Tüketiciyi Koruma Haftası (15-21 Mart)

Yazdır

 15-21 MART TÜKETİCİYİ KORUMA HAFTASI  (Hazırlayan: Ayşe Açıkalın-Uzman Öğretmen)

GİRİŞ:Yurdumuzda,15-21 mart arası Tüketiciyi Koruma Haftası olarak belirlenmiştir.Bu tarihler arasında öğrencilere tüketici olarak, haklarının neler olduğu ve gerektiği zaman bu haklarını korumak için neler yapabilecekleri,nerelere başvurabilecekleri hakkında bilgiler verilir.

 

TÜKETİCİ HAKLARININ ORTAYA ÇIKIŞI VE EVRENSEL TÜKETİCİ HAKLARI

Tüketim faaliyeti insanlığın doğuşu ile ile başlamıştır. Önceleri kendisi hem üreten hem de tüketen olan

tüketicinin korunması gereği pek hissedilmemiştir , ancak toplumda zaman içinde rollerin ayrılması, üreticilerin

özellikle ekonomik yönden güçlenmesi ve kısa sürede örgütlenmeye başlaması nedeni ile tüketiciler giderek mağdur olmuş ve tüketicinin korunması kavramı gelişmeye başlamıştırr

 

 

TÜKETİCİ HAKLARI

Ülkemizin de taraf olduğu 1985 tarihli Birleşmiş Milletler Evrensel Tüketici Hakları Bildirgesine göre 9 adet temel ve evrensel tüketici hakkı vardır. Bunlar sırasıyla aşağıdaki gibi sıralanabilir.

Temel ihtiyaçların karşılanması hakkı: Barınma,ısınma, aydınlanma, içecek ve kullanacak su bulma,haberle şme, ulaşım tüketicilerin en temel ihtiyaçlarıdır.

Her tüketici, bu temel ihtiyaçların karşılanmasını talep edebilir.

Sağlık ve güvenlik hakkı: Satışa sunulan her türlü mal ve hizmetin insan yaşamı ve sağlığı açısından kullanıcısına zarar vermeyecek durumda olmasıdır.

 Bilgi edinme hakkı; Tüketicinin mal ve hizmeti satın alırken doğru karar verebilmesinin sağlanması

için tüketicinin gerekli bilgilere ulaşabilmesi ve zararlı, yanıltıcı reklamdan, etiketten, ambalajdan

korunmasıdır.

Eğitilme hakkı: Tüketicinin hak ve çıkarlarını koruyabilmesi, tüketici bilincine sahip olması için

eğitim kurumlarında eğitilmesidir.

Zararların giderilmesi hakkı: Satın alınan mal veya hizmetten dolayı  tüketicinin uğramış olduğu zararın giderilmesi, o mal veya hizmetin yeniden tüketiciye ulaştırılmasıdır.

 Sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı: Sağlık koşullarına uygun bir çevrenin oluşumunda ülke ve

doğal kaynakların doğru kullanımı ile çevrenin korunması, temiz ve sağlıklı bir şekilde gelecek

nesillere bırakılmasıdır.

Ekonomik çıkarların korunması hakkı:

Tüketiciye kıyaslama imkanı verecek çeşitte mal ve hizmetin en uygun fiyattan sunulması, satış sonrası her türlü teknik destek ve servisin tüketiciye ulaştırılmasıdır.

 Seçme hakkı: Tüketicilerin çeşitli ürün ve  hizmetlere istedikleri zaman ulaşabilmeleri

anlamındadır. Rekabetin tam olarak işlemediği pazarlarda devlet aksaklıların giderilmesi için

yapacağı düzenlemeler ile uygun kalite ve fiyatlarda mal ve hizmetlerin tüketicilere sunulmasını

sağlamalıdır.

Temsil edilme, Örgütlenme, Sesini duyurma hakkı: Yukarıda sayılan hakların elde kullanılabilmesi, tüketicilerin haklarını koruyabilmeleri, mağduriyetlerinin giderilmesinde bir araya gelerek güç birliği oluşturmaları ve hükümetlerin ekonomik ve siyasi politikaların da dikkate alınma ve kamu kurumlarında temsil edilebilmesidir.

 


KUSURLU MAL ALANLARIN HAKLARI NELERDİR?


Alışverişlerinizde:

 
l      Satın aldığınız mallardan belirli standartları bekleme hakkına sahipsiniz.

l      Aldığınız malda hiçbir ayıp olmamalıdır.

l      Ambalajında , kılavuzunda yada reklamlarında belirtilen  veya satıcının vaat ettiği  özelliklere sahip olmalıdır.

l      Herhangi bir malı satın alırken sözleşme yapmadıysanız,satıcı ile olan her türlü konuşmanız sözleşme sayılır.

 
Bir malı aldıktan sonra  ayıplı olduğunu   fark ederseniz; Satın aldığınız tarihten itibaren 15 gün içinde

Şunlardan birini yapma hakkına sahipsiniz.

l      Ayıplı malın değiştirilmesini,  

l      Ödediğiniz bedelin iadesini,

l      Ayıbın neden olduğu değer kaybının bedelden indirilmesini,

l      Ücretsiz olarak tamirini talep edebilirsiniz.  

Eğer malın ayıbı gizli ise veya hile ile gizlenmişse, hakkınız 2 yıldır.

   Ayıplı bir maldan dolayı maddi veya manevi bir zarara uğramışsanız bu zararınızı,

   Satıcı veya Üretici veya ithalatçı karşılamak zorundadır

Bir şikayetin çözümlenmesinde zorlanıyorsanız daha fazla çaba gösterin.

  Size zorluk çıkaran veya yardımcı olmayan satıcıya, hakem heyetine gideceğinizi söylemeniz bile yeterli olabilecektir.

   Haklı olduğunuza inanıyorsanız, hakkınızı aramak için size gösterilen tüm yollara başvurun.

Zira böyle bir durumda hakkınızı  aramazsanız sadece  sizin zarara uğramanız değil, aynı zamanda  

   tüketiciye saygılı olmayan satıcıyı

   ödüllendirmek ve başkalarının da  benzer zararlara uğramasına sebep

   olmak anlamına gelir

 

TÜKETİCİ HAKLARINI KORUYAN KURUM VE KURULUŞLAR

 
.Satın aldığınız bir mal ayıplı veya arızalı çıktıysa ve bütün çabalara rağmen sorununuzu çözemediyseniz

şu kurumlara başvurabilirsiniz;

1-Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri

2- TC. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı

3- Sanayi ve Ticaret İI Müdürlükleri

4-Tüketici Sorunlarına bakmakla     

    görevli mahkemeler

5- Bulunduğunuz yerdeki tüketicinin

    korunmasına yönelik olarak faaliyet

    gösteren dernek veya vakıflar

6-Etiket mecburiyetini uygulama            

    konusundaki şikayetler için

    belediyeler



Tüketiciyi Koruma Haftası

Her yıl 15 Mart Dünya Tüketiciler Gününün içinde bulunduğu hafta Tüketiciyi Koruma Haftası olarak kutlanmaktadır.

15 Mart’ın Dünya Tüketici Hakları Günü olmasının nedenlerinden biri, 15 Mart 1962 yılında o dönemin ABD Başkanı John F Kennedy’nin Temsilciler Meclisinde ilk kez Tüketici Hakları diye bir kavram kullanmasından kaynaklanmaktadır. İlk olarak Amerika, Avrupa ve İskandinav ülkelerinde ortaya çıkan Tüketici Koruma faaliyetleri Japonya’ya ve oradan da tüm dünya ülkelerine yayılmaya başlamıştır. Daha sonra Birleşmiş Milletler, 1985 yılında aldığı bir kararla TÜKETİCİ HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİNİ ilan ederken bu konuşmanın yapıldığı 15 Mart tarihini DÜNYA TÜKETİCİ HAKLARI GÜNÜ olarak kabul etmiş, ve Uluslararası tüketici örgütleri de bunu her yıl DÜNYA TÜKETİCİ HAKLARI GÜNÜ olarak kutlamaya başlamıştır. TÜKETİCİ HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ; Temel gereksinmelerin karşılanması hakkı, Sağlık ve güvenliğin korunması hakkı, Ekonomik çıkarların korunması hakkı(Seçme hakkı), Bilgilendirme hakkı, Eğitilme hakkı, Tazmin edilme hakkı, Temsil edilme hakkı, Sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı olmak üzere tüketicinin 8 temel hakkını içermektedir.

Ülkemizde ise Tüketiciyi Koruma faaliyetleri özellikle 08.03.1995 tarih ve 22221 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un, 08.09.1995 tarihinde yürürlüğe girmesinden sonra yurt genelinde önemli bir hareket kazanmıştır. Bu Kanun ile tüketicilerin hakları, yasal düzenleme çerçevesinde, çağdaş anlamda yeni boyutlara ulaşmıştır. Tüketici yasasının uygulanması sonucunda, yasanın eksik ve aksayan yönlerinin günün koşullarına uygun hale getirilmesi amacıyla yapılan çalışmalar sonucunda “4822 sayılı Kanun ile Değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun” hazırlanarak 14.06.2003 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Tüketici yasası ile tüketiciler Kapıdan Satışlar, Taksitli Satışlar, Kampanyalı Satışlar, Garanti Belgesi, Türkçe Tanıtma Kullanma Kılavuzu, Satış Sonrası Hizmetler, Ayıplı Mal ve Hizmetler, Devre Tatil, Paket Tur, Sözleşmelerdeki Haksız Şartlar, Tüketici Kredisi, Kredi Kartları, Süreli Yayınlar, Mesafeli Sözleşmeler, Abonelik Sözleşmeleri, Yanıltıcı ve Aldatıcı Reklamlar … vb. gibi pek çok konuda yasalar ile satıcı ve sağlayıcılar karşısında haklarını arama ve elde etme imkanına kavuşmuşlardır. Gerek devletin çıkardığı bir takım yasal düzenlemelerle gerekse tüketicilerin biraraya gelerek örgütlendiği sivil toplum kuruluşları aracılığı ile ülkemizde sağlanmaya çalışılan tüketiciyi koruma ve haklarını gözetme faaliyetleri alanında en büyük görev yasanın uygulayıcısı konumunda olan Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ve İllerde Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüklerine düşmektedir.

4077 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 08.09.1995 tarihinden itibaren her yıl Dünya Tüketiciler Gününün içinde bulunduğu hafta Tüketiciyi Koruma Haftası olarak kutlanmakta, bu hafta içerisinde Tüketici hakları ile ilgili paneller, seminerler radyo ve televizyon programları düzenlenmekte ve Tüketici haklarına saygı duyan ve koruyan kurum, kuruluş ve kişilere ödüller verilmektedir. Böylece tüketicinin her türlü menfaatini ön planda tutmayı ilke edinmiş olan Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ve İl teşkilatları tüketiciyi yasa ile sahip olduğu tüm hakları konusunda bilgilendirme, eğitme, tanıtma ve koruma alanındaki öncülük görevini bugüne kadar olduğu gibi bundan böyle de yerine getirmeye devam edecektir.



YURDUMUZDA TÜKETİCİYİ KORUMA FAALİYETLERİ

Tüketici hakları ve tüketicinin korunmasına yönelik gelişmelerin batılı ülkelerde son derece ilerlemiş

olduğu görülmektedir. Ancak ülkemizde bu konudaki girişimlerin son on yıl zarfında hareketlenme gösterdiği

gözlenmektedir (Demirel, 2004). Son yıllarda ülkemizde tüketicinin korunmasına yönelik yasal düzenlemelerde

hızlanma kaydedilirken, aynı amaca yönelik çok sayıda resmi, yarı resmi kurum ve kuruluş kimlik kazanırken,

bir çok sivil toplum örgütü de tüketici hakları ve tüketicinin korunmasına yönelik çeşitli faaliyetlere önderlik etmektedir.

 

TÜKETİM İLE İLGİLİ GÜZEL SÖZLER:



BİLİNÇSİZ,AMAÇSIZ,GEREKSİZ YAPTIĞINIZ HER HARCAMA VE TÜKETİM

DOĞA İNSAN DENGESİNİ BOZUYOR,ÇEVREYİ KİRLETİYOR VE

YAŞLI DÜNYAMIZIN SONUNU HIZLANDIRIYOR.

 

 Ayıplı Mal ve Hizmet

Ayıplı Mal


Madde 4- Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda ya da reklam ve ilânlarında yer alan veya satıcı tarafından bildirilen veya standardında veya teknik düzenlemesinde tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan ya da tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar, ayıplı mal olarak kabul edilir.

Tüketici, malın teslimi tarihinden itibaren otuz gün içerisinde ayıbı satıcıya bildirmekle yükümlüdür. Tüketici bu durumda, bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte ayıplı malın neden olduğu ölüm ve/veya yaralanmaya yol açan ve/veya kullanımdaki diğer mallarda zarara neden olan hallerde imalatçı-üreticiden tazminat isteme hakkına da sahiptir.

İmalatçı-üretici, satıcı, bayi, acente, ithalatçı ve 10 uncu maddenin beşinci fıkrasına göre kredi veren ayıplı maldan ve tüketicinin bu maddede yer alan seçimlik haklarından dolayı müteselsilen sorumludur. Ayıplı malın neden olduğu zarardan dolayı birden fazla kimse sorumlu olduğu takdirde bunlar müteselsilen sorumludurlar. Satılan malın ayıplı olduğunun bilinmemesi bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Bu madde ile ayıba karşı sorumlu tutulanlar, ayıba karşı daha uzun bir süre ile sorumluluk üstlenmemişlerse, ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile malın tüketiciye teslimi tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre konut ve tatil amaçlı taşınmaz mallarda beş yıldır. Ayıplı malın neden olduğu her türlü zararlardan dolayı yapılacak talepler ise üç yıllık zamanaşımına tabidir. Bu talepler zarara sebep olan malın piyasaya sürüldüğü günden başlayarak on yıl sonra ortadan kalkar. Ancak, satılan malın ayıbı, tüketiciden satıcının ağır kusuru veya hile ile gizlenmişse zamanaşımı süresinden yararlanılamaz.

Ayıplı malın neden olduğu zararlardan sorumluluğa ilişkin hükümler dışında, ayıplı olduğu bilinerek satın alınan mallar hakkında yukarıdaki hükümler uygulanmaz.

Satışa sunulacak ayıplı mal üzerine ya da ambalajına, imalatçı veya satıcı tarafından tüketicinin kolaylıkla okuyabileceği şekilde "özürlüdür" ibaresini içeren bir etiket konulması zorunludur. Yalnızca ayıplı mal satılan veya bir kat ya da reyon gibi bir bölümü sürekli olarak ayıplı mal satışına, tüketicinin bilebileceği şekilde tahsis edilmiş yerlerde bu etiketin konulma zorunluluğu yoktur. Malın ayıplı olduğu hususu, tüketiciye verilen fatura, fiş veya satış belgesi üzerinde gösterilir.

Güvenli olmayan mallar, piyasaya özürlüdür etiketiyle dahi arz edilemez. Bu ürünlere, 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun hükümleri uygulanır.
Bu hükümler, mal satışına ilişkin her türlü tüketici işleminde de uygulanır.

Ayıplı Hizmet
Madde 4/A- Sağlayıcı tarafından bildirilen reklam ve ilânlarında veya standardında veya teknik kuralında tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan ya da yararlanma amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren hizmetler, ayıplı hizmet olarak kabul edilir.

Tüketici, hizmetin ifa edildiği tarihten itibaren otuz gün içerisinde bu ayıbı sağlayıcıya bildirmekle yükümlüdür. Tüketici bu durumda, sözleşmeden dönme, hizmetin yeniden görülmesi veya ayıp oranında bedel indirimi haklarına sahiptir. Tüketicinin sözleşmeyi sona erdirmesi, durumun gereği olarak haklı görülemiyorsa, bedelden indirim ile yetinilir. Tüketici, bu seçimlik haklarından biri ile birlikte 4 üncü maddede belirtilen şartlar çerçevesinde tazminat da isteyebilir. Sağlayıcı, tüketicinin seçtiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür.

Sağlayıcı, bayi, acente ve 10 uncu maddenin beşinci fıkrasına göre kredi veren, ayıplı hizmetten ve ayıplı hizmetin neden olduğu her türlü zarardan ve tüketicinin bu maddede yer alan seçimlik haklarından dolayı müteselsilen sorumludur. Sunulan hizmetin ayıplı olduğunun bilinmemesi bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Daha uzun bir süre için garanti verilmemiş ise, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile ayıplı hizmetten dolayı yapılacak talepler hizmetin ifasından itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Ayıplı hizmetin neden olduğu her türlü zararlardan dolayı yapılacak talepler ise üç yıllık zamanaşımına tabidir. Ancak, sunulan hizmetin ayıbı, tüketiciden sağlayıcının ağır kusuru veya hile ile gizlenmişse zamanaşımı süresinden yararlanılamaz.

Ayıplı hizmetin neden olduğu zararlardan sorumluluğa ilişkin hükümler dışında, ayıplı olduğu bilinerek edinilen hizmetler hakkında yukarıdaki hükümler uygulanmaz.

Bu hükümler, hizmet sağlamaya ilişkin her türlü tüketici işleminde de uygulanır.

BİLİNÇLİ TÜKETİCİ OLMAK CİMRİ OLMAK DEĞİLDİR, GÜNÜMÜZDE  BİR ZORUNLULUKTUR
 

Temel Tüketici Hakları


Zamanın dinamizmi ve insanoğlunun sınır tanımaz mücadelesi hayata yepyeni anlamlar kazandırmaya devam ediyor. Amansız rekabet ortamında şekillenen yeni kavramlar bireyin yaşam tarzını değiştirmekle kalmayıp onu daha önceleri hayali bile kurulamayan modern hak ve yükümlülüklerle de donatıyor. İşte bu anlamda XX. yüzyılda toplumların hukuk ve ekonomi hayatına damgasını vuran güçlü akım: “Tüketicinin Korunması” Kavram olarak tüketicinin korunması, ilk defa XIX. yüzyılda ABD’de telaffuz edilmeye başlanmış, konunun toplumsal bir problem olarak ortaya çıkışı 1950-60’lı yılları bulmuştur. Önce ABD’de filizlenen tüketici hareketi, 1960-70 arasında Avrupa’ya, hemen ardından ülkemize ulaşır.
XX. yüzyılın üçüncü çeyreğini kapsayan söz konusu dönem, ekonomik özellikleri itibariyle tüketim toplumunun uç vermeye başladığı, serbest rekabetin piyasaları yönlendirdiği bir zaman dilimini ifade eder. Bu çerçevede serbest pazar ekonomisinin etkisiyle dünya piyasalarına mal arzı artmış, kalite yükselerek orta-uzun vadede en uygun fiyatın teşekkülü gerçekleşmiştir. Tüketiciye sunulan mal ve hizmet miktarı çeşitlenerek artarken, ekonomik kalkınma ve tüketim patlaması olguları dünya gündemine girmiştir. Ancak, bir yandan toplumların refah düzeyini yükselten bu gelişmeler, öte yandan satıcı-tüketici dengesini tepe taklak etmiştir. Zira; artık maddi bakımdan güçsüz, bilgice yetersiz, örgütlenme bilincinden uzak tüketici kitleleri karşısında; organize, örgütlü, maddi güce egemen, hatta siyasal iktidarı bile etkileyebilen profesyonelleşmiş satıcılar vardır.

Böylece özel hukukta geçerli sözleşme serbestisi prensibinin dayanağı olan ‘taraflar arası eşitlik’ gerçekte rafa kalkmış, artık bu serbesti ilkesi sözleşmenin sadece satıcı tarafına yontar olmuştur. İşte bu noktada liberal ekonomi görüşlerinin tam rekabet şartları içinde tüketicinin kendiliğinden korunabileceği tezleri sarsılmış ve pazar ekonomilerinde de devletin tüketiciyi koruyucu tedbirler alması gereği kabul edilmiştir. Bu akım doğrultusunda önce ABD’de, ardından Batı Avrupa ülkelerinde tüketicinin korunması ile ilgili temel prensip ve kurallar kanunlaştırılır. Avrupa Topluluğu politikaları arasında da yerini alan söz konusu ilkeler 1993’te yürürlüğe giren Maastricht Anlaşması ile birincil mevzuat olarak nitelenen anlaşma metinlerine girer.
Doğal olarak Batıda yaşanan bu gelişmelere Türkiye de kayıtsız kalmamıştır. Avrupa Topluluğu'na giriş hedefi gözetilerek yetmişli yıllarda başlayan çalışmalar 1995’te Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun´un kabulü ile meyvesini vermiş, konu hukuki zemine kavuşturulmuştur. Öte yandan, kanunun uygulanması için gerekli organik yapıdaki eksiklikler de ilgili tüzük ve yönetmeliklerle tamamlanma yolundadır.

Günümüzde tüketicinin korunması olgusuna rengini veren temel tüketici hakları sekiz ana başlıkta toplanır. Konunun daha net değerlendirilebilmesi düşüncesiyle biz de sorunu genel kabul görmüş bu evrensel tüketici hakları açısından ele alacağız.

1. Temel İhtiyaçların Karşılanması Hakkı


Temel ihtiyaçlar dendiğinde, hayatın devamını sağlamaya yetecek kadar gıda tüketme, giyinme, barınma, sağlık hizmetlerinden yararlanabilme gibi unsurlar akla gelir. Yaşamını sürdürebilmesi için gerekli olan asgari ihtiyaçlarını temin etmek, insanın en başta gelen hakkıdır. Temel ihtiyaçlar karşılandığı ölçüde yaşama hakkı da insanlık için anlam kazanacaktır. İnsanın ihtiyaçlar hiyerarşisinde en alt kademedeki temel gereksinimler, nicelik ve nitelikçe her geçen gün genişleyen bir özellik taşır. Bu anlamda bir tüketici hakkı olarak temel ihtiyaçların karşılanması sahasında, ekonomik kalkınmaya paralel biçimde, sürekli çıtanın tüketici lehine yükseltilmesi bir mecburiyetin ifadesi halini almaktadır.

2.Tüketicinin Sağlık ve Güvenliğinin Korunması Hakkı


Çağımızdaki teknolojik gelişmeler neticesinde çok değişen ve çeşitlenen mamuller, riskleri de beraberinde getirmiştir. Tüketici, satın aldığı mal ve hizmetlerle ilgili çeşitli tehlikelere maruz bulunmaktadır. Bu tehlikeler tüketicinin sağlığını etkileyebildiği kadar hayatını kaybetmesine de neden olabilmektedir. İşte bu tehlikelerin önlenmesinin istenmesi, temel tüketici haklarının başında gelir.
Bu bağlamda, mal ve hizmetlerin ve bunları kullanacak kişilerin nitelikleri dikkate alınarak, kullanım sonucunda ortaya çıkabilecek riskler hakkında tüketici gereğince bilgilendirilmeli, muhtemel tehlikelerden korunma yollarından haberdar edilmelidir. Risklerin haber verilmesinden de önce takip edilmesi gereken nokta ise, piyasaya sunulan mal ve hizmetlerin tüketiciler yönünden “kabul edilebilir sınırları aşan bir tehlike unsuru taşımaması” esasıdır. Nitekim, AT çerçevesinde zorunlu hale getirilen CE işareti, ürünün sağlık, güvenlik, çevre ve tüketicinin korunması gereklerine uygunluğunu saptayan bir tür pasaport niteliğinde olup, bu hususu da güvence altına almayı hedeflemiştir
Buradaki kabul edilebilir sınırların tespitine hizmet eden önemli alt yapı unsurları olarak, kalite ve standardizasyon göze çarpar. Kalite, ürünün niteliğini ifade ederken; asgari kalite düzeyini, standartlar tayin eder . Böylece mallar belli düzeyin üstünde bir kalitede tutularak, tüketicinin sağlık ve güvenliğinin korunması temin edilmiş olmaktadır. Bu yolda mevzuat desteğinin yanında, işletmelere Toplam Kalite Yönetimi'nin de benimsettirilerek müesseselerde iç denetimin teşvik edilmesi, akılcı ve modern bir yöntem olacaktır. Zira; hukuksal alt yapı her ne kadar zorunluysa da, sorunun çözümünde kısmi bir yer tuttuğu ve kabul edilen mevzuatın uygulanma zorluğu düşünülürse, işletmelerin yapılarında modernleşme hareketlerinin özendirilmesi, tüketicinin korunması politikası açısından belki en verimli stratejidir.

3. Tüketicinin Ekonomik Çıkarlarının Korunması ve Tazmin Edilme Hakkı


Tüketiciyi koruma politikasının ve temel tüketici haklarının esası, ekonomik çıkarların korunmasında düğümlenmektedir. Zaten bilgilendirilme, eğitilme, temsil edilme gibi diğer temel hakların finalitesi, tüketicinin ekonomik menfaatlerinin sağlam bir zemine kavuşturulmasıdır. Son olarak, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un(TKHK) kabulü ile, daha önce değişik kanunlara serpiştirilmiş hükümlerin bir araya toplanarak mevzuatta bütünlük tesis edildiğini görmekteyiz. Ayıba karşı tekeffül, tüketici kredisi, kapıdan satış, reklam, ilan, etiket, garanti belgesi, kullanma, tanıtım kılavuzu konuları söz konusu hükümlerdendir. Ayrıca TKHK ile il ve ilçelerde öngörülen Tüketici Sorunları Hakem Heyeti’nin(TSHH) teşkili önemli bir yeniliktir. Fakat doğan sorunlarda, tüketiciye TSHH’e başvuru alışkanlığının aşılanması önem kazanmıştır. Tüketicinin taraf olduğu uyuşmazlıkların çözümünde "mahkeme öncesi bir uzlaşma ortamı" görevini ifa eden Hakem Heyetleri, tüketicinin korunması hareketinde büyük bir boşluğu doldurur.
Ekonomik çıkarların korunması kavramının vazgeçilmez cüzü ve müeyyide kısmı, tazmin edilme hakkıdır. Hukuksal mantığın gereği olarak herhangi bir hakkı ihlal edilip zarara uğratılması halinde tüketicinin tazminata hak kazanması gerekir. Tazmin edilme hakkı ile ilgili en önemli taraf ise, hukuksal yollar masraflı olduğu ve ağır işlediği için, tüketiciler açısından kolay uygulanabilir, ucuz hak arama yollarının teşekkülüdür. Ülkemizde TKHK uyarınca kurulmuş bulunan TSHH ve uygulamaya geçirilmesi beklenen Tüketici Mahkemeleri, bu anlamda kayda değer gelişmelerdendir. Tüketicinin ekonomik çıkarları söz konusu olunca üzerinde durulmadan geçilemeyecek konulardan biri de, Genel İşlem Şartları’dır. Zira Genel İşlem Şartları (GIS), kitlesel üretime geçişle kişisel ilişkilerin standartlaşmasının zorunlu sonucu olarak doğup, hayatın her noktasına girmiştir. Ancak, uzman hukukçulara hazırlatılan standart sözleşme tipleri, her şeyden önce satıcının menfaatini gözetmekte, tüketici için göremeyeceği, anlayamayacağı tuzaklar içermektedir. Dolayısıyla bu tarz GİŞ, günümüzde meşhur sözleşme serbestisi prensibini aşındırmıştır. Bunun telafisi, BK genel hükümlerinin ötesinde özel bir mevzuat ile aranmalıdır . Artık, GİŞ hakkında tüketici-satıcı dengesini gözeten bir hukuki düzenlemeye gidilmesi, hatta bunun TKHK’a eklenmesi bir zorunluluktur.
Kısaca; belirttiğimiz bu münferit problemlerin çözümünü temelde tek bir kavramla izah etmek mümkündür:
Serbest rekabet şartlarının sağlanıp devam ettirilmesi. Zira, TC'nin ekonomik hayatına damgasını vurmuş ithal ikamesine dayalı dış ticaret politikaları ve gümrük duvarları bugüne kadar Türk tüketicisine en büyük zararı vermiştir. İşte bu düşünceyle serbest rekabet ön şartı sağlanmadıkça en güçlü kanunlar, en kararlı yöneticiler dahi etkisiz kalmaya mahkum olacaktır.

4. Tüketicinin Eğitilme Hakkı


Eğitim, vatandaşlara haklarının ve sorumluluklarının bilincinde, mallar ve hizmetler arasında bilinçli bir seçim yapma yeteneğine sahip, iyiyi kötüden ayıran tüketiciler olarak hareket etmelerini sağlayacak alt yapının kazandırılması sürecini ifade eder. Bu bağlamda tüketiciler, özellikle haklarını aramanın gerekliliği ile bunun yolları ve ilgili merciler hakkında bilgilendirilmeli, eğitilmelidir.
Eğitimin verileceği en iyi ortam ise okul sıralarıdır. TKHK ile de Milli Eğitim Bakanlığı’nca her derecedeki okulların ders programlarına tüketicinin eğitilmesi konusunda gerekli ilavelerin yapılacağı ifade edilmiştir. Biz burada söz konusu girişimlerin etkinliğinin büyük ölçüde 'eğiticilerin eğitilmiş olmasına bağlı olduğunu belirtmeliyiz. Dolayısıyla belki ilk önce halledilmesi gereken sorun öğretmenlerin gerekli yetkinliğe kavuşturulmasıdır.
Girmek için çaba sarf ettiğimiz AB, konuyu zorunlu eğitimde ders programlarına almış durumda. Medyanın ilgisi ve tüketici örgütlerinin girişimleri de bu uygulamanın destekleyicisi.. Ülkemizde ise tüketicinin eğitimi için en etkin güce medya sahip. Gazetelerin hemen hepsinde mevcut olan tüketici köşeleri aracılığıyla, tüketicinin her türlü sorununa kulak verilerek eğitimi ve bilgilendirilmesi de gerçekleştirilmekte. Fakat söz konusu eğitimin, 65 milyonluk ülkede 5 milyonun altında kalan gazete okuyucusuyla sınırlı kaldığı göz ardı edilmemeli. Bu noktada okulların geniş tüketici kitlelerine ulaşma avantajı bir çıkış yolu olabilir. Nüfusunun dörtte biri henüz orta öğrenimde bir ülke olarak, eğitim politikamızda tüketicilik bilincinin aşılanmasına yer vermek, akıllıca olacaktır. Belirtmek gerekir ki, tüketici hareketinin sağlıklı gelişimi açısından ne mevzuat, ne kurumlar ne de bir başkası; iyi eğitilmiş, haklarının bilincinde, rasyonel karar verebilen tüketiciler kadar değerli olamaz.

5. Tüketicinin Bilgi Edinme Hakkı


Bilgilendirilme hakkı denince tüketicinin satın alacağı mal ve hizmetlerle bunları üreten satan firmaya ilişkin bilgilerin tüketiciye doğru ve tam olarak verilmesi anlaşılır. Tüketici olarak kişi, alacağı elektronik oyuncağın tehlikelerinden, kullanacağı ilaçların, yiyip içeceği gıdaların, sağlık açısından taşıdığı risklere kadar uzanan çizgide bir bilgilenme hakkına sahiptir. Etiket mecburiyeti ve reklamların denetimi de zaten bilgi edinme hakkının sağlıklı kullanılabilmesini sağlamaya yönelir.
Hepsinden de önemli olarak sağlık sektöründe tüketici, alacağı hizmetin yaptıracağı bir ameliyatın doğuracağı sonuçları en ince ayrıntılarına kadar bilme hakkına sahiptir. Her nedense bizim ülkemizde, sağlık sektörüne gelince tüketici ve hakları, büsbütün unutulmuştur. Oysa, tüketici olarak kişinin doğrudan hayatının söz konusu olduğu düşünülürse, öncelik listesinin başında sağlık hizmetleriyle ilgili tüketici hakları olmalıdır. Bu bilincin yerleşmesi, belki sağlık sektöründeki sayısız facianın da önüne geçme fırsatı verecektir.
Unutulmamalı ki satıcı-tüketici arasındaki dengesizliklerin en derin olanı, piyasadaki mal ve hizmetler hakkında tarafların bilgi düzeyinde ortaya çıkmaktadır. Piyasaya sürülen malların olumlu - olumsuz yönlerini satıcılar çok iyi bilmesine karşılık tüketiciler bunlardan habersizdir. Oysa tüketicilerin doğru seçim yapabilmeleri, eksiksiz ve doğru bilgilendirilmelerine bağlıdır. Tüketicinin aydınlatılması amacıyla Batıda büyük paralar harcanması boşuna değildir. Tecrübeler de gösteriyor ki, satıcı-tüketici dengesini sağlamada rol oynayacak faktörlerin en önemlisi, tüketicinin bilgilendirilmesi olgusudur.

6. Tüketicinin Seçme Hakkı


Demokrasilerde yöneticilerini özgür iradeleriyle seçen vatandaşların, aynı mantık uyarınca, tüketici olarak da istek ve ihtiyaçlarını karşılayacak ürün ve hizmetleri seçme hakkı bulunmalıdır. Bu, alternatif mamul ve hizmetlerin piyasaya sunulmasıyla mümkün olabilir. Temeli rekabet olan serbest piyasa ekonomisinin gereği ve mantığı da, pazarda alternatif ürün ve hizmetlerin mevcudiyetidir zaten.
Bu yolda kabul edilip uygulanan anti-kartel yasaları, rekabetin sağlıklı işleyişi için gerekli kuralları belirleyerek haksız rekabeti cezalandırmakta, tüketicinin korunması için en uygun ortam olan serbest rekabet şartlarını güçlendirmeyi hedeflemektedir. Ülkemizde kabul edilen RKHK ile de tüketicinin seçme hakkı için gerekli rekabet ortamının tesisini sağlayacak hukuki altyapı konusunda ciddi bir adım atılmıştır.

7. Tüketicinin Örgütlenme ve Temsil Edilme Hakkı

İlk tüketici örgütlerine ABD’de rastlarız. Sayıları ve etkinlikleri giderek artan bu örgütler, temelde satıcı-tüketici arasındaki dengesizliğin giderilmesi düşüncesinden kaynaklanır. Günümüzde dağınık yapıdaki tüketici kitlesinin çok daha önceden örgütlenmesini tamamlamış satıcılar karşısında, sesini duyurabilmesi, güçlü örgütlenmiş olmasına bağlı. Şu var ki bu örgütlerin etkinliği de ülkelerin geleneksel yapısı ile halkın eğitim ve mali seviyesine bağlı biçimde değişmektedir.

Batıda, halk katılımını sağlayan ve mali alt yapısı güçlü tüketici örgütleri, satıcı üzerinde neredeyse hukuki yaptırımdan daha etkili kamuoyu baskısı yaratabilmektedir. Oysa ülkemizde tüketicilerce kurulan dernek ve vakıf şeklindeki örgütler, Batıdaki örnekleriyle kıyaslanamayacak derecede zayıf. Dar bir kitleye sıkışmış ulusal tüketici örgütlerinin etkisi, maddi olanaksızlıkların da baskısıyla çok sınırlı kalmakta.
Örgütlerin, siyasi otoritenin benimseyeceği sosyo-ekonomik politikaların tercihinde etkisiz ve işletmeler karşısında itibarsız kalması, sonuçta; tüketicinin temsil edilme, görüş bildirme hakkının kullanılamamasına yol açmaktadır. Buna karşılık, günümüzde tüketicinin karar alma mekanizmasına katılıp temsil edilme hakkını kullanabilmesi için, güçlü tüketici örgütlenmesi vazgeçilmez bir şarttır.

8. Sağlıklı Bir Çevreye Sahip Olma Hakkı

Buraya kadar incelediğimiz haklar, her şeyden önce sağlıklı bir çevrede kullanılabildiği ölçüde gerçekten tüketicinin korunması amacına hizmet etmiş olur. Sağlıklı çevre hakkı denince, insan neslinin geleceği de işin içine girmektedir. Kitlesel tüketim sürecinin ilerlemesi, tüketicilerin kişisel ölçekte korunmasına ek olarak, tüm insanlığı ilgilendiren "çevrenin korunmasını" da artık hayati bir konu haline getirmiştir. Zira, çevreyi korumadan, tüketicinin korunmasını düşünemezsiniz.
Şu halde işletmelerin çevreye saygılı üretim yapmasını beklemek de bir temel tüketici hakkıdır. Bu hakkın işlerliği tüketiciler arasında çevreyi koruma bilincinin yayılmasına ve çevreci işletmelerin ürünlerinin tercih edilmesine bağlıdır. Zaten talebin çevreci ürünlere yönelişi, üreticileri de çevre konusunda daha hassas olmaya zorlayacaktır. Bu gerçek karşısında tüketicilerin davranışlarını gözden geçirmesi gerekiyor. Çevreye saygılı ürünlere yönelmek ve ihtiyaç oranında tüketmek, daha az çöp çıkarmak, israftan kaçınmak gibi değerler artık çağdaş yaşamın temel unsurları...

SONUÇ

Tüketicinin korunması hareketi; sosyo-ekonomik, hukuksal ve ahlaksal yönleriyle, çok boyutlu olarak ele alınması gereken karmaşık bir dinamikler bütünüdür. Bu bütün, anti-kartel yasalarından çevre korumacılığına, iş ve ticaret ahlakından uluslararası pazarlarda rekabet edebilmeye, enflasyon oranlarından gelişmişlik düzeylerine kadar geniş bir tabanda değerlendirilmelidir.
Konunun çok yönlülüğü, satıcı-tüketici arasında doğan dengesizliği giderme yolunda başvurulacak yöntemlerin de çok boyutlu olmasını zaruri kılmaktadır. Bu bağlamda eş zamanlı olarak hem yasal düzenlemeyi gerçekleştirmek,(hukuksal boyut) hem rekabetin korunmasını desteklemek, (iktisadi boyut) ve hem de tüketicilerin bilinçlenmesini, örgütlenmesini sağlamak (sosyolojik boyut) zorundayız...


Fatih Doğan
İ.Ü. Hukuk Fak. 1998, 'MPM Ödülü




Tüketici Kimdir?


Amaç, Kapsam, Tanımlar


Amaç
Madde 1- Bu Kanunun amacı, kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, aydınlatıcı, eğitici, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı önlemleri almak ve tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konudaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemektir.

Kapsam
Madde 2- Bu Kanun, 1inci maddede belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar.

Tanımlar
Madde 3. - Bu Kanunun uygulamasında;
a) Bakanlık: Sanayi ve Ticaret Bakanlığını,
b) Bakan: Sanayi ve Ticaret Bakanını,
c) Mal: Alış-verişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları,
d) Hizmet: Bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyeti,
e) Tüketici: Bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi,
f) Satıcı: Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri,
g) Sağlayıcı: Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye hizmet sunan gerçek veya tüzel kişileri,
h) Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında tüketici ile satıcı-sağlayıcı arasında yapılan her türlü hukuki işlemi,
ı) İmalatçı-Üretici: Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere tüketiciye sunulmuş olan mal veya hizmetleri ya da bu mal veya hizmetlerin hammaddelerini yahut ara mallarını üretenler ile mal üzerine kendi ayırt edici işaretini, ticari markasını veya unvanını koyarak satışa sunanları,
j) İthalatçı: Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere tüketiciye sunulmuş olan mal veya hizmetleri ya da bu mal veya hizmetlerin hammaddelerini yahut ara mallarını yurt dışından getirerek satışa sunan gerçek veya tüzel kişiyi,
k) Kredi veren: Mevzuatları gereği tüketicilere nakit kredi vermeye yetkili olan banka, özel finans kuruluşu ve finansman şirketlerini,
l) Reklam veren: Ürettiği ya da pazarladığı malın/hizmetin tanıtımını yaptırmak, satışını artırmak veya imajını yaratıp güçlendirmek amacıyla hazırlattığı, içinde firmasının ya da mal/hizmet markasının yer aldığı reklamları yayınlatan, dağıtan ya da başka yollarla sergileyen gerçek ya da tüzel kişiyi,
m) Reklamcı: Ticari reklam ve ilânları reklam verenin duyduğu ihtiyaç doğrultusunda hazırlayan ve reklam veren adına yayınlanmasına aracılık eden ticari iletişim uzmanı gerçek ya da tüzel kişiyi,
n) Mecra kuruluşu: Ticari reklam veya ilânı hedef kitleye ulaştıran iletişim kanallarının ya da her türlü aracın sahibi, işleticisi veya kiralayıcısı olan gerçek veya tüzel kişiyi,
o ) Teknik düzenleme: Bir ürünün ve hizmetin, ilgili idari hükümler de dahil olmak üzere, özellikleri, işleme ve üretim yöntemleri, bunlarla ilgili terminoloji, sembol, ambalajlama, işaretleme, etiketleme ve uygunluk değerlendirilmesi işlemleri hususlarından biri veya birkaçını belirten ilgili Bakanlık tarafından Resmi Gazetede yayımlanarak mecburi uygulamaya konulan standartlar dahil olmak üzere uyulması zorunlu olan her türlü düzenlemeyi,
p) Tüketici örgütleri: Tüketicinin korunması amacıyla kurulan dernek, vakıf veya bunların üst kuruluşlarını,
İfade eder.




Tüketici sorumluluğu taşıyalım

Tüketici hakları aynı zamanda tüketici sorumluluğunu gerektirmektedir. Sorumluluk bilincinin gelişmediği durumlarda verilen hakların hem değeri anlaşılamamakta, hem de hayata geçirilememektedir.

Bu nedenle,
Yasaların sizlere tanıdığı hakları kullanmaktan çekinmeyiniz.

Üretilen mal ve hizmetler konusunda tam ve eksiksiz bilgiye sahip olduğunuzda, seçimlerinizi ve tercihlerinizi daha sağlıklı yapabilecek ve piyasayı şekillendirebileceksiniz.

Üreticilerde sizlerin tercih ve isteklerinize uygun, kaliteli malları, en uygun fiyatla sunmanın yollarını araştıracaklardır.

Çağdaş ve modern büyük Türkiye için; Ulusal hedef bilinçli üretim ve tüketim toplumunu oluşturmaktır


HAFTAYLA İLGİLİ ŞİİRLER


 

TÜKETİCİ HAKLARI          

Satın aldığın malda,                

Hiç kusur olmamalı.

Belirtilen özelliklere

Tümüyle uygun olmalı

 

Eğer böyle değilse

Yapacağın şeyler var.

Güzel vatanımızda,

Sana destek yerler var.

 

Belediyeden başla,

Hakem Heyeti’nde dur.

Oralarda olmazsa,

Ticaret Müdürlüğünü bul.

 

Sakın vazgeçme,yılma

Sonuna kadar diren.

Haklarını kullan ki;

Aldığın malı beğen.   

  Ayşe Açıkalın
     

 

EY TÜKETİCİ KARDEŞ

Kusurlu mal aldıysan ,

Sakın hakkını yedirme.

Sessiz sakin kalıpta

Bir köşeye çekilme

 

Senin de hakların var,

Parana yazık etme.

Koş  malını değiştir,

Göğsünü gere gere.

 

Satan kabul etmezse,

Git Hakem Heyeti’ne

Yine de olmuyorsa

Diğer yerleri dene

 

Ey tüketici kardeş

Sakın hakkını yedirme

Kusurlu mal alıp ta

Bir köşeye çekilme.

      Ayşe Açıkalın

 

HAKLARINI ARA

Bir mal aldığın zaman,

Sözleşme yapmadıysan.

Sakın çözüm yok sanma,

Hiç boşuna gamlanma.

 

Satanın her dediği,

Bir sözleşme sayılır.

Hakkını ara diye,

Bu sana ilk adımdır

 

Malını değiştirmek için

On beş gün zamanın var.

Eğer hile yapılmışsa

Bu iki yıla çıkar

                                                                         

Paranın kıymetini bil                                           

Bozuk mal satın alma,                                          

Haklarını ara ki

Sonra pişmanlık duyma!

   Ayşe Açıkalın

 

 
Tüketici Hakları
 

Her insan duymalıdır alın terine saygı
Tamamen kaldıralım tuzakları, fakları
Alış veriş yaparken, olmasın bizde kaygı
Her zaman korunmalı tüketici hakları.

Tazesinden yiyelim, tüketmeyelim bayat
Taze yiyen insanda uzun olur hep hayat
Fiyatlar normal olsun, el yakar yüksek fiyat
Her zaman korunmalı tüketici hakları.

Cemiyette çoğalsın vicdanlı olan kullar
Kul hakkı sakın yeme, geçiverir bak yıllar
Hatasız ve defosuz sağlam olmalı kullar
Her zaman korunmalı tüketici hakları.

Ayyaşlığa ilk adım şarap veya rakıdır
Ahlaklı olan esnaf, milletin yüzakıdır
Taze ve ucuz almak tüm kulların hakkıdır
Her zaman korunmalı tüketici hakları.

Kokmuş ve çürük malı ne satın al, ne de sat
Kimseyi kazıklama geçse eline fırsat
Alırken dikkatli ol, bazıları çok fesat
Her zaman korunmalı tüketici hakları.

Şükrü ÖKSÜZ

 

HAKKINI ARAMAYAN TÜKETİCİYE


Tüketici arkadaş,

Haklarını bilmiyor musun?

Aldığın mal kusurluysa

Neden susup duruyorsun?

 

Bozuk ürün aldın da

Ne çabuk razı oldun?

Hiç itiraz etmedin

Paranı yolda mı buldun?

 Ayşe Açıkalın

 


SKEÇ:


Vatandaş Osman Emmi  torunu için bir bilgisayar almaya gider.Torununu kıramayıp parayı zar, zor biriktirmiştir;

OSMAN EMMİ:

Kardaş bana bir bilgisayar ver eyisinden olsun.Şöyle torunuma layık olsun  emme.İkinci sınıfa gidiyor.Proce mi ,perfomas mı ne ödevleri varmış ta, onlar için pek eyi olurmuş. Ne zamandır istiyodu zaten.

UYANIK SATICI:

Tabii amcacığım sen paradan haber ver yeterki .İşte elimdekilerin en iyisi bu.(Ceketinin koluyla bilgisayarın tozlarını siler.)

OSMAN EMMİ:

Ne kadar oluyo şinci bu alet?

UYANIK SATICI:Senin için bin lira yaparız.

OSMAN EMMİ :

Çok pahalıymış kardaş. Elimde hiç para kalmayacak biraz indirsen

UYANIK SATICI

Katiyyen olmaz.Çok süper bir bilgisayar bu.En son madel .Bununla her şeyi yapabilir torunun. Başına oturdu mu okula gitmiş gibi olur.

OSMAN EMMİ;

Peki al bakalım.(Tıkır tıkır paraları sayar.)

UYANIK SATICI;(Paraları sakalına sürer)Hayrını gör amca  adresi ver de ben eve gönderirim.

Adresi yazar Osman emmi soğol deyip uzaklaşırken. Arkasından bağırır :

UYANIK SATICI

Alan veren gavur olsun.  Satılan mal geri alınmaz haaa    (Kendi kendine söylenir:) Oh be kurtuldum şu hurdadan amca yaşlı, torunu da küçük bu hurda onlara yeter

(İki gün sonra Osman Emmi bilgisayarcıda)

OSMAN EMMİ:

Kardaş verdiğin bilgisayar  çürük çıktı.Hani her şey yapardı, en son modeldi.Açamadık bile.

UYANIK SATICI

Açmayı bilmiyorsan bana ne!

OSMAN EMMİ

Açmayı biliyoruz emme düğme içine kaçtı.Ya bana düzgün bir şey vir yada paramı vir

UYANIK SATICI

Tek kuruş vermem.Hem alan veren gavur olsun dedik.İkimizde gavur oluruz valla!(Satıcı sinirli hareketler yapar.)

(Osman emmi çaresiz  peki der kara kara düşünerek evine gider.Tam okulun önünden geçerken aklına öğretmen hanım gelir.)

İçeriye bağırır;Ögretmen hanım kızııııım1

ÖĞRETMEN HANIM

Buyur Osman Emmi

OSMAN EMMİ:

Toruna bilgisayar aldıydım ya biliyon. Hem bozuk hem çürük çıktı.Bugün gittim. Ya paramı ya sağlam bilgisayar dedim ikisini de virmedi.Nirdeyse beni kovacaktı.Hanım kızım sen bilirsin,bana bi akıl vir.

ÖĞRETMEN HANIM

Üzülme Osman Emmi.Hakkını alacaksın.Anladığım kadarıyla senin bu satıcı kendini uyanık zannediyor.Bozuk bilgisayarı bilerek satmışa benziyor. İki yıl içinde hakkını arayabilirsin.Yarın git paranı iste.Vermezse Hakemler Heyeti ne şikayet edeceğini söyle.Yine vermezse  Hakemler Heyetine git.Ama bence gerek kalmayacak.Paranı hemen verecek.

OSMAN EMMİ:

Sağol ögretmen hanım kızım.İçime su serptin.

(OsmanEmmi gider.Satıcı yine mi ,sen amada yapışık adamsın be diye bağırır.)

OSMAN EMMİ: Paramı vir,hakkımı sana yidirmem.Ben o parayı  kolay biriktirmedim.

 UYANIK SATICI;Virmezsem ne yaparsın der dalga geçerek.

OSMAN EMMİ:Şikayet ederim

UYANIK SATICI:

(Satıcı sırıtarak)Nireye

OSMAN EMMİ:(Bu sefer Osman Emmi sırıtarak)Hakemler Derneğine

(Uyanık satıcı birden panikler)

UYANIK SATICI:Sen orayı nerden biliyosun be!

OSMAN EMMİ (gülümseyerek):Bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıp kardaş

UYANIK SATICI:Tamam tamam hemen getir bilgisayarı der, parayı verir

OSMAN EMMİ: (Parayı alır)Niye ben getirecekmişim.Gönderirken pek hevesliydin ya, bi zahmet aldırıver.

 
Ayşe Açıkalın   Uzman Öğretmen

Türkce Öğretmenlerinin Buluşma Noktası
Copyright © 2006 Türkçe Öğretmeniyim

2011 Tüketiciyi Koruma Haftası (15-21 Mart) .
Powered by Joomla 1.7 Templates