genellikle ormanlardan uzak ve tamamen çıplak olan baraj havzalarımızın hemen hepsinde aynı durum söz konusudur. Bu nedenle bir an önce baraj havzalarında arazi kullanım planları yapılarak, tarım yapılan sahalarda koruyucu tedbirlerin alınması, süratle ağaçlandırma çalışmalarının yapılması gerekmektedir.
•Ormanlar yerel halk için sosyo kültürel bir çevre oluşturmaktadır. Çevresini süsler, güzelleştirir ve doğal peyzajı tamamlayarak estetik etkisini artırır. İnsanların piknik yapma, eğlenme, dinlenme, gezip dolaşma ile dağ sporları, kayak yapma ve avcılık gibi sportif faaliyetlerin yapılmasına, her türlü kamp alanlarının kurulmasına uygun koşullar yaratır. Orman içinde ateş yakmak da çok tehlikelidir. Çeşitli ve zorunlu nedenlerle ateş yakarsak, isimiz bittikten sonra ateşin üzerine toprak atıp iyice ve tam olarak söndürmeliyiz. Söndürülmeyen ateşi rüzgar sağa sola götürür, yangın çıkmasına neden olur.Biz yakmamış olsak bile ormanda iyice sönmemiş ateş görürsek hemen söndürmeleyiz. Kendimiz söndüremiyorsak çevreden yardım istemeliyiz; karakola, muhtara, resmî kuruluşlara haber vermeliyiz. Bu, bir vatandaşlık görevidir.
Kaçak ağaç kesimini önlemek:
Kaçak ağaç kesmek de ormanları yok eden başka bir sebeptir. Ormandan izinsiz ağaç kesmek, bindiğimiz dalı kesmek demektir. Çünkü usulsüz ağaç kesmek, ormanların büyüyüp gelişmesini engeller.Ormandan ağaç kesmenin bir yolu vardır. Orman mühendisleri, ormanda her yıl hangi ağaçların kesileceğin! belirtirler. Belirtilen bu ağaçlar kesilmelidir. Buna "düzenli kesim" denir. Düzenli kesimle hem ihtiyaçlar karşılanır, hem de ormanların büyümesi, gelişmesi sağlanır.
Keçilerden korumak:
Keçiler de ormanların baş düşmanıdır. Çünkü keçiler, genç fidanların uç dallarını yemesini pek severler. Ormana girince küçük demez, büyük demez, yetişebildikleri her şeyi yerler.
Bu yüzden uç dalları koparılmış fidanlar da büyüyemez, ölür. Körpe fidanlar böyle yok ola ola, orman da köyümüzden, kentimizden uzaklaşır.Yapılacak iş ormana zararlı olan keçi yerine, koyun, inek gibi hayvanları beslemek ya da keçileri ormandan uzak tutmaktır. Tarla açmayı önlemek: Ormanın değerini bilmeyenler, bazan bir karış toprak için binlerce ağaca kıyarak tarla açarlar. Bu şekilde tarla açmak, bize hiçbir şey kazandırmaz. Gerçekte orman toprağı çok verimli değildir. Bu yüzden ormandan açılan tarlalar pek verimli olmaz. Birkaç yıl ekildikten sonra verim iyice düşer. Emeğimizin karşılığını alamayız. Alamayınca da üç beş yıla bir yeni tarla açmak isteriz. Sonunda memleketimizde orman kalmaz.Tarla yoksa, orman işlerinde çalışılmalıdır. Hayvan beslenmelidir. Arıcılık, tavukçuluk yapılmalıdır.
 




ORMAN HAFTASI VE AĞAÇ BAYRAMI YÖNETMELİĞİ:


Bakanlar Kurulu Kararının Tarihi: 24/7/1996 No: 96/8396
Dayandığı Kanunun Tarihi : 27/9/1984 No: 3046
Yayımlandığı R.Gazetenin Tarihi : 22/8/1996 No: 22735
Yayımlandığı Düsturun Tertibi : 5 Cildi: 35 S:

BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam, Hukuki Dayanak ve Tanımlar

Amaç

Madde 1 - Bu Yönetmeliğin amacı, ülkemiz ormancılığının tanıtılması ile or-
man ve ağaç sevgisinin artırılmasına katkıda bulunmak üzere yapılacak çalışma-
lara ilişkin esas ve usulleri düzenlemektir.
Kapsam

Madde 2 - Bu Yönetmelik, Orman Haftasına, Ağaç Bayramına, Dünya Ormancılık
Günü kutlamalarına ve ormancılığın tanıtılmasına katılacak kamu kurum ve kuru-
luşları ile gerçek ve tüzel kişiler arasında yapılacak işbirliğin esas ve
usullerini kapsar.
Hukuki dayanak

Madde 3 - Bu Yönetmelik, 27/9/1984 tarihli ve 3046 sayılı Kanunun 37 nci
maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.
Tanımlar

Madde 4 - Bu Yönetmelikte geçen;
Bakanlık : Orman Bakanlığını,
Kurul : Orman Haftası ve Ağaç Bayramı Düzenleme Kurulunu,
ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM
Kurul ve Görevleri
Kurul

Madde 5 - Her ilde valinin başkanlığında bir kurul oluşturulur. İlgili bele-
diye başkanlıkları, garnizon komutanı veya temsilcisi, Orman Bakanlığı, Milli
Eğitim Bakanlığı, Çevre Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı temsilcileri,
doğa ve çevre koruması ile ilgili çalışmalar yapan vakıf, dernek ve kooperatif
başkanları ve ildeki muhtarlar derneği başkanı Kurulun sürekli üyeleridir.
Kurul başkanlığınca,gerektiğinde diğer kamu kurum ve kuruluş temsilcileri de
çalışmalara çağrılır.
Her ilçede kaymakamın başkanlığında benzer kurullar oluşturulur.
Kurul Sekreterliği

Madde 6 - Kurulun çalışmalarında sekreterlik hizmetlerini Bakanlık bölge mü-
dürlüklerinin olduğu illerde Bakanlık bölge müdürlükleri, Bakanlık bölge müdür-
lüklerinin bulunmadığı illerde orman bölge müdürlükleri, diğer illerde ise orman
işletme müdürlükleri yaparlar.
Orman Haftası ve Ağaç Bayramı düzenlenecek ilçelerdeki sekreterlik hizmet-
lerini o ilçelerdeki orman işletme müdürlükleri veya ağaçlandırma başmühendis-
likleri, yoksa bunların şeflikleri yürütürler.





Kurulun görevleri :

Madde 7 - Kurulun görevleri şunlardır:
a) İl, ilçe ve beldelerde yapılacak Orman Haftası ve Ağaç Bayramı uygulama-
ları ile eğitim ve tanıtım faaliyetlerinin yer ve zamanlarını tesbit etmek ve
programlamak,
b) Orman Haftası içinde kutlanacak Ağaç Bayramının gününü ve yerini tesbit
etmek,
c) Orman Haftası içinde yapılacak faaliyetler için basın, radyo ve televiz-
yon kuruluşlarıyla işbirliği yapmak,
d) Doğa ve orman koruması ile ilgili çalışmalar yapan vakıf, dernek, koope-
ratif ve benzeri sivil toplum kuruluşlarıyla ilişki kurup Orman Haftası ve
Ağaç Bayramı faaliyetlerine katılmalarını sağlamak,
e) Başta okullar ve askeri birlikler olmak üzere il ve ilçelerdeki kamu
kurum ve kuruluşlarının Orman Haftası ve Ağaç Bayramı çalışmalarına katılmala-
rını sağlamak,
f) Doğa, orman ve ağaç sevgisini işleyen konularda, toplumun bütün kesimle-
rine açık yarışmalar düzenlemek ve sergiler açmak, yarışma konularını, ödülleri
ve jüri üyelerini belirlemek,
g) Kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerin ağaçlandırma yap-
malarını teşvik için bu konudaki mevzuatı öğretici ve tanıtıcı çalışmalar
yapmak,
h) Benzeri faaliyetleri düzenlemek.
Çalışma esasları

Madde 8 - Kurul, her yıl ocak ayının ilk haftasında vali veya kaymakamın
başkanlığında ve sürekli üyelerin katılımıyla çalışmalara başlar. Kurul, 21 Mart
tarihinde başlayan haftayı Orman Haftası, bu hafta içindeki bir günü de Ağaç
Bayramı günü olarak ilan eder.
İklim şartlarının elverişsiz olduğu bölgelerde Ağaç Bayramı günü başka bir
tarihe alınabilir.
Orman Haftası, Dünya Ormancılık Günü olan 21 Mart tarihinde yapılacak tören
ve kutlamalarla başlar.
Kurul, çalışmalarında alınan kararları bir protokole bağlar. Protokole göre
Orman Haftası ve Ağaç Bayramı için kuruluşlara verilen görevlerden, o kuruluş-
ların il veya ilçedeki en üst amirleri sorumludur.
Kurulun protokole bağlanan çalışmalarını, sekreterlik hizmetlerini yürüten
kuruluş koordine eder.
Okullarda düzenlenecek yarışmalar

Madde 9 - İl ve ilçe milli eğitim müdürlükleri, protokol esaslarına göre
doğa, orman ve ağaç sevgisi konularında ilkokullarda resim ve şiir, orta öğre-
timde ise resim, şiir, komposizyon, afiş ve sergi dallarında yarışmalar açar.
Her okul yarışma birincilerini seçer.
Okul idareleri, yarışma birincilerini eserleri ile birlikte en geç Orman
Haftasından 15 gün önce Kurula bildirir. Kurulun belirleceği jüri, okul birin-
cileri arasında ayrı ayrı değerlendirme yaparak il veya ilçe düzeyinde yarış-
macıların birinci, ikinci ve üçüncülerini seçer.


İlk üç dereceyi kazanan eserler, o il veya ilçede Orman Haftasının açılış
gününde halkın ve davetlilerin huzurunda okunur, sergilenir ve ödüllendirilir.
İllerde birincilik ödülü kazanan eserler Bakanlığa gönderilir. Ankara'da
Milli Eğitim Bakanlığı ve Bakanlıkça belirlenecek bir jüri tarafından değerlen-
dirilir. Bu eserlerin Türkiye birincisi, ikincisi ve üçüncüleri seçilir. Bu
eserler de Bakanlıkça ödüllendirilir.
Ayrıca, ödül alan eserler, orman ve ağaç sevgisinin yaygınlaştırılması
amacıyla değerlendirilir.
Diğer yarışmalar

Madde 10 - Kurulca okullar dışında düzenlenen yarışmalar, mahallinde değer-
lendirilerek ödüllendirilirler.

 

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Ödenek, Fidan Temini ve Saha Belirlenmesi

Ödenek ve fidan temini

Madde 11 - Orman Haftası ve Ağaç Bayramı nedeniyle öğrenciler arasında dü-
zenlenecek yarışmalarda il veya ilçe birinci, ikinci ve üçüncüleri ile Türkiye
genelinde birinci, ikinci ve üçüncü olanların ödülleri Bakanlık bütçesine konu-
lacak ödenekle karşılanır.
Diğer yarışmaların ödülleri ise mahallinde temin edilir.
Orman Haftası ve Ağaç Bayramı için yapılacak harcamalar ile gereken fidanlar
Bakanlıkça karşılanır.
Saha belirlenmesi

Madde 12 - Ağaç Bayramında fidan dikilerek ağaçlandırılacak sahalar Kuru-
lunca belirlenir.
Ağaç Bayramları öncelikle, halen bu amaçla kullanılan veya ulaşım imkanı
müsait projelendirilmiş sahalarda yapılır.
Buna imkan bulunmadığı takdirde; Ağaç Bayramı sahaları il ve ilçelerde be-
lediyelerce, köy çevrelerinde ise muhtarlık tarafından köylülerin onayı alınarak
tahsis edilir.
Bu tür ve diğer şekillerde temin edilecek sahalar için kanuni gerekler
yerine getirilir.

 

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Son Hükümler

Yürürlükten Kaldırma

Madde 13 - 26/10/1972 tarihli ve 7/5267 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile
yürürlüğe konulan "Kamu Ağaçlandırmaları ve Ağaç Bayramı Yönetmeliği" yürürlük-
ten kaldırılmıştır.
Yürürlük

Madde 14 - Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer
Yürütme

Madde 15 - Bu Yönetmelik hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.  




ORMAN HAFTASI ŞİİRLERİ:


AĞAÇ DİYOR Kİ
Ben küçücük bir ağacı
Yurdumun bir bahçesinde
Topraklar tüterken gölgem
Dallar da çiçeklensin de.
 
Her şeyimle yararlıyım,
İnsanoğluna dünyada,
Çiçeğim, yaprağım, gölgem
İri dallı zerdalimle.
 
Kuşlar mutlu şarkısını
Hep dalımda söylerler,
Şen arılar vızır vızır,
Kokuma koşup gelirler.
 
Sakın sakın dalımızı,
Çocuklar çekip kırmayın.
Çakınızla gövdemizde
Derin yaralar açmayın.

Halim YAĞCIOĞLU
 



ORMAN
Sen insansın, o ağaçtır,
Suya, ışığa, sevgiye
Bir insan kadar muhtaçtır;
Ağaçların şehri orman.
 
Onu ne yak, ne sök, ne kır.
Bir dal kopardığın zaman.
Gizli bir sesle hıçkır..
Her orman yurda bir ordu
Ormanı iyi koru..

Hüseyin KALABA




ORMAN
Kestane, gürgen, palamut
Altı yaprak, üstü bulut.
Gel burda sen, derdi unut.
Orman ne iyi, ne iyi,
Aman ne iyi, ne iyi !
 
Dallar kol kola görünür,
Yaprak yaprağa sürünür,
Kışın karlara bürünür
Orman ne güzel, ne güzel,
Aman ne güzel, ne güzel !
 
Ormanda kuşlar, böcekler,
Yavru ceylanlar emekler,
Açar yedi renk çiçekler,
Orman ne büyük, ne büyük,
Aman ne büyük, ne büyük !
 
Çamın, yaprağı dökülmez,
Gürgenin kolu bükülmez,
Ağaç dibinden sökülmez.
Orman ne canlı, ne canlı,
Aman ne canlı, ne canlı !
 
İzin vermeyiz kırmana,
Dayanamayız vurmana,
Baltayı sokma ormana,
Orman ne mutlu, ne mutlu,
Aman ne mutlu, ne mutlu !
 
Git, git sona varamazsın,
Kuşak olsan saramazsın,
Dalını koparamazsın,
Orman ne sonsuz, ne sonsuz,
Aman ne sonsuz, ne sonsuz !

İlhami Bekir TEZ



ORMAN
Gölgesi serindir, havası taze,
Yeşil yaprakları zümrüt yelpaze.
Yazın ortasında istersen bahar.
Bir gün ormanda kal aksama kadar.
 
Tertemiz bir hava dolar içine.
Her yer ne hoş kokar: çiçek, reçine.
Cıvıldaşır türlü kuşlar bir yanda
Buz gibi kaynaklar var ormanda.
 
Ağaçlar uğuldar, estikçe rüzgar.
Gönlümüze hayat verir ormanlar...
Ormandır dağlara zümrüt bir örtü,
Ormandır kırların en güzel süsü!...
 
Orman güzellik ve zenginlik demek,
Ormanları sevmek, korumak gerek.
Ormansız memleket çöldür, çoraktır,
Orman bulutlara yeşil konaktır.
Bulutlar burada gelir oturur,
Burada boşanır sağanaklı yağmur...
 
Ormandır sulara söyleyen ninni,
Ormandır, sulara öz anne gibi.
Gölgelikte doğup büyür dereler,
Yazın suyu, orman korur ve besler...
 
Ormanlar yapraktan bir engin deniz,
Burada yıkanır hava tertemiz.
Orman sağlık, hayat dolu bir kaynak,
Herkese bir ödev onu korumak...

Zeki TUNABOYLU




AĞAÇ SEVGİSİ
Kucak açarsın herkese
Bu dost, şu düşman demeden
İyilik yaparsın herkese
Bir karşılık beklemeden.
 
Güzel yurdumun süsüsün
Bulutlara dal uzatan
Kuru, yeşil örtüsüsün
Gölge veren, dal uzatan,
 
Ne kadar çok çeşidin var
Elma, armut, meşe, kavak
Tatsız geçer sensiz bahar
Sensiz toprak olur kurak.

M. Necati ÖNGAY

 



ORMAN
Sen insansın, o ağaçtır,
Suya, ışığa, sevgiye
Bir insan kadar muhtaçtır;
Ağaçların şehri orman.
 
Onu ne yak, ne sök, ne kır.
Bir dal kopardığın zaman.
Gizli bir sesle hıçkır..
Her orman yurda bir ordu
Ormanı iyi koru..

Hüseyin KALABA

 

 

Bu Ağaç Başka
 
Ağaç!
Ne kadar güzelsin
Ne kadar başka
Yaşamak isterdim dallarında

Adarsam,
Sana adarım kendimi
Büyürüm meyvalarında.

Ağaç!
Ne kadar güzelsin
Ne kadar başka!

Orhon Murat ARIBURNU  





Ormancılar Marşı
 
Ağaçların kökleri,
Kardeş gibi toprakla.
Senin bizce farkın yok,
Dalgalanan bayrakla.

Ormancıyız, keseriz,
Seni kesen her eli.
Vatanını sevenler,
Ormanı da sevmeli.

Seni candan sevmeyen
Duygusuzdur, utansın.
Toprak eğer vatansa,
Sen de bize vatansın.

İ.Hakkı SUNAT





 Doğa Adında Bir Ermiş
 
Toprak ana kız doğurmuş
Adını da ağaç koymuş
Yazın giydirmiş onu
Kış gelince soymuş

Nere gitsin nasıl etsin
Şaşırıp kalmış ağaçcık
Hem üşümüş hem ağlamış
Her bir yerleri apaçık

Doğa adında bir ermiş
Ağaçları çok severmiş
Kurmuş gizli tezgahını
Renkler kokular eğirmiş

Kumaş dokumuş ışıktan
Gelinlik kıza giydirmiş
Alıp götürmüş sarayına
Oğlu ile evlendirmiş

Ali YÜCE




Ağaçlar da Birer Yurttaş
 
Ağaçlar da birer canlı
Benim gibi senin gibi
Hem görür hem işitir
Benim gibi senin gibi

Ağaçlar da birer usta
Berber gibi terzi gibi
Saçlarını kendi tarar
Kendi diker giysisini

Ağaçlar da mevsim mevsim
Kimi bahar kimi yazdır
Giyinmiş düğüne gider
Kimi gelin kimi kızdır

Ağaçlar da birer yurttaş
Benim gibi senin gibi
Çiçek açar meyve verir
Her yıl öder vergisini

Ali YÜCE
   




Ağacım
 
Mahallemizde
Senden başka ağaç olsaydı
Seni bu kadar sevmezdim.
Fakat eğer sen
Bizimle beraber
Kaydırak oynamasını bilseydin
Seni daha çok severdim.

Güzel ağacım!
Sen kuruduğun zaman
Biz de inşallah
Başka mahalleye taşınmış oluruz.

Orhan Veli KANIK




Ağaca Övgü
 
Evlerimin eşiği,çocuğumun beşiği
Sıra dağların görülen güzelliği,
Toprakların yüreği,
Bayrakların direği
Ağaçlardır,ağaçlar.

Toprağı kaydırmayan,durduran seli,
Yağmuru çeken,toprağa döken,
Güneşi kesen,tozu dindiren
Ağaçlardır,ağaçlar.

Yeşiller içinde ağaç yeşili,
Ağaçtır toprağın türküsü,dili,
Bana şu dağları sevdiren
Ağaçlardır,ağaçlar.

Zeki TEOMAN

Türkce Öğretmenlerinin Buluşma Noktası
Copyright © 2006 Türkçe Öğretmeniyim

2011 Orman Haftası (21-26 Mart) .
Powered by Joomla 1.7 Templates